ESKİ BAYRAMLAR GİTTİ, KALAN BİZ MİYİZ?

Belki bugünler de iyi günlerimizdi, ama gelenler gidenleri aratacak gibi… Biz büyüdük, dünya kirlendi; inandıklarımızı yaşamayınca yaşadıklarımız gibi inanmaya başladık. Zalimlerin zulmüne suskun dilsiz şeytanlara mı döndük? Nasıl mı demeden önce şu yazıyı bir oku...

Bugün bir arkadaş sordu;
"Bu bayramda ne yapıyorsunuz" diye.

Cevap falan veremedim, çünkü son bir kaç bayramdır yaptığımız pek de bir şey yok.

Babayla anne sağ iken hemen tüm aile toplanırdı bayram namazı sonrası.

Anneyle baba yoksa bayramın da tadı, tuzu yok!

Hem nerede o eski Ramazan Bayramları?

Şimdi telefonlar elimizde, mesajlar yağıyor, storyler dolup taşıyor ama içimizdeki o çocuksu heyecanı bir türlü yakalayamıyoruz. Bir bakıyorsun bayram bitmiş, sanki sıradan bir hafta sonu yaşanmış gibi.

Hatırlayınca içim ısınıyor, gözlerim doluyor o eski günleri.

Arife günü evde tam bir telaş… Anneler yerleri siler, halıları silkeleyip asar, perdeler yıkanırdı. “Bayram temizliği” diye bir şey vardı, ev pırıl pırıl olmalıydı.

Akşam iftar sonrası mezarlık ziyareti… Dedeler, nineler, amcalar, teyzeler… Hep birlikte dua okunur, su dökülür, “onlar da bayram yapsın” diye içten dualar edilirdi.

Gece uyku tutmazdı. Bayramlık kıyafetler başucunda hazır bekler, sabaha kadar “yarın giyeceğim” diye heyecanlanırdık. Yeni ayakkabılar tozlanmasın diye yatağın kenarına koyulur, bazen üstüne battaniye örtülürdü korumak için.

Bayram sabahı erkenden kalkılır, kolonya kokusu evi sarar, babam sıcak ekmek alırdı fırından. Bayram namazı için camiye gidilir, dönüşte herkes birbirine sarılır, “Bayramın mübarek olsun”lar havada uçuşurdu.

Çocuklar sokak sokak gezer, el öper, harçlık toplardı. Kimin cebinde ne kadar para birikti diye karşılaştırma yapılırdı akşam. Bakkaldan maytap, çatapat, torpil alınır, mahallede küçük şenlikler kurulurdu.

Kapı kapı bayramlaşma… Komşular, akrabalar, uzak yakın herkes ziyaret edilirdi. Kimse “işim var” demez, kimse mesajla geçiştirmezdi. Bir bardak çay, bir lokum, iki lafın beli… Samimiyet o kadar yoğundu ki.

Sofralar kurulurdu, baklava, börek, un helvası… Tatlılar günler öncesinden yapılmış, komşuya dağıtılmış olurdu. Fakir fukara unutulmaz, bir tabak yemek, bir bohça şeker giderdi kapılarına.

Akşamları karagöz-hacivat, meddah gösterileri… Çocuklar iftardan sonra koşa koşa gider, kahkahalar atardı. Oruç da eğlence de bir aradaydı, edep içinde.

Şimdi?

Mesaj atılıyor, “Geçmiş bayramın mübarek olsun” yazılıyor (bayram bitmişken bile). Kapılar çalınmıyor, eller öpülmüyor, harçlık yerine dijital transfer geliyor bazen. Sokaklar sessiz, çocuklar dijital ekran başında. Bayram bitiyor, ruhu kalmıyor.

O eski bayramlar yoklukla doluydu belki ama huzurla, vefayla, birlikle doluydu.

Şimdi bolluk var ama eksiklik daha büyük. Birbirimize dokunamıyoruz, göz göze gelemiyoruz, kalpten bayramlaşamıyoruz.

Keşke birazcık eskiyi yaşatsak…

Bir kapı çalsak, bir el öpsek, bir telefon açsak “İyi bayramlar” demek yerine sesini duysak sevdiğimizin.

Çocuklarımıza o heyecanı, o kokuyu, o samimiyeti anlatsak. Belki bir parça geri gelir o eski tadı.

Belki de bugünler de iyi günlerimiz… Gelen günler gidenleri aratacak gibi bir his de yok değil içimde.

Şairin dediği gibi:
Yenik düşüyor her şey zamana,
biz büyüdük ve kirlendi düny
a…”

Dünyayı da, kendini de kirleten yine bizden başkası değil. Ama nedense bunu kabullenmek istemiyoruz.

Hz. Ömer ne güzel söylüyor: “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.

İnsan inandıklarını yaptığında yol alır, kazanır. İnanmadıklarını yaptığında ise kaybeder.

Tarih bununla dolu ibretlik sahnelerle. Gelgelim gözlerimize perde inmiş gibi göremiyoruz. Canımız, kanımız var ama kalbimiz mühürlenmiş. Galiba etten kemikten robotlara dönüştük.!

Dahası da var:

Zalimlerin zulmü karşısında susan dilsiz şeytanlara mı dönüştük!

Dönüşmeseydik böyle mi olurdu halimiz?

“Ne varmış halimizde…” demeyin.

Bombaların masumları yok ettiği komşularımızın haline bakın da titreyip kendinize gelin!

Dün akşam sosyal medya paylaşımlarında gördüm:

Fatih Camii’nde kendilerine ayrılan bölümde namazını kılan kadınlar, alt kattaki erkeklerin üzerine eşarp attıklarında siz ne hissettiniz bilemiyorum ama ben kendi adıma yerin dibine girdim!

Buraya kadar okuduysan bayramın mübarek olsun…

..ve zalimler için yaşasın cehennem...

Selametle… 🌙

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }