İKİ VATANSEVER İNSANIN ARDINDAN

Türkiye, tarih boyunca sağı solu belli olmayan terör belasına karşı nice değerli evladını kurban verdi.

80 öncesi yıllarda kardeş kardeşe kırdırıldı.

Gün Sazak, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, İsmail Gerçeksöz, İlhan Darendelioğlu, Necip Hablemitoğlu gibi aydın beyinler kurşunlara, bombalara hedef oldu.

İhtilal sonrası da bombalamalar, suikastlar devam etti.

Uğur Mumcu da bu zincirin en acı halkalarından biriydi.

Bu isimlerin ortak özelliği şuydu:

Hiçbirinin özel bir düşmanı yoktu.

Hepsi, ülkeyi seven sıradan vatandaşlar gibi Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü, birlik ve beraberliğini, barışını, kardeşliğini ve demokrasiyi savunuyordu.

Sırf bu yüzden terörün hedefi oldular.

Peki, sağ-sol görüş fark etmeksizin toplumsal barış ve uzlaşmayı savunan bu insanları kimler, niçin öldürttü?

Benim görüşüm net.

Düşünen, okuyan, sorgulayan, yazdıklarıyla milleti aydınlatan, perde arkasını gösteren beyinleri susturmak isteyenlerin tek amacı vardı:

“Görme… Konuşma… Yazma… Sorgulama… Yoksa ölürsün.”

Ne yazık ki bir süreliğine bu amaca ulaştılar…

Ta ki 15 Temmuz’a kadar.

O gece kuklacılar ve kuklalar milletin duvarına tosladı.

O günden bugüne hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

NE KADAR AZ BİLİRSEN
O KADAR ÇOK YAŞARSIN

Uğur Mumcu’yu katledeli tam 33 yıl oldu.

O gün ülkeyi yönetenler katillerin yakalanacağına dair namus sözü verdi. Meclis’te Araştırma Komisyonu kuruldu.

Balıkesir Milletvekili Ahmet Bilgiç’in de yer aldığı bu komisyon yıllarca çalıştı, rapor hazırladı.

Sonuç: Sıfıra sıfır, elde var sıfır.

Komisyonun dinlediği isimlerden biri de Tevfik Ağansoy’un eşi Hülya Hanım’dı.

Hülya Hanım, Mumcu’nun bir kitabını okurken eşine:

Çok iyi araştırmacı gazeteciymiş, her şeyi çok iyi yazmış” demiş.

Tevfik Ağansoy’un cevabı çarpıcı:

“Yazık oldu, boşuna öldürdüler.”

Hülya Hanım sorunca:

“Kim öldürdü?”

Cevap kısa ve net:

“Ne kadar az şey bilirsen o kadar çok yaşarsın…

MUMCU’YU AMERİKA MI ÖLDÜRTTÜ?

Uğur Mumcu, iyi bir gazeteci-yazar olduğu gibi aynı zamanda hukukçuydu.

Haksız kazançlara karşı çıkar, ülkeye ihanetlere sessiz kalmazdı.

Silah kaçakçıları, mafya, terör grupları ve arkasındaki güçlerle mücadele etti.

Devleti kullanarak çeteleşenleri yıllar önce ifşa etti.

FETÖ’nün Türk Ordusu’na sızdığını, bunun büyük felaket getireceğini 15 Temmuz’dan çok çok önce yazdı, uyardı.

Ama hepimiz uyuduk…

Yazılarında PKK’nın iç-dış bağlantılarını, ABD’nin oyunlarını sıkça vurgulardı.

Ölümünden 17 gün önce bir yazısını şöyle bitirmişti:

Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ile Mossad’ın Kürtler arasında?

Yoksa CIA ve Mossad anti-emperyalist savaş mı veriyor da dünya bunun farkında değil mi?”

Irak, Afganistan, Suriye, Libya’da yaşadıklarımızı 80’li yıllarda belgeleriyle yazmıştı.

Kısacası:

Çok şey biliyordu. Bildiklerini milletiyle paylaşıyordu.

Susturulması gerekiyordu, susturuldu…

Aradan geçen onca yıla rağmen akıllarda hâlâ dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın sözü kaldı:

Bir tuğla çeksek duvar yıkılır, herkes altında kalır…"

BİR GÖNÜL İNSANI: GAFFAR OKKAN

Bugün aynı zamanda Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’ın da şehit edilişinin 25. yılı.

1990’lı yıllarda Güneydoğu’da faili meçhuller artmış, halkla devlet arasında uçurum açılmıştı.

Diyarbakır’a atandığında halk polise göz bile kaldıramıyordu.

Ama Okkan, “Diyarbakır halkına eziyet edeni yakarım” diyerek göreve başladı.

İcraatlarıyla polise, dolayısıyla devlete bakış değişti. Bölge halkının gönlünü fethetti.

Faili meçhulleri aydınlattı, katillerin gerçek yüzünü gösterdi.

Terör örgütlerinin eylemlerinde devletin yaptığı imajı yaratıldığını tespit ettik” diyerek gerçeği haykırdı.

Sırf ülkenin birliği ve dirliği için üzerine düşeni yaptığı için hain bir suikastla şehit edildi.

O gün PKK korkusundan kepenk kapatan esnaf, bir polis öldüğü için kepenk indirdi.

On binlerce insan gözyaşı döktü, saygıyla uğurladı.

Bugün de bazıları, devlet ile millet arasına nifak sokmak, arayı açmak için provokasyon peşinde koşuyor.

Siz siz olun; her şart altında ülkemizin ve milletimizin birliği, dirliği için çalışanların, çabalayanların yanında saf tutun.

Emperyalist güçlerin kayığına su taşıyanlara asla prim vermeyin.

Etrafımızın tuzaklarla çevrili olduğunu, asıl hedefin Türkiye olduğunu bir an olsun unutmayın.

Türkiye, tarihten bugüne kadar nice kurulan tuzakları bozmayı, bertaraf etmeyi başardıysa, bundan sonra da emperyalizmin tuzaklarına geçit vermeyecektir.

Biz yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım; hep birlikte Türkiye olalım

Allah’ın izniyle aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.

Selâmetle.

24 Ocak 2026 | Ramazan Demir | Balıkesir

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }