Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) genel kurulu için gittiğim Ankara'da aldığım mesaj ürpertti beni dersen inanmayın!

Hiç mi hiç şaşırmadım.

Doğal ve her an beklenebilecek bir davranış biçimi çünkü.

Şükürler olsun ki, bu kez zayiat (!) yoktu bana iletilen haberde.

Arayan Ayna gazetesinin sahibi Semih Bolluk idi.

Şunu aktardı: 

"Balıkesir Belediyesi, Gazete Balıkesir ve Ayna'ya,  Balıkesirspor'un deplasman maçları için gazetecilere tahsis ettiği araçtan  yararlandırılmaması amacıyla yasak kararı almış.  Pazar günü  oynanan Eyüpspor karşılaşması için Belediye önünden İstanbul'a hareket edecek minibüsün şoförü hareket öncesi; 'Araçta Ayna ve Gazete Balıkesir muhabiri var ise,  aşağıya insin. Başkanlarımızın kesin talimatı var. Yoksa araç hareket etmeyecek' demiş. Bunun üzerine muhabirimiz (İsmail Koca) araçtan inmek zorunda kalmış."

Belediye'ye ait 12 kişi kapasiteli minibüs daha sonra, Politika, Ekspres muhabirleri ile Balıkesirspor'un iç saha ve deplasman karşılaşmalarını 'korsan' olarak yayınlayıp Balıkesirspor Kulübü'ne maddi zarar veren Osman Yurdusev'den oluşan 3 kişiyle İstanbul'a hareket etmiş. 

Bana aktarılana göre, şoföre verilen görevlendirme yazısında da "Gazete Balıkesir ve Ayna muhabirleri araca alınmayacak" talimatı yer alıyormuş!

***
Öncelikle teşekkür edelim Balıkesir Belediyesi yönetimine.

Spor muhabiri arkadaşlarımızı Balıkesirspor'un deplasman karşılaşmalarına kolaylıkla gidip gelmelerini sağlayan uygulamayı devam ettirmesi nedeniyle. 

Sami Gökdeniz, Ziya Tan
ve Sabri Uğur yönetimindeki belediyelerde tahsis ediyordu belediye aracını. 

Onların başkanlığı döneminde de eleştiriler vardı, gerek belediye icraatlarına, gerekse şahıslarına karşı. Kantarın topuzunu kaçıranlar bile oluyordu zaman zaman. 

Örneğin ben, sayın Gökdeniz'e ve yönetimindeki belediyeye en sert şekilde eleştirileri yöneltenlerden biriydim. Sayın Uğur'u da, ilk yıllarında özellikle Balıkesirspor Kulübü'ne bakış acısı nedeniyle en ağır eleştirilerde bulundum. 

Sadece ben değil, birçok meslektaşım eleştiriler getirdi önceki belediye yönetimlerine.

***
Ne Sami Gökdeniz, ne Ziya Tan, ne Sabri Uğur hiçbir gazeteye, hiçbir meslektaşıma bugünkü MHP'li belediye başkanı İsmail Ok'un yönetimindeki Belediye'nin yaptığını yapmadı.

Hiçbiri de; 

Ambargo uygulamadı.

Birine abone olurken, diğerini görmemezliğe gelmedi.

Yerel gazetelerden 3-5 adet alırken, kendi partilerinin borazanını çalan İstanbul gazetelerinden hergün 40-50 adet alıp belediyeye gelip gidenlerin görebileceği yerlere bırakmadı.

Belediye'nin kasasından ödedikleri paralar karşılığında yayınlattıkları ilanlarla kendi reklamlarını yaparken, gazeteler arasında ayrıma gitmeyi hiç mi hiç akıllarına getiremedi!

Kendilerini ve belediye icraatlarını  eleştiren gazeteciler hakkında neredeyse 10-15 günde bir suç duyurusunda bulunarak bir şekilde 'mobbing' uygulamayı her nedense düşünemedi!

Haklarında eleştiri yapan yazarları makamlarına davet edip başlarını kafaya çarptırıp, gözlerini morarttırmadı!

Beddualar okuyup, ağızlardan salyalar akarcasına hakaretler yağdırmadı. 

'Aşağılık', 'Şerefsiz', 'Keşke ölüp kalsaydın' gibi kelime ve cümleleri kurabilme yeteneği ve becerisine sahip değildi!

"Bu gazete benim hakkımda tek bir satır olumlu haber yazarsa, dürüstlüğümden şüphe duyun" demeyi, methiyeler düzülmeye başlanınca 'ağzımızdan çıkanlar, gün olur unutulur' yolunu seçmeyi düşünemedi!

Tehdit, şantaj yaptığı tescilli ismin yönetimindeki gazetenin kendileri hakkında olumlu haber yapması için Belediye'deki bilgi ve belgeleri, gazetecilik mesleğini kişisel çıkar ve menfaet amacıyla kullananların evlerine gece yarılarında gidip servis etmeyi, ardından da 'bunların ensesi kalındır, ne kadar indiriyorsunuz' deme yeteneğine asla sahip olamadı!

Biraz önce isimlerini aktardığımız belediye başkanlarıyla yönetimlerindeki hiçbir isim, ne bana ne de başka bir meslektaşıma, "Siz bizi veya başkanımızı eleştiriyorsunuz, belediyenin sağladığı hizmetlerden yararlanamazsınız. İnin araçtan aşağıya" demedi. 

***
Bu saydıklarımın hiçbirini göstermedi, yaşatmadı bize öncekiler. 

Bugünkü yönetim çok bilgili ve becerikli bu konularda. 

Sayın İsmail Ok'un eğitimci kimliğinin payı var sanırım bu bilgi ve beceri konusunda. 

Eleştiri getirenlere karşı nasıl davranılacağı, neler yapılması gerektiği ve ne gibi bir yol haritası izleneceği noktasında iyi eğitimden geçirmiş ekibini.

Aksi olsaydı eğer, önceki belediyeciler de eleştiri getiren gazetecilerden intikam almak amacıyla benzeri formüller üretme noktasında hünerlerini ortaya koyabilirlerdi. 

***
Ciddi sanıp dikkate almayın yazdıklarımı.

İsmail Ok
ve ekibini eleştirmek ne haddimize. 

Bakarsınız kapı falan çarpıverir suratımıza da kaşı-gözü kaybederiz. 

Muhalif gazetecilere ambargo getirmekle iyi yapmışlar. 

Yoksa toplum olarak yok edildiğine inanmaya başladığımız 28 Şubat zihniyetinin varlığına nasıl tanık olacaktık!

'Araçtan inin
' talimatını ve kararını yerinde buluyor, alkışlıyorum. 

Hatta az bile buluyor, muhaliflerin belediye hizmetlerinden yararlandırılmamaları gerektiğini savunuyorum!

Haydi bugünlük bu kadar yeter.

Gülen yüzleriniz solmasın
, Allah hakkınızda hayırlısı neyse onu versin.