CİHAN PEHLİVANININ KÖYÜNDE BİR CUMA

Bugün Kurtdere köyündeydim.

Cihan Pehlivanımız Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın topraklarında.

Armutalan yol ayrımından sonra köye kadar olan asfalt, deyim yerindeyse “Londra asfaltı” gibi.

Ama Balıkesir-Bursa yolu Şamlı kavşagından Kurtdereli yol ayrımına kadar olan yol, Toygar’ın, Maltepe’nin, Sakarya’nın bol çukurlu yollarından farksız.

Kurtdere’ye girişte ve köyün birçok yerinde sizi “Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık’ın köyüne hoş geldiniz” pankartları ve posterleri karşılıyor.

Bunu görünce insan ister istemez, “Mesut Akbıyık köyün ağası ve sahibi mi?” diye düşünüyor.

Köyümüze hoş geldiniz” dense olmaz mıydı?

İlla ki burada doğduğunu belirtmek istiyorsa, bunun da başka bir yolu ve yöntemi olmalı.

Tabii pankartların parasını Sayın Başkan cebinden verdiyse, o başka.

Ama o da ayrı bir konu.

Neyse, konumuz bu değil.

Köye vardığımızda Cuma vaktiydi.

Bizim Yılmaz Uzun, “Abi, hemen camiye girelim, yoksa yer bulmakta zorlanırız” dedi.

Geçmiş yıllardan alışık olduğum için Yılmaz’ı da alıp, Mehmet Pehlivan’ın evinin hemen karşısındaki camiye doğru yola koyulduk.

Yılmaz iki de bir, “Emin misin, yukarıda cami olduğuna?” diye soruyor.

Burası büyük bir köy. Tepede de cami var. Güreşler için geldiğimde her sene Cuma namazını orada kılarım” diyerek Yılmaz’ı caminin olduğuna inandırmaya çalışıyorum.

Nefes nefese tepeye ulaştığımızda, geçen yıllarda namaz kıldığımız caminin yerinde yeller esiyordu.

Yılmaz tam, “Abi, sen halüsinasyon görmüşsün” diyordu ki bir dayı yetişti.

Gençler, oradaki cami depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkıldı. Yerine de yenisi yapılmadı” dedi.

Dayıyla birlikte yeniden aşağıya inip alt yoldaki camiye doğru ilerlerken anlatmaya devam etti.

Zaten caminin imamı da yok. Bir imamımız vardı, dört yılını doldurduktan sonra gitti. Şimdi namazları cemaatten birileri kıldırıyor.

Cuma günleri ise merkezde oturan emekli imamlardan veya çevre köylerden gelenler Cuma namazını kıldırıyor.

Köye atanan imamlar imam lojmanını beğenmiyor. Şu da olsun, bu da olsun diye isteklerde bulunup burun kıvırıyorlar.

Nasıl asker, polis ve doktor doğuda mecburi hizmete tabi tutuluyorsa, imamlar için de buna benzer bir uygulama getirilmeli” diye dert yandı Kurtderelili dayımız.

Kısa yol sohbetimizde daha birçok soruna değindi.

Yılmaz’la birbirimize bakıp, “Cihan Pehlivanımızın dünyaya açılan köyünde bunlar yaşanıyorsa, kim bilir diğer köylerde ne gibi dertler vardır?” demekten kendimizi alamadık.

Mesut Akbıyık’ın köyüne hoş geldiniz” pankartlarıyla köyü donatan "poyrazın oğlu" hakkında da bir şeyler söyledi dayımız.

Ama Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın namaz kıldığı caminin yıkılmış olduğunu görünce, diğer anlattıklarını pek ciddiye almadık.

Güreşlerle ilgili söyleyebileceğim tek şey ise, geçen yıllardaki atmosferin olmadığı.

Umarım bu sadece bir geçiş sürecidir.

Tarihi Kırkpınar’da en fazla başpehlivan çıkaran Balıkesir, Kurtdereli Mehmet Pehlivan gibi bir Cihan Pehlivanına sahip olmanın hakkını vermelidir.

Balıkesir, şanına yakışır güreş organizasyonlarına yeniden kavuşmalıdır.

Bu arada Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın ömrünü geçirdiği evin, hatırasını, mücadelesini ve bizlere bıraktığı değerleri gelecek kuşaklara taşımak üzere Kurtdereli Mehmet Pehlivan Anı Evi’ne dönüştürülmesi gerçekten 10 numara bir iş.

Emeği geçenleri kutlamak gerekir.

Keşke Balıkesir il merkezinde de bir Güreş Müzemiz olsa.

Ama biz daha Türkiye'yi Besleyen Şehir ünvanımızı anlatacak, eşe/dosta gösterecek içerisinde 50 çeşit peynirimizi sunacağımız Gıda Çarşısı işini beceremedik.

Şimdilik en azından şu köylerdeki imam krizini görün.

Duyun.

Çözün.

Camii cemaati namaz kıldırma vazifesini bir şekilde kendi arasında hallediyor.

Millet hiç olmazsa ölülerini toprağa vermek için imam aramak zorunda kalmasın.

Selametle…

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }