BİR DEFAYA MAHSUS AF?!

Kriminolojik ve sosyolojik olarak toplumun ihtiyacı varsa, hukuk normları çerçevesinde kapsam ve sınırları iyi belirlenerek; devlet, kendisine karşı işlenen suçlarla ilgili zaman zaman af çıkarabilir.

Netice itibariyle af, hukuk denizinde düzenleme bulmuş bir müessesedir.

Lakin toplumun büyük çoğunluğunun çekinik durduğu af konusunda popülist yaklaşım izlemek o toplumun hukuk güvenliğini ve hukuka olan inancını da riske atma olasılığı taşır.

O nedenle af istisnadır. Popülizme kurban edilemeyecek kadar da hassas bir konudur.

Bir süre önce gündeme getirilen af konusunun ateşi ancak sönmüşken birkaç gün önce gördük ki bu kez başka bir af talebi gelmiş.

Roman dernek ve STK’larının Meclis’teki parti gruplarını ziyareti ile tekrar gündeme gelen konuya göre erken yaşta evlilikler konusunda bir düzenleme yapılması isteniyormuş.

Düzenleme denilen özetle erken yaşta evlilik mağduruna af talebi, başka bir şey değil.

Yine hatırlayacak olursanız aynı kapsamda, bazı çevrelerce ve hatta godaman gazetelerin godaman köşe yazarlarınca bile reşit olmayan ile evlilik suçunun kaldırılması veya yaşın düşürülmesi noktasında talepler olmuştu.

Bunlara göre kız dediğin büluğa erdi mi hemen evlenebilmeliydi, erkeğin de evlenme yaşı düşürülmeli, liseye giden evli çiftlerimiz olmalıydı!

Keza yine 15-16 yaşındaki çocukların 50-60 yaşındaki kişilerle evlendirilmesinin de önü açılmalıydı.

Öyle istiyorlardı.

Neyse ki kamuoyunun şiddetli tepkisi karşısında şu an için susmak zorunda kaldılar.

Ama özellikle altını çiziyoruz: Şu an için.

Zira yine farkındasınızdır ki bu tip “akla, hakka, hukuka, toplum yapısına” aykırı konular özellikle zaman zaman gündeme getirilir, biraz ısıtılır ve soğumaya bırakılır. Sonra alıştırma amaçlı, yine çıkar ortaya, sonra bir daha bir daha…

O yüzden kamuoyu tepkisinin özellikle küçük çocukların evlendirilmesi talepleri karşısında hep canlı kalması gerek.

Cezaevlerinde şu anda reşit olmayan biri ile evlendiği için yaklaşık 10 bin kişi bulunuyormuş ve bunların büyük çoğunluğunun da Roman vatandaşlar olduğu belirtilerek özellikle bu hususta af talebi dile getirilmiş.

Çözüm afta mıdır yoksa o Roman vatandaşlarımıza gereken eğitimi vererek bunun yanlış bir şey olduğu noktasını anlatma yönünde çaba harcayarak bundan sonra bu alışkanlıklarına nokta koyma hususunda çaba harcamak mıdır, kuşkusuz afta değil.

Parti ziyaretlerinin ardından reşit olmayan biriyle birlikte olan, halen evli olan ve cezaevinde bulunması koşuluyla bir defaya mahsus bir düzenleme yapılması planlanıyormuş.

Seçim gelirken böyle bir düzenleme yapılması popülizm uğruna ihtimal dahilinde.

Lakin yapılması planlanan ve kamuoyuna yansıyan bu düzenlemede altını çizmemiz gereken bir husus var. Düzenlemenin “bir defaya mahsus” olması!..

Ne demek bu “bir defaya mahsus?”

Ne zaman için “bir defaya mahsus?”

Böyle “bir defaya mahsus”luk düzenlemelerin yolu açılırsa ondan sonra her kesimden mağdur olduğunu belirtenler kapsamı daraltılmış görüntüsü altında “bir defaya mahsus” af veya yeni düzenleme istemezler mi?..

Sonrası?..

Böyle düzenlemelerin hukuk güvenliğini nasıl riske attığı ve hukuka güvenin bir yara daha alacağını tekrar tekrar anlatmaya gerek var mı?..

Üç yıl sonra “bir defaya mahsus” başka bir düzenleme yapılmayacağının garantisi var mı?..

Siz bunlarla ilgili bir düzenleme yaptıktan sonra, daha sonra suç işleyenler tekrar hapse girdiğinde “öncekiler çıkmıştı, biz de isterüz” demezler mi?..

Derler elbet.

Devletin asli görevi, af veya suçu işleyeni kurtarmak değil, bireylerin hukuk normlarına uymasını sağlayacak tedbirleri alarak bu yönde çaba harcamasıdır.

Hukuk devletine en çok zarar veren “bir defa Anayasa’yı delmekle bir şey olmaz” gibi o bir defalık ihlaller ile maalesef bunların zaman içinde alışkanlık haline gelmesidir.