☰
✕

HERKES UZMAN, HAKİKAT YETİM!

Bir memleket düşünün…

Herkes doktor, herkes hukukçu, herkes siyaset bilimci, herkes gazeteci!

Birinin elinde gazete yoktur ama gazeteciliğin kitabını yazmaya kalkar. Ötekinin hastalık hakkında bilgisi yoktur ama doktorun reçetesini beğenmez. Bir başkası hayatında bir kitap bitirmemiştir ama ülkenin nasıl yönetileceğine dair hüküm dağıtır.

Bilgi yoktur. Fikir çoktur.

Tecrübe yoktur. İddia sınırsızdır.

En kötüsü de insanın bilmediğini fark etmemesidir.

Çünkü cehalet, bazen sessiz bir eksiklik olarak kalmaz. Kendisine kürsü kurar. Mikrofonu eline alır. Sonra da karşısına çıkan herkese akıl dağıtmaya başlar.

★

HERKES KONUŞUYOR, KAÇ KİŞİ DİNLİYOR?

Bir düşünce söylersin.

Daha cümleni tamamlamadan itiraz gelir.

Ne söylediğini anlamaya çalışmaz. Neye dayanarak konuştuğunu merak etmez. Sözü tartmaz. Niyetini okumaya çalışır.

Çünkü onun derdi hakikati bulmak değildir.

Kendi fikrini karşısındakine kabul ettirmektir.

Sen farklı düşünüyorsan, onun gözünde mesele artık fikir ayrılığı olmaktan çıkar.

Ya bilgisizsindir…

Ya çıkar peşindesindir…

Ya birilerinin adamısındır…

Ya da doğrudan hain!

Ne kolay hüküm veriyoruz.

İnsanları tanımadan, hayatlarını bilmeden, mücadelelerine şahit olmadan birkaç cümleyle etiketliyoruz.

Sonra da kendimize medeni toplum diyoruz.

★

AKIL VERMEKLE AKILLI OLUNMUYOR

Bir gazeteci haber yapar.

Haberi okumadan hüküm veren çıkar.

Bir doktor hastasını değerlendirir.

Tıbbi bilgisi olmayan biri, sosyal medyada birkaç satır okuyarak tedavi önerir.

Bir öğretmen yıllarını eğitime verir.

Hayatında sınıfa girmemiş biri, öğretmenin nasıl ders anlatması gerektiğini anlatır.

Elbette herkes eleştirebilir.

Elbette her mesleğin hesabı sorulabilir.

Gazeteci de eleştirilecek. Doktor da sorgulanacak. Siyasetçi de hesap verecek. Öğretmen de mesleğinin sorumluluğunu taşıyacak.

Ama eleştiri ile ukalalık arasındaki farkı bilmek gerekir.

Eleştiri, gerekçe ister.

Sorgulama, bilgi ister.

İddia, sorumluluk ister.

Hakaret ise çoğu zaman bunların yerine geçmeye çalışan kolay bir sığınaktır.

Bir insanın fikrine karşı çıkabilirsin.

Ama sırf sana benzemiyor diye onun aklını, onurunu ve niyetini hedef alamazsın.

★

HERKESİN AYNI DÜŞÜNMESİ Mİ GEREKİYOR?

Siyaset konuşuyoruz.

Ama sanki memlekette tek bir doğru düşünce varmış gibi davranıyoruz.

Sen benimle aynı görüşteysen akıllısın.

Değilsen cahilsin!

Benim desteklediğimi destekliyorsan vatanseversin.

Başkasını destekliyorsan hainsin!

Bu nasıl bir anlayıştır?

Demokrasi, aynı cümleyi hep birlikte tekrarlamak değildir.

Demokrasi; farklı düşünen insanların aynı masada oturabilmesi, birbirinin sözünü dinleyebilmesi ve anlaşamadığında birbirini düşman ilan etmemesidir.

Fikirler çarpışabilir. İnsanlar birbirini ezmek zorunda değildir.

Bir görüşü eleştirmek başka şeydir.

O görüşü savunan herkesi değersiz görmek başka…

İşte toplumsal huzuru kemiren de çoğu zaman bu ayrımı yapamamaktır.

★

BİLMİYORUM DEMEK, EKSİKLİK DEĞİL

Bir insanın her şeyi bilmesi mümkün mü?

Değil.

En çok okuyan da her sorunun cevabını bilemez. En tecrübeli insan da yanılabilir. En yetkili kişi de eksik bilgiyle karar verebilir.

Asıl mesele, yanılma ihtimalini kabul edebilmektir.

“Bu konuda bilgim yok.”

“Biraz araştırmam gerekiyor.”

“Yanılmış olabilirim.”

Bu cümleler insanı küçültmez.

