CEHALETLE BESLENİRSE BİR TOPLUM

GATA adına yakıştıramadınız değil mi?..

Ve gündeme oturan zatın unvanına…

Oysa GATA’nın gurur dolu bir geçmişi vardı zihinlere kazınan.

Her daim tıp alanındaki başarılarıyla hatırlanan güzide bir kurumdu.

Ama yıllarca Ankara Tıp Fakültesi ile ortak çalışma yürüten GATA, ne zaman ki bir akademi olmaktan çıkarıldı.

İşte o vakit, liyakatten, başarıdan uzak bu yeni profiline büründü.

Yeni adıyla Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi olan bu kurumda, liyakat yer ile yeksan olunca, başhekim yardımcısı unvanı taşımasına karşın böylesine bilimden ve bilimsel etikten uzak  tiplemeler de ortaya çıkıverdi.

Malum, Türkiye’de unvan kazanmaktan daha kolay bir şey yok…

Layık olmadığı halde unvanı isminin önüne iliştiren pek çok kişinin varlığı ister istemez o unvanları da yıpratıyor.

Profesör diyorsunuz, akılları zıplatan konuşan mı ararsınız, şaşıp kalıyorsunuz.

GATA Başhekim Yardımcısı unvanlı bu zat-ı muhteremin isminin önünde ayrıca Dr. unvanı var.

Daha önceki kariyerine bakıyorsunuz, il sağlık müdür yardımcılığından tutun, Sağlık Bakanlığı özel kalem müdürlüğüne kadar nice basamak!

Siyasete yaslanınca böyle…

Liyakat ve nitelik gidiyor, kim kimin torpillisi, hatırlısı o geliyor.

Bu gündemdeki en güncel örnek.

Ama nihayetinde bir “son” değil.

Zira nicedir eğitimi boşvermiş bir hali var ülkenin.

Müfredatlar değişe değişe; içi boşala boşala, bugüne robotvari testmatik bir öğrencilik kaldı.

EBA’da çocuklara cinler periler anlatılıyor.

Hangi kitabı alsanız içinden hangi skandal konu çıkacak diye korkuyorsunuz..

Laikliğin, İslam için bir tehdit olduğunu anlatan kitap da var.

Erkeğin “boş ol” sözüyle mahkemeye çıkmadan kadını boşayabileceği…

Üvey babanın üvey kızıyla evlenebileceği….

Kadının miras payının erkeğinkinin yarısı olduğu….

Müslüman kadının Müslüman olmayanla evlenemeyeceğini anlatan kitap da.

Ne yanı açsanız cehalet fışkırıyor.

İşte tıptan başka herşey hakkında fikir sahibi olan başhekim yardımcısının durumu da bu cehaletin bir sonucu…

Bilimle gündem olmuyor.

Hurafeyi, bağnazlığı dile getiriyor.

Gündeme oturmasıyla birlikte görevden alınması da kaçınılmaz oluyor.

Peki ya onun ismi unutulacak olsa da, toplum için nedir bunun sonucu?

O yılların saygın kurumuna açacağı yara?

Dile gelen ortak tepki aynı:

“Böyle konuşan biri nasıl GATA’da başhekim yardımcısı olabilir?”

Altını çizdiniz mi iki kısmın?

GATA’da…

Başhekim yardımcısı…

Buna layık değiliz hiçbirimiz.

Ama karar alma mekanizmasında bulunanların artık bu adam kayırma alışkanlığına bir son vermeleri gerek.

Birilerine koltuk, makam veriliyor ama…

O koltuğun ve makamın temsil edildiği kurumlar yıpranıyor.

Nerede eski GATA diyorsunuz sonra…

Nerede eski TRT, nerede eski THY, Tübitak ve nerede daha nicesi dediğiniz gibi.

Skandallara doyduk artık.

Eğitimle donanmış, liyakat sahibi yöneticiler istemek…

Karanlığa boğulmuş değil, karanlıktan arınmış bir Türkiye istemek…

Bu kadar mı ütopik hal aldı?