Eskiler çok iyi hatırlar; şöyle bir gözünüzü kapatıp 20-30 yıl öncesinin Balıkesir’ini düşünün. Milli Kuvvetler Caddesi’nde, Anafartalar’da ya da çarşının o dar sokaklarında adım başı kahvehane vardı. İçeriden yükselen o tanıdık okey taşı sesleri, tavla pullarının tıkırtısı ve duman altı salonlarda memleket kurtaran emeklilerimizin hararetli sohbetleri şehir hafızamızın en canlı köşesiydi.
Zaman hızla akıp gitti ve Balıkesir’in sokak dokusu da bu akıştan nasibini aldı. O eski, devasa kahvehaneler yavaş yavaş çekildi hayatımızdan. Bugün çarşı merkezine şöyle bir alıcı gözle baktığınızda, o koca salonların yerini mantar gibi çoğalan, esnafın ve çabuk yoldan soluklanmak isteyenlerin sığınağı olan çay ocaklarının aldığını görüyorsunuz. Şimdilerde çarşıda bir bardak çay 15-20 lira arasında alıcı buluyor. Kısa sohbetlerin, ayaküstü dertleşmelerin adresi artık bu küçük, samimi ocaklar oldu.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var: Gençlik ve yeni nesil kafeler.
Çay Bardağından Latte Kupasına
Bugün Z kuşağı dediğimiz, üniversiteli gençlerin doldurduğu o şık, ışıl ışıl kafeler artık hayatımızın tam merkezinde. Gençler için kahvehaneler ya da kıraathaneler çoktan tarih oldu; onların temel sosyalleşme alanı artık buralar. Eskiden "Bize bir demli çay !" denilen sokaklarda, şimdilerde "Bir latte, bir cortado, yanına da bir tiramisu" sesleri yükseliyor. Değişik kahve ve tatlı seçenekleri gençlerin yeni gözdesi.
Fiyatlar mı? Bizim kuşağa göre el yakan, gençlere göre ise gayet "normal" karşılanan cinsten. Kafelerde bir bardak çayın fiyatı 50-60 liradan kapı açıyor, özel kahveler ve tatlılarla hesap katlanıp gidiyor. Ama buna rağmen, özellikle akşamları ve geceleri Balıkesir’in isim yapmış, iyi hizmet veren popüler kafelerinde oturacak yer bulamıyorsunuz. Gençlik paraya değil; sunduğu ortama, hıza ve ambiyansa bakıyor artık.
Köylerimiz Bu Değişimin Neresinde?
Gelelim kırsal mahallelerimize, yani köylerimize... Balıkesir, Türkiye’nin en çok köy ve kırsal mahallesine sahip, nüfusu geniş bir coğrafya. Şehir merkezindeki bu devasa dönüşüm, şimdilik köylerimizin kapısını pek çalmadı. Kırsalda hâlâ o eski, samimi "köy kahvesi" kültürü tüm sıcaklığıyla devam ediyor. Kafe dönüşümü henüz buralara uğramış değil.
Ama değişim çanları orada da çalıyor. Şehir merkezinde okey, kağıt ve tavla oynayan kitleye baktığımızda yaş ortalamasının ne kadar yükseldiğini görüyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu geleneksel kahvehaneler, anladığımız kadarıyla sadece yaşlıların vakit geçirdiği mekânlar olarak kalacak.
Köyler hep böyle mi kalacak?
Avrupa’nın köylerine gidenler ya da görenler bilir; en ücra kırsalda bile son derece şık, tertemiz, modern kafeler hizmet verir. Küreselleşen dünyada bizim köylerimiz de er ya da geç bu değişime ayak uydurmak zorunda kalacak. Genç kuşak köye döndükçe ya da şehirdeki imkanları kırsalda aradıkça, köy kahveleri de kabuk değiştirecek; daha hijyenik, estetik ve modern kafelere dönüşecek.
Türkiye genelinde yaşanan bu büyük sosyolojik dönüşümü, Balıkesir kendi sokaklarında buram buram, en derinden hissediyor. Şehir estetize oluyor, damak tadı değişiyor, sosyalleşme kalıpları baştan yazılıyor.
Eski kahvehanelerin o kendine has sıcaklığını özlemiyor değiliz; ama kabul etmek gerekir ki zamanın ruhu (zeitgeist) neyi gerektiriyorsa sokaklarımız da o renge bürünüyor. Bakalım önümüzdeki yıllar Balıkesir’in köylerine ve caddelerine daha ne gibi yenilikler getirecek? Şimdilik bize düşen; ister 15 liralık bir esnaf çayı olsun, ister 60 liralık bir kafe çayı, dostlarla yapılan o eşsiz sohbetlerin tadını çıkarmak.