Nasıl yaratmasın ki?
Hanımefendiler, beyefendiler kendilerini üstün bir ırk görüyordu.
Vatandaşa onların dediğini yapmak düşerdi.
Eski Türkiye'de bu böyleydi çünkü.
Vatandaş bilmez, düşünemez, kendi kararını kendi veremezdi.
Yönetimlerde söz hakkına sahip olamazdı.
Hem nerden bilecekti neyin nasıl olacağını "cahil"ler!
Halk elitislerin gözünde sıradan varlık idi!
"Saf" yahutta "Koyun"du gözlerinde.
"Bidon kafalı" olarak niteleyenler bile vardı.
Biz kez daha hüsrana uğrayıp 8 şiddetindeki sarsıntıyla afalladıkları 30 Mart seçimlerinin ardından şoktan kurtulmak için bahaneler üretmeye başladı elitistlerimiz.
Onlara göre, tabi yine suçlu millet..
İşte ben böyle düşünürken vermek istediğim mesajı da Hasan Öztürk kardeşim dillendirmiş.
Birlikte okuyalım.
***
Tüh çok üzgünüm!
Maalesef ki demokraside herkesin oyu eşit!
Senin oyun ile dağdaki çobanın…
Senin oyun ile overlokçu Emine'nin…
Senin oyun ile bakıcı Makbule'nin…
Senin oyun ile tornacı İsmail'in oyu maalesef eşit!
Hatta senin oyun ile kısa boylu bodur adamın oyu da eşit!
Tüh çok üzgünüm..!
Demokraside herkesin tekil oyu, bir tek oy demek!
Anladın mı?
Senin oyun ile benim oyum çok üzgünüm ama eşit!
***
Miting meydanlarını büyük bir coşkuyla dolduran Anadolu insanını aşağılamakla kalmadınız sadece…
Boyuyla, işiyle, giyiniş kuşanışıyla da kafa bulmaya yeltendiniz..!
Cüret ve kibiriniz “geldiğiniz” yeri bile unutturacak boyuta ulaştı.
Aşağılamak, hor görmek için türlü türlü benzetmeler, türlü türlü yakıştırmalar yaptınız..!
Bütün bunları da aslında “seçim sonuçları”nı az buçuk tahmin ettiğinizden yaptınız.
Zira seçimden sonra “cahil halk ne yaptığını bilmiyor” türünden tezviratlar üretmek içindi.
Oysa siz kendinden menkul “seçkinler” zümresinden saydığınızın için kendinizi, atanızı bile aşağılamaktan geri durmadınız!
Tüh ne olurdu da Atina Demokrasisi gibi bir sistem olsaydı hı!
Vatandaş sayılan “seçkinlerin” oyu ile yine kendi içinizden bir seçkini seçiverseydiniz!
Oysa tarihçiler bile Atina Demokrasisi'nden söz ederken MÖ'den önce diye söze başlarla!
Sizin istediğiniz, Milat öncede kaldı anlamadınız mı?
***
Peki bütün enerjisini Uzun Adam'ın uzun yürüyüşünü durdurmak üzere harcayan…
Demokrasi dışı…
Siyaset dışı…
Tüm asimetrik yöntemlere tevessül eden yapının, bunca canhıraş mücadelesine ne demeliydi?
Sınırları aşan kirli ittifaklarla meşru bir iktidarı gayri meşru teknik ve mücadeleyle alaşağı etmeye çalışan…
Yetinmeyip devletin en mahrem görüşmelerini, cümle alemin duyması için servis eden yapının seçimin ertesi günü aynaya baktığında ne hissettiğini bilen var mı?
“Biz ne ettik?” ya da “Bu kadar vurduk yine de alt edemedik şimdi ne olacak” diye mi düşünüyor sanıyorsunuz?
Yanılıyorsunuz!
***
Zira savaşın henüz birinci aşaması bitti.
Henüz yenilgiyi kabullenmiş görünmüyorlar ve milletle mücadeleyi sürdürmeye kararlılar.
Oysa bu millet bu son dönemde yıllardır gösterdiği basiretin bir benzerini gösterdi.
“Merhamet” ve iyi niyetiyle hep içine attığı birçok meseleyi artık aleni olarak söylemeye başladı.
40 yıllık emeğini bir çırpıda heba edenlerse sükutu hayale uğradı lakin akıllanmadı!
Uzun Adam, ses verdikçe, millet o sese kulak kabarttı..!
Milletin desteğiyle büyük bir başarıya imza atan Uzun Adam, uzun yürüyüşüne devam ediyor!
Yerel seçim 2014'ün benim için anlamı bundan ibaret!
***
Neymiş?
Maalesef senin oyun ile benim oyum bir imiş..!
Ve o her bir oy bir çığ gibi büyüyüp “Yeni Türkiye'nin lokomotifi” olmuş!
Kendini dev aynasında görenler, maalesef ayna sizi yanıltmış!
Anlamadınız mı?
Bu da mı değil?
***
Doğru söze ne denir.
Bizde imzamızı attık Hasan kardeşimizin yazısına..
Demek istediğim şu;
Halkı yani kendi gibi düşünmeyeni "koyun", "makarnacı" ve "bidon kafalı" olarak görenlere tavsiyem şudur:
Aşağıladığın, hor gördüğün kişi de insandır.
Onu da seni Yaradan yarattı.
İradesine saygı duy, aşağılama, tanımaya çalış..
Yeter yahu, bu milleti hor görmeyin.
Hem ayrıca siz değil misiniz bu millete, bu seçmene "koyun" diyen.
Siz istediniz, onlarda....
***
İşin latifesi bir yana dursun.
Kazanan hakkıyla kazanmıştır. AK Parti'ye 8. zaferi anasının hak sütü gibi helaldir.
Yeni Türkiye'de yeni bir sayfa açma zamanıdır şimdi.
Yeni Türkiye’nin ayrıştırıcı kutuplaştırıcı muhalefete değil, söz konusu Türkiye'nin çıkarları olduğunda aynı dille konuşan 77 milyon insanımıza ihtiyacı var.
Çünkü bu vatan kolay kazanılmadı.
"Türkiye Türklere bırakılacak kadar fakir ülke değildir" diyerek gözlerini bu topraklara dikenlerin de varlığını unutmadığımıza göre, ayrışmanın ve buna çanak tutmanın alemi niye..
Hem ne diyordu Atatürk;
Söz konusu vatan ise, gerisi teferruattır..
....