Evliya Hatemi Esam ne güzel söylemiş:
“Gençliğin kıymetini ihtiyarlar, huzurun kıymetini huzursuzlar, sağlığın kıymetini hastalar, hayatın kıymetini ölüler bilir.”
Bu sözleri her okuduğumda kalbimde bir cümle daha yankılanır:
“Zenginliğin kıymetini ise kalp gözü açık olanlar bilir.”
Çünkü mesele, cebin doluluğu değil; gönlün derinliğidir.
★
Bugün etrafımıza bakalım…
Fakir olan;
“Onun var da benim neden yok?” siteminde bulunur.
Zengin olan;
"Her şeyim var ama huzurum yok" diye hayattan memnuniyetsizliğini ifade eder.
Demek ki insan, hangi tarafta durursa dursun, hep bir eksiklik duygusuyla bakıyor hayata.
Çünkü bakışımız gözle sınırlı kaldıkça, gönül hep yoksul kalıyor.
★
İşte tam da bu gerçeği anlatan bir hikâye var, özetle anlatayım…
Servetiyle yaşadığı şehrin sahibi olduğunu sanan, insanlara yukarıdan bakan bir eli yağda, diğeri balda, yatları katları, hizmetkarları olan bir baba vardı…
Artık yaşlanıyordu. ....ve tek evladına bırakacağı serveti çarçur etmemesi gerektiğini anlatmaya çalışıyor, ona hayatı öğretmek için çabalıyordu.
Bunu yapmakta tek bir amacı vardı:
İnsanların ne kadar fakir olabildiklerini oğluna göstermek. "Bak görüyor musun, bizimle onlar arasındaki farkı. Sen sen ol, servetimize sahip çık" demek!
★
Bir gün oğlunu alıp Kepsut'un en ücra orman köylerinden birine götürdü.
Bir gece, köyün en yoksul ailesinin çiftliğinde kaldılar.
Dönüş yolunda baba sordu:
— Fakirliğin ne olduğunu gördün mü?
— Evet babacığım.
— Peki, ne öğrendin?
Oğul durdu… Düşündü… Ve sakin bir sesle konuşmaya başladı:
“Bizim evde bir köpeğimiz var, onların dört tane.
Bizim bahçemizde ortasına kadar uzanan bir havuz var, onlarınsa sonu olmayan dereleri.
Bizim bahçemizi ithal lambalar aydınlatıyor, onların gecesini yıldızlar.
Bizim görüş alanımız ön avluya kadar, onlarınsa bütün bir ufuk…”
O an babanın dili tutulur.
Serveti, cümlelerin ağırlığı altında sessizliğe gömülür.
Ve oğul sözlerini şöyle bitirir:
— "Teşekkür ederim baba… Ne kadar fakir olduğumuzu bana gösterdiğin için."
★
İşte zenginlik tam da burada saklı.
Sahip olduklarımızda değil, bakabildiğimiz yerde…
Gördüğümüzde değil, hissedebildiğimizde…
Gönül zenginliği; yıldızlara bakıp şükredebilmektir.
Bir dereye bakıp sonsuzluğu fark edebilmektir.
Azla yetinmek değil; çokla da kaybolmamaktır.
★
O vakit, gökten üç elma düşsün…
Kalp gözü açık olanların başına.
Zenginliği sayıyla değil, şükürle ölçebilenlerin gönlüne.
★
RAHMET ve BEREKET GECESİ..
Kardeşlerim;
Rahmetin kapılarının sonuna kadar aralandığı, duaların göğe yükseldiği mübarek Regaip Kandili’ne erişmenin huzurunu yaşıyoruz.
Bu müstesna gecenin; gönüllerimizi arındırmaya, kırgınlıkları onarmaya, kalplerimizi sevgi ve merhametle doldurmaya, hastalara şifa vesile olmasını diliyorum.
Yüce Allah’tan niyazım odur ki; edilen dualar kabul olsun, hanelerimize huzur, sofralarımıza bereket, gönüllerimize ferahlık versin.
Regaip Kandili’nin; milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyor, sağlık, afiyet ve selâmet diliyorum.
Kandilimiz mübarek olsun.
#25Aralık #KendimeNotlar