BÜYÜKANIT YARGILANAMAZ MI?

12 Eylül darbesinin yargıya taşınacağına inanmadı. İddianame ortaya çıkınca da davanın 'özel mahkemeler' yerine 'Yüce Divan'da görülmesi gerektiğini savundu. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un yargılanmasına itiraz etti. CHP adına konuşan herkes belgelere, iddiaların ciddiliğine, sanıkların ifadelerine bakmaksızın Başbuğ'un tutuklanmasına tepki gösterdi. Sorunun 12 Eylül veya Başbuğ'un nerede yargılanacağına indirgenmesi doğru değil.
Darbecilere hesap sorulurken, sol bir partiden beklenen sürece destek vermesidir. Hele bu konularda sicili pek parlak değilse daha hassas davranması arzu edilir. Toplumdaki algı CHP'nin, darbecilerle içli dışlı olduğu yönünde... Bu algıyı kıramadı. Hâlâ 27 Mayıs'taki rolünü silebilmiş değil. 12 Eylül ve 12 Mart'a ilkesel olarak değil kendisine dokunduğu kadarıyla karşı. 28 Şubat, 27 Nisan müdahalelerine sempatiyle baktığı rahatlıkla söylenebilir.
Önceki gün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile sohbet ettik, dikkat ettim 'darbelere, darbecilere karşı keskin bir tavır' ortaya koyamadı. '12 Eylülcüler hesap veriyor ne iyi' diyemedi. Hiç dokunmadı da değil. Ancak yeterli değil. Hükümete karşı internet andıcının hazırlanmasını doğru bulmadığını söyledi sözgelimi. O siteleri 'hukuksuzluk' olarak da niteledi. Sonra sözü Yaşar Büyükanıt'a getirdi. 'Büyükanıt da yargılansın' dedi. Hem internet andıcından hem de 27 Nisan bildirisinden ötürü. Hatırlanacaktır, İlker Başbuğ da topu Büyükanıt'a atmıştı. Savcıya verdiği ifadede 'İnternet siteleri onun döneminden kalma' dediği medyaya yansıdı. CHP lideri 'Büyükanıt da yargılansın' sözünü 'darbecilerle hesaplaşalım' çerçevesinde mi söyledi? Pek değil.
Dolmabahçe görüşmesine atıfta bulanarak 'Onu yargılarlarsa Dolmabahçe'de Başbakan'la ne konuştuğunu öğreniriz' diyerek konuyu başka bir alana taşıdı. Kılıçdaroğlu, Dolmabahçe görüşmesinden dolayı Büyükanıt'a dokunulamayacağı inancında. Yaşar Büyükanıt'a gerçekten dokunulamaz mı? İnternet andıcı veya 27 Nisan bildirisi sorulamaz mı? Bildiriyi bizzat kendisinin kaleme aldığını itiraf etmişti.
27 Nisan'ın siyasete müdahale olduğu konusunda şüphe olmadığına göre niye hesap sorulamasın? Dün AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'e 27 Nisan hatırlatıldı, o da 'Bunların hepsine günün birinde sıra gelecektir' dedi. Çelik 27 Nisan bildirisinin doğrudan hedefi. O dönem Milli Eğitim Bakanı idi. O bildiride Bakanlığın bazı icraatları sorgulandı.
İki gün önce Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'la gündemdeki konuları konuştuk. Başta 12 Eylül olmak üzere darbelerle hesaplaşmayı anlatırken 'artık yapanın yanına kâr kaldığı dönemlerin kapandığını' söyledi ve ekledi: 'İnsanların her yaptığıyla günün birinde yüzleşeceğini biliyor olması o ülkede demokrasinin geliştiğini gösterir. Ya kendin hesap vereceksin ya da biri sana hesabını soracak. Bu demokrasinin vazgeçilmezidir.' dedi.
Hiç kimse dokunulmaz değil. Yaşar Büyükanıt da... Dosyasının açılmasına Dolmabahçe görüşmesinin engel olacağını sanmıyorum. Başbakan Erdoğan, kritik dönemlerde İlker Başbuğ'la da iki saati aşan görüşmeler yaptı. Dolmabahçe'ye olağanüstü anlam yüklenmesi doğru değil. Büyükanıt'ın, Başbakan'ın ifadeleriyle söyleyecek olursak 'bu arınma ve darbecilerle hesaplaşma' sürecinden muaf tutulması için bir neden görmüyorum ben. Darbeler ve müdahaleler en büyük darbeyi CHP'ye vurdu. Asker yeri geldi CHP'nin rolünü çaldı, yeri geldi CHP'yi sahanın dışına itti. CHP ancak bu kıskaçtan kurtulabilirse yeni ufuklara yelken açabilir.