"KURUMSAL KİMLİK” SORUNU

Reklama bu kadar bütçe; sokağa atılan ve aslında “ailenizin” parası değil mi?.. Başkan Akın’ı dostane uyaracak hiç mi bir yakını, sadıcı olmaz?

BBB’nin medya, tanıtım, reklam, basın, afiş vs işleri nasıl yapılıyor bilmiyoruz ama açık olan bir husus var ki bu alanda büyük bir “kurumsal kimlik” ve “ben” dili sorunu yaşanıyor.

Bilmiyoruz Sayın Ahmet Akın bu olup bitenin ne kadar farkında ama bizim anlamadığımız daha basit bir husus var; görünen tablo karşısında örneğin başkanın yüksek kurmayları, örneğin partisinin yönetimi, örneğin partili milletvekillerinden hiç mi uyarı veya dostane ikaz gelmiyor?

Yahut ne bilelim, aklı selimi ve sağduyuyu işleterek Başkan Akın’ı dostane uyaracak hiç mi bir yakını, sadıcı olmaz?

Yani her şey normal, yapılanlar harika mı?

Neden böyle diyoruz; çünkü son günlerde yerel basında da pek çok mecrada eleştiri konusu olan hususları yenileyeceğiz.

Sayın Akın, sanki 2 yıldır BBB başkanı değilmiş de bir seçim çalışması içindeymiş gibi sadece ve sadece kendi ismi, kendi fotoğrafı, kendi sözleri ile kenti, haliyle eyalet gibi tüm vilayeti kaplamış durumda.

Yani ortada BBB yok sadece Ahmet Akın var.

30 bin kişiye iftar veren de, aşırı yağışlarda BASKİ’yi sahaya indiren de, yerli üreticiye el uzatan da, Ondan Market açan da, belediye olarak bir elin verdiğini(!) diğeri görmeden gizli(!) yardım yapan da, velhasıl her ne varsa, ne olup bitiyorsa hepsi O. BBB yok hiç, yapılan her şey Ahmet Akın şahsında. Çünkü verilen imaj, yazılıp çizilen hep böyle ve basın bülten dili de öyle.

Yani Stan Lee geldi Marvel evrenindeki gibi bir kahraman da Balıkesir için yarattı, böylesine bir algı!

Mazhar Fuat Özkan'ın “Peki peki anladık..." diye başlayan, "Sen neymişsin be abi! Aa!” diye biten bir şarkısı vardı, yerli milli uyarlama yaparsak o gözden de bakabiliriz!

BBB resmi internet sitesine ve basına gönderilen bültenlere baktığınızda bu “ben” dilini; “olağan sınırları olağanüstü aşmış şekilde” fark ediyorsunuz.

Keza afiş, reklam ve foto kısmına baktığımızda da…

İnanılmaz derecede ölçüsüz bir fotoğraf kullanımı var. İnanılmaz derecede her ilanda “Ahmet Akın” isminin ön plana çıkarılması var.

Tek “Hoş geldin Ramazan” ve “Ramazan Bayramı” kutlamalarına fotoğraf koymadılar, onda da düşünün Balıkesir’in tüm ilçelerini, beldelerini, merkezi, adım başı, iki metre öteyle bilboard reklamları, foto olmadığı için bu kez üç bilboardlık devasa büyüklükteki kutlamalar…

Gerek var mı?..

Reklama bu kadar bütçe; sokağa atılan ve aslında “ailenizin” parası değil mi?..

Rica ediyoruz lütfen boş bir vaktinizde internet başına geçin, rasgele belediye sitelerine tıklayın, belediyenin kurumsal olarak ötelendiği ve başkanın böylesine ön plana çıkarıldığı başka bir belediye var mı?

Önyargılı olmayın, büyük şehirlerden başlayın biraz vakit harcayın, sitelerin haber ve duyuru kısımlarına bakın; aradaki uçurumu göreceksiniz kolaylıkla.

Soralım, otobüslerde başkanın fotoğrafı hem de uçuk bir devasa boyutta olur mu?

Koyarsan olur elbet.

Olmalı mı, doğru mu, şık mı diye sormak gerek tabi ki.

Market açıyorsunuz, market poşetinde başkanın ismi olur mu?..

Yani bir Allah’ın kulu, daha doğrusu çevresindeki bürokratlardan biri, onlar korkudan gık çıkaramıyorsa bir partili yönetici, onlardan ses yoksa bir milletvekili demez mi “Başkanım, poşete isminiz yazılmasın, yazılacaksa tek market adı olsun, ötesi doğru değil, çok tepki alır” demez mi?

Şimdi her yer trol, sevgili troller de saldırmasın hemen, “market açılmış da poşete mi takıldınız” diye yaygara koparmasınlar…

Evet marka olarak market ismine ve açılışın ötelenişindeki zaafiyete de takılırız poşetin üstüne ne yazıldığına da… Aynen de öyledir, yapılan hizmeti tam yapmaya gayret ederken lüzumsuz yere kendi ürettiğiniz sorunla eleştirilerin odağı olur ve düşüncesizliğin faturasını çekersiniz çünkü sonra. Gerek var mı böyle acemiliklere?

