Cumhurbaşkanımız “Aydın Müsveddeleri” diyerek adeta yüreğimize su serpti!

Hakikat şu ki bu topraklarda artık münevver yetişmiyor! Bir kaht-ı rical dönemi yaşıyoruz! Ne o yandan ne bu yandan okumuş yazmışlar umut ve güven vermiyor!

Teröre arka çıkan ve bildiri yayınlayan entel dantel takımını zaten ciddiye almıyoruz. Çeyrek aydın bile etmeyen bu basiretsiz sözde okumuş yazmışlardan fena halde insanlara gına geldi.

Sanırsınız ki üniversiteler sade bir zihniyete kapıları açmış, onlar doktora yapmış, onlar unvanları kapmışlar lakin biliyorum ki sayıları çok değil tek problem seslerinin yüksek çıkıyor olması. Öyle ki ülke aleyhine durmadan viyaklıyorlar!

Geçen haftaki yazımda “Aydın Müsveddesi” dediğim için bir iki akademisyen beni eleştiren mektuplar göndermişti. İşte o yazımız:

Bir toprağı önce ismiyle kaybedersiniz. İsmini kaybettiğiniz yer artık sizin olamaz. Uludere ismini “Roboski” diye adlandıran bir yığın aydın müsveddesi, bunca şehidin ardından nasıl da timsah gözyaşları döküyor! Bizim derdimiz bir değil ki… Bir kaht-ı rical devrindeyiz ki milli ve yerli münevverimiz yetişmiyor,,,

http://www.haber7.com/yazarlar/meryem-aybike-sinan/1734928-fezleke-yetmez-hdpkk-kapatilsin

Sevgili Okur, hakikaten canımız yanıyor.

Artık yeter diyorum. Son üç yıldan beri artık edebi yazılar yazmıyorum, yazamıyorum. Neden? Çünkü bir şeyler var söylenmesi gereken lakin söylenmiyor! Hani sadece karşıki mahalleye değil sözlerim. Esas itibarıyla bizim mahallenin de karşıki mahalleden pek bir farkı yok!

Kafasını kumlara gömen aydın tipi olur mu?

Aydın dediğiniz hakikatlerin peşinde olan kişidir.

Menfaatleri için tavır belirlemez, bir duruşu vardır, siyasi söylemlerle kendine yol çizmez, her zaman için vatandan yana, milletten ve devletten yana bir tavır içinde olmalıdır! Kalabalık halk kitleleri bazı şeyleri ayırt edemeyebilir, üzerinde fikir yürütemeyebilir, fark etmeyebilir! Siyasiler de hata yapar, yapabilir ve bazı şeyleri göremeyebilir!  Aydın dediğiniz, münevver dediğiniz siyasilerden etkilenmez lakin siyasileri etkiler ve yönlendirir! Geçmişte hep böyledir!

Bu ülkede bir yandan ülkesini sevmeyen, terör örgütlerinin değirmenine su taşıyan, onlara taşeronluk yapan, sözcülük yapan, yurt dışında onlara referans olan bölücü ve hain gazeteci, yazar ve akademisyenler var. Bunlar en iyi üniversitelerde birbirlerini ağırlayıp duruyor, asistanlarını kendi görüşlerine yakın kimselerden seçiyorlar… Üniversiteleri karıştıran teröristlere de onlar arka çıkıyor ve vatansever öğrenciler notla ve sınıfta bırakılma tehdidiyle susturuluyorlar!

Cumhurbaşkanımız “Aydın Müsveddesi” diye sert bir şekilde bu çeyrek aydınlar güruhunu eleştirince bizim kendini yerli aydın diye gören hocalar ancak ayılabildiler! Buna gaflet uykusu denir, kusura bakmasınlar artık!

Cumhurbaşkanımız “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır” kabilinden bir konuşma yapıp ilgili akademisyenlere “aydın müsveddesi” göndermesi yapmasaydı bu kimseler karşı bildiri yayınlayıp, vatana sahip çıkmayacaklar mıydı, soruyorum? Önemli olan Cumhurbaşkanımızdan önce davranıp bu hain bildiriyi yayınlayanlara karşı bir cephe oluşturup onların tezini çürütmeleriydi…

Zaten uzun yıllardır bizde aydınlar susuyor, bekliyor, adeta pusuya yatıyor ve kendilerine yakın siyasiler ne derlerse o çizgide fikir belirtiyorlar! Üç ay içinde İslamcı, ümmetçi, liberal ve milliyetçi, Solcu, Kürtçü, Atatürkçü, orta yolcu ve bazan hiçbir şey olabilen ve durmadan fikir değiştiren akademisyen, gazeteci ve yazarlar gördüm bu ülkede! Bu rezilliktir, kepazeliktir! İşte bu tipten çeyrek aydınlara da “müsvedde” yakıştırması çok iyi gider zannımca!

Mesela YÖK… Cumhurbaşkanı meseleye el koymasaydı bu malum akademisyenlere soruşturma açar mıydı emin değilim!  Cumhurbaşkanımızdan başka bu ülkede böylesine mertçe, yiğitçe ve kahramanca “Vatan, millet, bayrak, millet” diye haykıracak, bu unsurları önceleyecek can siperane savunacak aydınlarımız yok mu?

Var iseler, sahi neredeler?

Artık görmek istiyorum!