Memlekette nefes alamadığını söyleyip Avrupa'nın en pahalı caddelerinde tatil yapanları görünce insan ister istemez şu soruyu soruyor: Gerçekten anlatıldığı kadar kötü bir ülkede mi yaşıyoruz, yoksa bazı eleştiriler artık alışkanlığa mı dönüştü?
Öğretmen bir arkadaşım var.
Ne zaman bir araya gelsek, ben “hava güzel, çay güzel” diye konuyu dağıtmaya çalışsam da o hemen rotayı Ak Parti’ye, Tayyip Erdoğan’a kırıyor.
Gözleri parlıyor, adeta keyif alıyor.
Sanki her eleştiri bir kadeh rakı gibi geliyor adama. Keyif alıyor yani.
Derken geçen ailesiyle İtalya'dan Sistina Şapeli, Paris’ten Champs-Elysees önünden tatil fotoğrafları patlattı.
Maşallah, helal olsun.
Yeşil pasaportun ayrıcalığıyla vizesiz, sorunsuz Avrupa turu yapıyorlar.
Eskiden öğretmen maaşıyla değil, yüksek bürokrat maaşıyla bile bu Avrupa hayali kurmak lüks sayılırdı.
Hatırlarsınız. Yeşil pasaport bile o kadar kıymetli değildi çünkü gidecek yer yoktu.
Ama şimdi?
Öğretmen maaşıyla Avrupa turu yapılabiliyor, hem de yeşil pasaportun getirdiği vize kolaylığıyla, ailece.
Uçak biletleri, oteller, restoranlar…
Bütün bunlar birilerinin “zulmü” sayesinde mi oluyor acaba?
Yoksa o “diktatör” dediğiniz adamın döneminde Türkiye’nin geliri, pasaportun gücü, insanların cebindeki para ve seyahat imkânları birazcık arttı da mı oldu bu işler?
Hocam döndüğünde yine aynı laflara devam edecek mi merak ediyorum.
“Erdoğan bizi yoksullaştırdı, özgürlükler bitti” diye veryansın edecek, sonra da bir dahaki sefere Berlin’den yeşil pasaportu cebinde selfie atacak.
★
Kıymetli hocam, o koltukta oturan adamı sevmesen de, cebine giren parayı, ayağına gelen imkânı ve yeşil pasaport ayrıcalığını da bir gör.
Yoksa seninki eleştiri değil, sadece kör bir alışkanlık olur.
Hem de çok masraflı, çok konforlu bir alışkanlık.
★
Demem şu ki,
Asgari ücretle 8-10 saat çalışıp ay sonunu zor getiren özel sektör çalışanları, 22-23 bin lirayla torununa hediye alamadığı için ezilip büzülen emeklilerin var olduğu gerçeği ortada iken, müdürü kadar maaş alan kamu çalışanının işini beğenmemesi, bizim arkadaşın ülkedeyken veryansın edip sınırı aşınca keyif çatmasına benziyor.
Oh ne güzel lüküs hayat!
Siz yaşayın diye çalışıyor sanayide, fabrikalarda, inşaatlarda insanlar.
Siz yaşayın diye köyde hayvan boku temizleyip tarlalarda kavruluyor insanlar..
Siz yaşayın diye vergisini tıkır tıkır ödüyor kümesteki kazlar...!
Selâmetle...