ÇOK TUHAF!

Son yıllarda kafe, restoran gibi mekânlarda “gün yapmak” hanımlar arasında moda oldu. Yani artık hanımefendiler evde kısır, börek, çörek yapmıyor ve uzun uzadıya oturmuyorlar. Nasıl olduysa artık yan yana uzatılmış bir masaya toplanıp meselenin gereklerini yapıyorlar, altınsa altın, para ise para, söz ise sözü birbirlerine takdim edip gidiyorlar evlerine…

Öyle ya, kim oraya buraya evlere gidecek, kim uzun uzadıya temizlik yapacak, kim evde misafir kabul edecek? Her şey bir anda oldu bitti! Gün ne ki? Biz ne günleri, haftaları, ayları ve seneleri yitirdik heybemizde!

Geçtiğimiz gün bir kafede kahve içiyordum. Yan masada yaşı altmışın üzerinde olan birkaç hanımefendinin konuşmasına ister istemez kulak misafiri oldum. Galiba burada gün yapıyorlar!

Kadın anlatıyor:

“Yan komşumuz beni öldürecek! Ayol kocaman bahçesi olan lüks evinde on tane kedi, bir köpek besliyor kadın, miyavlama ve havlama sesinden vallahi uyku filan kalmadı bizde. Kediler balkonuma giriyor, tüy bırakıyor, patileriyle sandalyelerimi kirletiyorlar. Defalarca şikâyet ettim, bana 'Sen hayvanlarla yaşamayı öğreneceksin' diyor. Hayvanlarla yaşamayı niye öğreneyim, mecbur muyum ben? Allah’ım ne günlere kaldık! Devir çok bozuldu. Bu zamanda her şey beklenir!..”

Diğer kadın arkadaşlarına destek kabilinde anlatıyor:

“Bir restorana gidiyorsunuz ayaklarınızın altında kediler dolaşıyor ve irkile sarsıla yemek yiyorsunuz. Efendim neymiş, bütün mekânları, dünyayı hayvanlarla paylaşacakmışız! Bak sen…”

Kadınların hayvan sevmediğini bu cümlelerden çıkaramayız elbette. Çıkarsak bile onları kınama hakkımız var mı? Elbette yok! Hayvan sevmek başka, merhamet etmek başka… Zaten günümüzde hiç kimse artık bir hayvana “Kışşş” deme lüksüne sahip değil ki! Bir insan hayvan sevmediğini bir belli etsin bakalım görün başına neler geleceğini!

"Bu zamanda her şey beklenir", diyen kadın, belli ki bütün hayal kırıklıklarını, öfkelerini, kızgınlıklarını zamana yüklemiş. Sanırsınız ki insan zamanın emrinde bir köledir, zaman ne isterse insan onu yapar… Maalesef zamanla baş edemeyen insanlar, ona pek çok anlam yüklemesi yaptılar. Zaman kötü oldu, zaman her şeyi çığırından çıkaran oldu ve hatta zaman ahlaksız oldu!

İnsanoğlu bütün kötülüklerin de güzelliklerin de kendi eseri olduğunu bir türlü kabul etmese de hakikat aynen böyledir. Şikâyet edilen kadına üç tane tavuk ve bir de horoz besle desen şaşar ve “Ay bu zamanda şehirde tavuk ve horoz beslenir mi hiç!” der. Ama etrafa tüy ve pislik bırakan hayvanları alıp evinin salonunda ve bahçesinde beslemeye hiç üşenmez ve komşusunu rahatsız ettiğini ise hiç umursamaz…

Gün söyleşisi yapan hanımefendi evinde misafir kabul etmeye üşenip gün ve kabullerini restorana ve kafelere taşımanın kendi tercihi olduğunu unutur ve sorsan bu durumun da zaten zamanın suçu olduğunu düşünür kuvvetle ihtimal!

Köpeğiyle sahillerde insanlar arasında denize girip yüzenlere sorsan “Ayol yüzmek, serinlemek onun da hakkı ne var bunda” der ancak bir hayvanla aynı denize girmek istemeyen diğer insanların hakkını ihlal ettiğini asla düşünmez!

“İnsan eşref-i mahlukattır!”

Yani yaratılmışların en şereflisidir. Her ne olursa olsun önce insan diyoruz! Bazı insanların bu hususta ifrat ve tefritte sınır tanımaması hakikaten çok şaşırtıcı. Kul hakkına girerek hayvan hakkı savunulamaz.

Geçtiğimiz kış aylarında köpeklerin parçalayarak öldürdüğü Kayseri’deki yavrumuz Sapanca’da bir cani tarafından işkenceyle öldürülen köpekler kadar ilgi uyandırmadı, üzerinde konuşulmadı!

Sizce bu durumda bir tuhaflık yok mudur?

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner207

banner214

banner229

banner151

banner215

banner228