Aksine, insanın kendisiyle kurduğu dürüst ilişkinin işaretidir.

Bugün birçok kişi yanlış yapmaktan değil, yanlış yaptığının anlaşılmasından korkuyor.

Bu yüzden geri adım atmıyor.

Yanlışını düzeltmek yerine sesini yükseltiyor.

Eksik bilgisini, fazla özgüvenle kapatmaya çalışıyor.

Oysa hakikate ulaşmak, her tartışmayı kazanmakla değil; gerektiğinde kendi yanlışını görebilmekle mümkündür.

★

SESİ ÇOK ÇIKANIN HAKLI OLDUĞU YOK

Bazıları vardır…

Bir ortama girer, herkesten önce konuşur.

Bir konu açılır, en kesin hükmü o verir.

Bir tartışma başlar, karşısındakinin sözünü keser.

Sesini yükselttikçe haklı olduğunu sanır.

Ama yüksek ses, doğru bilgi anlamına gelmez.

Keskin cümleler, derin düşüncenin kanıtı değildir.

Bir insanın çok konuşması, çok şey bildiğini göstermez.

Bazen susmak, insanın kendisine verdiği en değerli eğitimdir.

Bazen bir başkasını dinlemek, on kitap okumak kadar ufuk açar.

Bazen de cevap vermemek, tartışmayı kaybetmek değil, seviyeyi korumaktır.

★

ÖNCE KENDİ KAPIMIZI ÇALALIM

Herkes başkasının yanlışını görüyor.

Peki kendi yanlışımıza kim bakacak?

Başkalarının eksiklerini sayarken kendi kusurlarımızı neden görmezden geliyoruz?

Bir gazeteciyi taraflı bulurken kendi önyargılarımızı sorguluyor muyuz?

Bir siyasetçiyi eleştirirken kendi ölçümüzü herkese uyguluyor muyuz?

Bir başkasını cahillikle suçlarken öğrenmeye ne kadar zaman ayırıyoruz?

İnsanın kendisine soracağı sorular vardır.

Rahatsız eder.

Can yakar.

Ama geliştirir.

Çünkü kendisini hiç sorgulamayan insan, başkalarını yargılamayı bir yaşam biçimine dönüştürebilir.

Ve bir süre sonra kendi yankısından başka hiçbir şey duymamaya başlar.

★

BİLGİ BÜYÜTÜR, KİBİR KÜÇÜLTÜR

Kıymetli dostlar…

İnsan, öğrendikçe dünyanın ne kadar büyük olduğunu fark eder.

Bir kitap daha okur, bilmediği bir kapı açılır.

Bir insanı dinler, kendi düşüncesinin sınırlarını görür.

Bir hatasını kabul eder, olgunlaşır.

Ama kibir, insana tam tersini söyler.

“Sen zaten biliyorsun.”

“Senin yanılma ihtimalin yok.”

“Senin gibi düşünmeyen herkes sorunlu.”

İşte insanı geliştirmekten alıkoyan en tehlikeli telkinlerden biri budur.

Kendini vazgeçilmez, bilgisini tartışılmaz, hükmünü değişmez sanmak…

Bu, insanın kendi etrafına ördüğü görünmez duvardır.

Duvar yükseldikçe dışarıdan gelen hiçbir sözü duyamaz.

Sonra da dünyayı anlamadığını değil, dünyanın kendisini anlamadığını düşünür.

★

SON SÖZÜMÜZ OLSUN

Ezcümle;

Kimse her şeyi bilemez.

Kimse her konuda uzman değildir.

Herkesin öğreneceği, düzelteceği ve kendisini geliştireceği bir tarafı vardır.

Önemli olan, başkalarına tepeden bakmadan konuşabilmek…

Bilmediğimiz konuda susabilmek…

Yanlışımızı kabul edebilmek…

Eleştirirken insanlığımızı kaybetmemektir.

Çünkü bilgi insana güç verir ama ahlak yoksa o güç, başkasını ezmenin aracına dönüşebilir.

Kendini bilen insan, her tartışmada üstün gelmeye çalışmaz.

Her söze cevap yetiştirmez.

Her farklı düşünceyi tehdit saymaz.

Dinler.

Düşünür.

Araştırır.

Gerektiğinde susar.

Ve en önemlisi, kendisini de sorgulamaktan kaçmaz.

Unutmayalım:

Kibir, insanı kendi sesine mahkûm eder.

Olgunluk ise başkasının sözünde de öğrenilecek bir şey bulabilmektir.

Herkesin akıl verdiği bir dünyada, biraz daha fazla dinleyen…

Biraz daha çok araştıran…

Biraz daha az hüküm dağıtan insanlar olabilmek dileğiyle.

Selametle...

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }