ACILAR ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAK...

Balıkesir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde öğrenim gören genç bir kardeşimiz, kaldığı KYK Kız Yurdu’nun 3. katından kendini boşluğa bıraktı.

Kısa sürede hastaneye ulaştırılmasına rağmen hekimlerin tüm çabaları yatersiz kaldı ve kızımız hayatını kaybetti.

Olay, güvenlik kameralarına yansıdığı şekliyle ve öncesindeki gelişmeler dikkat alındığında intihar olarak değerlendiriliyor.

Soruşturma savcılıkta devam ediyor; sonuçları tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacak.

Ancak burada dikkat çeken bir detay var.

Yurt binasındaki camlar tam olarak açılmıyor. Bir insanın kolayca dışarı atlaması teknik olarak imkânsıza yakın; camın sert bir cisimle kırılması gerekiyor. "neden önlem alınmıyor" diyenlerin bu ayrıntıyı atlaması enteresan.



Ne var ki, acı olay henüz sıcakken “mikserler” devreye girdi.

Balıkesir 24 Saat gazetesinin haberine göre, İstiklal Kadınları Hareketi, Zafer Partisi, CHP Balıkesir Gençlik Kolları ve Adalet Mülkün Temelidir Derneği ortak bir açıklama yaparak, 29 Ekim 2025’te yine aynı yurtta yaşamını yitiren Azra Dorak’ı hatırlattı ve “Yurt yönetimi neden önlem almadı?” sorusunu gündeme taşıdı. Bir grup genç, yurt bölgesinde gece yarısına kadar bağırıp çağırarak eylem yaptı.

Hak arayışı elbette güzeldir, meşrudur.

Gençlerin sorunlarını dile getirmesi, taleplerini yükseltmesi toplumun sağlıklı işleyişi için gereklidir.

Ancak burada görülen tablo, “öküzün altında buzağı arama” çabasından öteye geçmiyor.



Olayın kamera kayıtlarıyla netleştiği, soruşturmanın devam ettiği bir süreçte hemen yurt yönetimini ve dolayısıyla hükümeti hedef tahtasına oturtmak, iyi niyetli bir yaklaşım olmaktan uzak.

Nasıl olsa kadın, çocuk denilince akan sular durur” mantığıyla hareket edip, acıyı siyasete malzeme yapmak, kirli bir prim kavgasından başka bir şey değil.



Her insanın sorunu olabilir; bu genç kardeşimizin de belli ki derdi, sıkıntısı vardı.

Paylaşmak yerine bu yolu tercih etti.

Allah taksiratını affetsin, ailesine sabır versin.

Ama bundan yurt yönetimini sorumlu tutup, siyasi rant devşirmeye çalışmak ne adalete ne de vicdana sığar.



Bu zihniyetin tutarlılığı da tartışmalıdır.

Yurt camlarını daha da kapatıp, güvenlik önlemlerini artırsanız “Yurdu cezaevine çevirdiler” diye ortalığı ayağa kaldırırlar.

Allah korusun, bir yangın çıksa ve gençler içeride mahsur kalsa, yine aynı çevre hiç düşünmeden yurt yönetimini ve hükümeti istifaya davet eder.

Onlara göre çözüm yok; sadece suçlu her zaman aynıdır.



Ülkemizde gençlerimizin daha güvenli, daha huzurlu ortamlarda eğitim görmesi hepimizin ortak arzusu.

Acılar üzerinden siyaset yapmayı bırakıp, gerçekçi öneriler sunmak, çözümün parçası olmak gerekiyor.

Daha iyi yurt koşulları, psikolojik destek mekanizmaları, erişilebilir danışmanlık hizmetleri ve güvenlik standartlarının yükseltilmesi gibi konularda yapıcı adımlar atılabilir.



Bu acı olay, hepimize bir kez daha gösteriyor ki: Gençlerimizin hayatı, siyasi hesapların malzemesi olmamalı.

Soruşturma sonuçlansın, gerçekler ortaya çıksın. Gerisi, Türkiye’yi daha yaşanabilir kılmak için samimi çaba göstermekten geçiyor.

#27Nisan #KendimeNotlar #RamazanDemir #Balıkesir

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }