Önce bir hikaye anlatayım;

Sultan Mahmut tüm vezirlerini toplamış.

Kendisi için çok değişik yüzük yapılmasını istemiş.

"Bu öyle bir yüzük olsun ki, bakan, gören mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın" demiş.

Sultanın adamları dört yana haber salmış, araştırıp soruşturmuşlar.

Günler haftaları, ayları kovalamış.

Çaldıkları kapılardan, sordukları bilgelerden yanıt alamamışlar.

Sonunda bizim dervişi bulup yardım istemişler.

Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben mektup yazıp vermiş.

Kısa süre sonra son derece sade olan bir yüzük sultana sunulmuş.

Sultan yüzüğü takmış. Huzuruna çağırdığı en zengininden en fakirine kadar herkesin yüzündeki mutluluk ışığını görünce;

"Tamam işte bu yüzük" demiş..

Sonra üzerindeki yazıya takılmış gözü.

Biraz düşünmüş ve yüzüne büyük mutluluk ışığı yayılmış.

Yüzüğün üzerinde; "Bu da geçer yahu" yazıyormuş sadece...

Bazen öyle boğuluyoruz ki hüzne,

daha kötüsünü düşünemiyoruz.

Kimi kez öyle seviniyoruz ki,

yaşamımızın her anı öyle olacak sanıyoruz.

Oysa dünyada her şey zıddıyla birlikte var.

Yaradan öyle yaratmış.

Bizlerin duyguları da öyle.

Bazen acı, bazen tatlı, bazen mutlu, bazen hüzünlü.

Bazen biri çıkıyor öne, kimi vakit diğeri.

Acı da var, mutlulukta.

Zenginlikte var, fakirlikte.

Zenginiyle fakiri acıyı da, mutluluğu da yaşıyor.

İkisini de yaşamadan ölmüyor!

Ayriyeten

Fakiri zenginliği,

Zengini fakirliği bir şekilde tadıyor.

Önemli olan hepsinden ders çıkarıp yaşamımızın kalanına yön verebilmek..

Farklı görüşü, bakışı, yaklaşımı olan da vardır, ama böyle görüyor, yorumluyorum adına hayat denilen imtihan sahnesini..

Bakın benim çok sevdiğim, yaşamıma uygulamaya çalıştığım şiir tadında bir söz var.

Paylaşayım seninle, oku;

Konuşmadan önce dinleyin

Yazmadan önce düşünün

Harcamadan önce kazanın

Dua etmeden önce bağışlayın

İncitmeden önce hissedin

Nefret etmeden önce sevin

Vazgeçmeden önce çabalayın

Ölmeden önce yaşayın.

Hayat budur işte..

Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.

Şekspir'e ait dizeler ne güzel anlatıyor insanlığı ve yaşamı değil mi?

Buraya kadar okudunuz ise, kiminizin burun kıvırdığını hisseder gibiyim.

Kiminiz de yurdum insanının vesile olduğu abuk/sabuk, abidik/gubidik işleri/olayları gözümüzün içine sokarcasına parmak sallıyor olabilir.

Hatta "hayat pahalılığı almış başını gidiyor. Biz, bu kış doğal gaz, su, elektrik faturalarını nasıl ödeyeceğiz diye düşünürken, sen bize masal anlatıyorsun Ramazan dalga geçercesine" de diyebilirsiniz.

Haklınız, ama dalga geçmiyorum.

Aksine yaşamınızı kolaylaştırmanın, insan olmanın yollarını gösteriyorum.

Kardeşlerim, bakın geçenlerde gazeteci meslektaşımız, milletvekili Mustafa Canbey'in muhteşem ötesi ifadeler içeren mesajı vardı.

İçeriği şöyleydi:

"Güzel konuşmak,

ince düşünmek,

halden anlamak,

sevmek, düşeni kaldırmak,

ağlayanı güldürmek, sarılmak..

hep bedava biliyor musunuz?"

Siz siz olun,

namusu maaşı kadar olanları değil,

bedava olanı tercih edin.

Hayatınız öyle zenginleşecek ki, şükrünüz artacak!

O vakit,

gökten elmalar düşsün;

acıyla mutluluğu paylaşmasını bilenlerin başına..

Selametle,,