Geçen yüzyılda Balıkesirlinin çok yönlü bir kültür abidesi olarak tanıdığı, Verem Savaş Derneği başkanlığı ile Balıkesir’de “veremle meydan savaşı” vererek Balıkesir’i bu hastalıktan kurtaran ve “Uzun Veçhi” olarak tanıdığı 2.05m. boyundaki Öğretmen Veçhi Ersun’du.
Veçhi Bey'in az bilinen yönlerinden biri de politikacılığıdır.
1946 seçimlerinde Balıkesir'de Demokrat Parti Kurucuları Millî Mücadele döneminin iki millet vekilini, Hasan Basri Çantay ve Vehbi Bolak Beyleri, "müstakil" (bağımsız) aday olarak listelerinin başına almışlardı.
Memleketin bu çok sevilen, çok tanınan, çok güvenilen iki evlâdının listelerinde olması hem halka güven vermekte, hem de bu kişiler yeni kurulan partiye tecrübeleriyle yön vermekte idiler. Ama bilinen seçim oyunlarıyla 1946 seçimlerinde Demokrat Parti kazandırılmadı.
Zaman hızla geçti. 1950 seçimlerine gelindiğinde ülkenin siyasi atmosferinde çok şeyler değişmişti. Demokrat Parti çok kısa zamanda büyümüş, Halkın öfkesini toplayan Cumhuriyet Halk Partisi karşısında güçlenmişti.
1950 seçimlerine hazırlanmaya başlayan Demokrat Partili siyasiler bu kere 1946 da zorla göreve davet ettikleri Balıkesir'in iki emektarını listelerine almadılar.
Bunun üzerine Hasan Basri Çantay ve Vehbi Bolak Beyler o zaman yürürlükte olan seçim sistemine göre seçilmelerinin imkânsız olduğunu bile bile bağımsız olarak seçime girmeye karar verdiler.
23 Nisan 1950 tarihli Türk Dili gazetesinde 22 Nisan 1950 tarihine kadar "müstakil aday" olarak seçim kuruluna başvuranlar şunlardır:
Vehbi Bolak, Hasan Basri Çantay, Mustafa Necmi Urunsal, İhsan Gürel, İbrahim Ethem Akıncı, Kemal Balıkesir.
Veçhi Bey, bu listenin ilânından sonra aday olmak için başvurmaya karar verir.
Bu kararını şöyle anlatmıştı: "Aday olmaya karar verince annemle konuştum. 'Oğlum nasıl olsa kazanamazsın. Boşuna uğraşma' dedi. Ben de: 'Biraz para kaybederim. Ama hevesimi alırım.' dedim ve müstakil adaylığa başvurdum.
Artık Veçhi Bey için farklı bir dönem başlıyordu. Kiraladığı payton arabasına "Müstakil Aday" diye pankart asıp şehirde dolaşıyor, akşamları kahvehanelerde sohbetler tertip ediyor, adet olduğu üzere meydanlarda mitingler tertip ediyordu. Onun mitinglerinde konuşmacı kürsüsü bulunmaz, boyu uzun olduğu için olduğu yerde ayakta konuşur meydana hakim olurdu.
Bu demokrasi savaşında yakın arkadaşları da kendisine yardımcı oluyordu. Özellikle Balya köylerinde tutuluyor ve oralardan yığınsal rey bekliyordu. Ama bu arada kendisine hiç aklına gelmediği seçim hileleri de yapılıyordu.
Ve seçimler yapıldı. Beklendiği gibi Demokrat Parti çoğunluğu alarak iktidara geldi. Veçhi Ersun bu seçimde 1427 oy aldı.
En güvendiği Balya ve köylerinden kendisine bir rey bile çıkmamasına şaşıran Veçhi Bey durumu araştırınca acı ve komik gerçeği öğrendi.
Seçimlerden bir gün önce Balya ve köylerinde dolaşan Demokrat Partili bazı şahıslar:
"Sizin tuttuğunuz aday, Allah rahmet eylesin, dün akşam öldü. Boşuna rey vermeyin. Reyinize yazık olmasın. Bizim partiye oy verin de Halkçılar kazanmasın." diye propaganda yapmışlardı.
Seçimlerin ertesi günü Balyalılar çok sevdikleri Veçhi Bey'in ölümüne çok üzülmüşler, evine “baş sağlığına” gelince dururum anlaşılmış, bu sefer de çok sevinmişlerdi. (Bu olayı bana bizzat kendisi gülerek anlatmıştı.)