İda Kelimesine Yüklenmeye Çalışılan Anlamlar

Yetkilileri buradan uyarıyorum. İda Kelimesine Yüklenmeye Çalışılan Anlamlar ve Osmanlı Arşiv Belgelerinde Geçen Kazdağları...

İlyada ve Odysseia destanları, dünya edebiyatının önemli eserlerindendir.

İlyada; on yıl süren Truva Savaşının bir kesitinden, Odysseia ise Truva’nın yenilgisinden sonra Odysseia’nın eve dönüş yolculuğundan söz eder.

İlyada Destanı’nın geçtiği mekân, Truva şehrinin yakın çevresidir.

Milattan önce Truva Savaşından 500 yıl sonra 800’lü yıllarda yazıya geçirilen destanda Kazdağıları; su kaynakları, vahşi hayvanları, bitki örtüsü ile tanıtılır.

Tanrıların yurdu olarak geçen dağın tasvirlerinde Zeus, Hera, Afrodit gibi olağanüstü yeteneklere sahip fügürlere yer verilmiştir.

Destanın derlenip sonradan mı yazıldığı ya da Homeros tarafından mı kaleme alındığı tartışmalıdır. Homeros’un hayatı hakkında ise bu güne kadar yeterli bilgi elde edilememiştir.

Antik çağda İda adıyla anılan Kazdağları, Osmanlı arşiv belgelerinde hem coğrafî hem de idarî terim olarak kullanılmıştır.

Balıkesir’in yerleşkeleriyle ilgili önemli araştırmaları ve kitapları bulunan akademisyen Tacattin Akkuş’un bana gönderdiği arşiv belgelerinde; Ezine-i Kazdağı Kazası, Kazdağı İneceği’nde, Bayramiç, Kazdağı kadısı, Kazdağı muzafatı, Kazdağı kazaları, Kazdağı nahiyesi, Liva-i Biga, Kaza-i Ezine” gibi kelime ve kelime grupları kullanılmıştır.

1560 tarihli olan belgelerde Kazdağı ismi kullanılarak burada kaplan, vaşak gibi hayvanların yaşadığı geçmektedir.

Günümüzde Kazdağı yerine İda Dağı kullanılması giderek yaygınlaşmaktadır. Bunun nedenlerinden biri Homeros’un destanından sonra antik Yunan kahramanlarının heykellerinin yapılması ve bunların müzelerimizi doldurmasıdır.

Uzun yıllardır Anadolu insanının ürettiği el sanatları, halılar kilimler ve diğer somut eserler sözde Türk hayranlığı altında toplanarak yurt dışına kaçırıldı.

Müzelerimizde Türk kültür ve medeniyetini gösteren eserlerin azalığı karşısında nesiller, bir gün farklı sorularla karşılaşabilir.

Tahtakuşlar Etnografya Galerisi kurucusu Rahmetli Ali Kutar, ”Sarıkız Efsanesi Rehberi” isimli kitabının üçüncü sayfasında bu durumu şöyle izah etmiş: “Bazı araştırmacı ve yazar aydınlarımız İda ya da Kazdağı’ndan söz edildiğinde Sarıkız Efsanesini bir yana bırakarak büyük bir coşku ile Zeus, Herkül, Afrodit, Paris, Hera, Athena ve Helen’den bahseder ya da çizer. Hatta

bazıları daha da ileri giderek Sarıkız Efsanesini Yunan mitolojisinin üzerine İslamî bir cila sürülerek kopya edildiğini savunmaya çalışır.”

Ülkemiz onlarca uygarlığı kucaklamış ve onların eserlerini günümüze kadar getirmiştir. Sanat değeri yüksek zengin ve farklılıkları barındıran bu somut eserleri korumak, benimsemek ve sahiplenmek hepimizin borcudur. Çünkü bunlar, sanat ve kültür alanında yapılacak çalışmalara ışık tutacağı gibi turizm sektörünün gelişmesini de sağlar.

Eserler, insanlığın ortak mirasıdır. Evrensel değerlere sahiptir. Bunları dünyaya tanıtmak sorumluluğumuz içindedir.

Ancak Rahmetli Ali Kutar’ın dediği gibi Yunan mitolojisini kasti olarak ön plana çıkartarak etkinlikler yapmak veya İda Dağı’na Yunanî anlamlar yüklemek bu kavramların nesillerin bilinçaltına yerleşmesine neden olabilir.

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }