EDİP BEY...

… Yıl 2007

Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Balıkesir Şubesini yeni kurmuşuz. Hepimiz acemiyiz, dernekçilik tecrübemiz sıfır. Üyelerimiz çoğunluk olarak terörle mücadele gazisi. Birçoğu çalışıyor, kimi özel sektör, birçoğu kamuda işçi statüsünde. O yıllarda gaziler sadece Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) ya tabi işçi olarak çalışabiliyor.

Malul Gazilerin hepsi aynı zamanda az veya çok engelli bir vatandaştır. Çalıştığı işyerlerinde birçoğu uygun işlerde çalıştırılmıyor sorunlar çok.

Daha Bismillah derken büyük bir problem ile karşılaştık. Kamuda ya da özel sektörde çalışan gazilerin SSK (şimdi artık 4A diye tabir edilir.) primleri her yerde farklı yatırılıyor.

Bu nasıl olur derken bütün kurumları gezdik ve veri topladık. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor, SSK'da da bir fikirbirliği yok.

İşin Ankara’dan çözüme kavuşacağını anlayınca yola koyulduk. Bir, üç, beş derken Ankara yollarını ezberledik. Neredeyse ayda bir gidiyoruz, üç beş gün kalıp dönüyoruz. İşimizde ilerleme oluyor, ama doyurucu değil.

★★★

SSK ve TBMM'de  çalmadığımız kapı kalmadı. En son Edip beyi (Uğur) Meclisteki ofisinde denk getirdik. Elimizde iki sayfa yazı var derdimizi anlatan. Kendimizi tanıttık yazıyı verdik, az biraz göz attı, sonra bize dönüp;

- "Bu benim işim değil ben anlamam ben sizi Ahmet’e göndereyim" dedi.

Sekreterine bağlattığı Ahmet'e, "Yanımda Balıkesir’den Şehit Gazi Derneği başkanı ve arkadaşları  bulunuyor.  Dertleri var, sana gönderiyorum, bir dinleyiver" dedikten sonra bize döndü, "o sizin işinizi çözer" ifadesiyle Ahmet beye yönlendirdi.

Her şey üç dakikada oldu bitti. Biz nereye gideceğiz? Ahmet kim? Hiçbir fikrimiz yok. Sekretaryadan gerekli bilgileri aldık. Çalışma Bakanlığından Ahmet Erdem’e yönlendirmiş bizi. Girişte güvenliğe Ahmet Erdem ile görüşmeye geldiğimizi söylediğimizde, bir telaş başladı koridorda. Yol göstermeler, hemen kapıları açmalar, asansöre kadar bindirip kat düğmesine basmalar her şey çok hızlı gelişiyor.

★★★

Kata geldiğimizde sekretarya bizi ayakta karşılayıp derhal makam odasına alıyor. Biz şaşkınız. Toplantının ortasına aldılar, odada en az on kişi var toplantı halinde.

Ahmet Bey;

Sizin için ne yapabilirim? dediğinde elimdeki iki sayfalık raporu uzatıyorum.

- "Bu uzun bana üç cümlede derdini anlat, bak toplantı halindeyiz".

İki sayfalık yazıyı üç cümleye nasıl sığdırayım. Başladım anlatmaya, beş cümle falan oldu bir yandan benim verdiğim yazıyı okuyor Ahmet Bey.

Ben anlatırken araya girdi; 

- "Dur ben seni anladım "der demez telefonu kaldırdı, karşıdaki kişiye; "İbrahim sana iki kişi gönderiyorum, onları bir dinle,sonra bana bir rapor ver." talimatını veriyordu. Ardından, "İbrahim sizi bekliyor." sözleriyle biri uğurluyordu.

Telaşeyle,

- İbrahim kim? Nerede dedim?

- Sekretarya size tarif eder hemen gidin sizi bekliyor.

★★★

Adresi aldık, koşuşturmacaya devam. Ahmet beyin yanına girişimiz, çıkışımız üç dakika sürmüştür. Gittik İbrahim beyin olduğu binayı bulup, katına çıktığımızda koridorda gördüğümüz adamı bir odanın kapısını açtığı sırada yakalayıp İbrahim Ulaş’ın odası nerededir? sorusunu yönelttik.

Adam şaşırdı, meğerse biz aradığımız adama odasını sormuşuz.

-  Sizi Ahmet Bey mi gönderdi?

– Evet.

-  Bakın toplantıya giriyorum herkes beni bekliyor hızlıca derdinizi anlatın.

Hemen elimdeki iki sayfa yazıyı uzattım.

- Bu uzun kısaca anlatın.

Bu arada bizi geri dönerek odasına aldı ve dedi ki;

- Beş dakika zamanınız var hızlıca anlatın herkes beni toplantıda bekliyor.

Ben bir yandan derdimizi anlatmaya koyuldum, İbrahim bey ise, hem beni dinliyor, hem de verdiğim yazıyı okuyor. Arada bana dönüp bir soru soruyor.

Kanun maddesi ile yapıştırıyorum cevabı. Çekmeceden sosyal güvenlik kanun kitabını çıkarıyor (SSK 506) benim söylediğim maddeye bakıyor, sonra tekrar soru, tekrar cevap bu olay 45 dakika sürdü.

En son İbrahim beyin cümlesi şu oldu.

- Çocuklar konu anlaşıldı siz bürokrasi kurbanı olmuşsunuz.

Birbirimize bakıyoruz

- Sizi tebrik ederim dersinize de iyi çalışmışsınız.

İnanamıyorum, sanırım derdimizi anlattık. Daha iyi anlamak için askerde yapılan emir tekrarı gibi tekrar konuya giriyorum.

- Efendim şu konuda böyle iken böyle burada ki meselenin düzelmesi için şöyle şöyle yazılı bir kanuni düzenleme şarttır. Bu konuda mutabık mıyız şimdi? diye soruyorum.

Cevap kısa net.

- Evet, diye cevap veriyor İbrahim Bey

Biz şaşkınız konuya şöyle devam ediyorum.

- Efendim biz gidip Ahmet beye konuyu anlatalım mı?

- Hayırrr, ben bu konuda ona rapor sunacağım sizin işiniz buraya kadar siz gidebilirsiniz bundan sonrası bende. Sonra,

- Müsaadenizle beni bekliyorlar toplantıda, tanıştığımıza memnun oldum. Arkadaşlara çay kahve ne içerlerse söyleyin" diyerek sekreteryasına talimak verdikten sonra nezaketli bir şekilde odadan ayrılıyordu.

★★★

O sıralar ssk, bağkur, emekli sandığı hepsi 5510 Sayılı Kanun ile birleştiriliyor. Bürokratlar çok yoğun geceli gündüzlü çalışılıyor. Balıkesir’den gelmiş iki gaziyi dinlemeleri büyük lütuf.

İbrahim Bey gidince birbirimize baktık.

- Edip Ağanın ağırlığını görüyonmu?

★★★

- Galiba bu sefer bu iş oldu, diyoruz. Tekrar TBMM’ne giderek milletvekilimiz Ali Osman Sali’ye olanları anlatıyoruz.

Bir boş kâğıt alıyor Ali Osman Sali vekilimiz kalem ile müsvedde olarak kanunu yazmaya başlıyoruz, arada üstünü çizip düzeltme yapıyoruz. Tam bir yıl içinde dokuzuncu Ankara seferinde kanun maddesini geçiriyoruz.

Hangi madde mi?

Şimdiki 5510 Sayılı Kanunun 5. Maddesinin C bendine konuluyor yazdığımız. Gazilerin Çalışma hayatına düzenleyen madde işte bu oluyor.

Bizlere, yani gazilerimize neler mi kazandırıyor bu madde?

01 Ekim 2008 den önce SSK matrahı üzerinden 506 Sayılı Kanunun 3. II. C Maddesi gerekçe gösterilerek Gazilerden alınan %50 prim ( %30 Sosyal Güvenlik Destek Primi + %20 yaşlılık Malullük primi) %22,5 e düşüyor. Yani bize zul olan eski 506 Sayılı Kanunun 3. II. C Maddesi yükünü Gazilerden kaldırıyor ve Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintisi 1 Ekim 2008 itibarı ile Gazilerden alınmıyor.

Bu arada normal vatandaşın SSK matrahı üzerinden prim kesinti oranı %34 civarıdır.

Malul gazinin SSK matrahı üzerinden %7,5 cebine giriyor.

İşverenin ise %22,5 cebine dönüyor.

5510  Sayılı Kanun taslağında Gazi çalışırsa aldığı Gazi aylığının yarısı kesilecekti, emekli olduğunda ise düşük olan aylığın yarısını alacaktı. Bu da yine Balıkesir Şubesinin çalışması ile kaldırılmıştır.

★★★

Kısacası Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği  Balıkesir Şubesinin çalışması ile;

1. Çalışan bir Gazinin aylığında  SGK matrahının %7,5 oranında bir kazanımı olmuştur.

2. Emekli olan Gazinin ise alacağı emekli aylığının her ay  %50 si kadar bir kazancı olmuştur.  

3. Gaziler artık memur olarak çalışsa bile aylıklarında bir kesinti olmaması da bu 5c ile sağlanmıştır.

Şu unutulmamalıdır ki, halen Muharip Gazilerin sosyal güvencesi olanlarına (yani emekli aylığı olanlara) yarım Gazi aylığı ödenmekteydi. Mart 2023’ te çıkan kanun ile bu da asgari ücrete yükseltildi.

Balıkesir Şube yönetimi bu konuya zamanında müdahale ederek bu konuları malul gazilerin lehine çevirmiştir.

Burada bize yardımı olan vekilimiz ALİ OSMAN SALİ’ye teşekkürü borç biliriz.

★★★

Olayın bir diğer asıl gizli kahramanı ise, bugün aramızda olmayan merhum milletvekilimiz Edip Uğur beydir. Onun Ankara’daki ağırlığı olmasa bizim bu işleri çözmemiz imkânsıza yakındı.

Sosyal güvenlik uzmanı Ali Tezel gazetedeki köşesinde şöyle bir cümle ile konuyu bağlıyor.

"Bu Doğu-Güneydoğu gazilerinin bu haklarının alınmasında Haydar Filiz ve arkadaşları ile Balıkesir Milletvekili Ali Osman SALİ’nin büyük çabaları vardır. Kendilerine buradan teşekkür ederim. " (Akşam gazetesi 23 Ekim 2008)

Üzülerek söylemem gerekir ki, Balıkesir Edip Uğur’un kıymetini bilemedi. Anavatan Partisi döneminden bu yana Ankara’da görev yapmış, içinde bulunduğu hükümetlerde bakanlardan bile fazla ağırlığı olan Edip beye Balıkesir sahip çıkamadı maalesef. Tam da Balıkesir’e en faydalı olacağı zamanda.  

Biz Malul Gaziler Edip Bey sayesinde devrim gibi bir kanun çıkarttırmayı başardık.

Bizlere çok şey kazandırdı.

Keşke yaşasaydı da Balıkesir’e ve Balıkesirliye de kazandırabilseydi. Allah rahmet eylesin nur içinde yatsın.

...