Gerçekten aklınızı nereye saldınız merak ediyoruz, peynir alıyorsun, Ahmet Akın isminin poşette işi ne, kimin düşüncesi, kimin fikri ve kimin onayıyla?!

Neresinden bakarsanız bakın, şaşılacak, akla ziyan bir durum.

Herhangi bir ilana, bilboarda bakın…

BBB küçücük, ince ve zayıf bir karakter…

Ahmet Akın ismi kalın, koyu ve büyük…

Bir de şu seçim zamanından kalan sloganlar var.

“Balıkesir Benim Ailem”, “Ahmet Akın herkese yakın” gibi…

Yanlış.

Bunlar seçim zamanı kullanılır, gayet güzel etki de yapar ve yapmıştır.

Ama “ben” diline bu kadar sarılmak ve hala vazgeçmemek belli bir noktadan sonra vatandaşı boğar…

Örneğin “Balıkesir Benim Ailem” sloganını, seçim sonrası şöyle değiştirmek gerekirdi:

“Balıkesir: Büyük bir aileyiz” veya “Balıkesir, biz aileyiz”

Keza, “Ahmet Akın herkese yakın” deyişi de “BBB; herkese yakın” olmalıydı.

Bu dil, kurumsal kimlik açısından sorunlu ve zaman içinde bumeranga dönüşecek tehlikeli bir dildir.

Muhalefetken eleştirdiğiniz her şeyi, fazlasıyla yapar hale geldiyseniz bunun yakışığı kalmaz.

Önceki dönem Yücel Yılmaz’ı da bilboardlarda kendini her ön plana çıkardığında eleştirmiştik, hatta birisi vatandaş gözünde mizah konusu olmuştu, Başkan güya belediyenin temizlik işleri çalışanları gibi sessiz ve gizli kahramanlarını onore etmek istemiş, devasa bilboardlarda “Belediyenin Gizli Kahramanları” sloganıyla onların fotoğraflarından karma yapılmıştı ama işgüzar reklamcılar afişin en ortasına devasa bir Yücel Yılmaz fotosu kondurmuşlardı.

E nerede kaldı gizli kahramanlar?..

Geçenlerde Akın’ın gençlerle yaptığı söyleşi sohbet de bu şekilde reklamlandırılmış, öğrenciler arka planda, aynı Yılmaz gibi en ortada devasa Akın fotoğrafı.

Düşüncesizlik mi, öngörememe mi bilmiyoruz ama biraz sadeliğe ve geri plana çekilmeye gerek var.

Herkes BBB başkanının kim olduğunu biliyor.

Yahu, otobüs güzergah değişikliği duyurusunda bile aynı kalıp kullanılıyor. Falan numaralı otobüs güzergahları değişmiştir dersin, altına BBB yazarsın veya BBB yazmana da gerek yok sadece BTT yazar geçersin

Böyle basit bir duyurunun altına bile, BBB, BTT, Ahmet Akın, Balıkesir Benim Ailem dörtlüsünü kondurmanın gereği var mı?..

Cumhurbaşkanı sıfatıyla değil de başta parti lideri olarak Sayın Erdoğan’ın afişlerinin seçim zamanında orantısız kullanımı, seçim zamanı da bazı illerde Ak Parti afişlerinin camilere, kale duvarlarına asılması çok eleştiri konusu olmuştu da, BBB’nin iftarı güya, cami duvarında koca fotoğrafın işi ne allasen?

Veya ne bilelim üst geçit asansörünün duvarında Ahmet Akın afişine gerek var mı; bunun sağlıklı muhasebesi yapılamıyor mu?..

On On kafelerimiz var ya, On On kafelerde Ahmet Akın’ın çerçeveli fotoları karşılıyor sizi…

Kafede, restoranda böyle bir tablo komik kaçmıyor mu?..

“Bu tesis BBB tarafından işletilmektedir” diye bir yazı koyarsın girişe, yeter.

"Kurumsal Kimlik" başkan da olsa isimlere indirgenemez, indirgenmemelidir.

Takvim, seçim zamanlarında değildir artık ve hizmet süresi hızla ilerlemektedir.

Bu minvalde, yine örnek verelim ki daha iyi anlaşılsın…

Onlarca yılın ayıbı olan Kitap Fuarı’nı hayata geçirirken sizi elimiz kızarana kadar ve sonuna kadar alkışlarken fuara geldiğimizde Atatürk posterinin yanında aynı devasalıkta Başkan posterini görünce bu kez vatandaş olarak yaşanan “bu kadar da olmaz” hayal kırıklığının farkında mı üst yönetim acaba?..

“Balıkesir emanettir” derken, kamu yönetiminde reklam israfını görmezden gelmek “işini en iyi yapmak” demek midir?

Kurumsal kimlik, vatandaşla iletişimi güçlendiren, yapılan hizmetleri öne çıkaran, değerleri ortaya koyan, kentin ve kentlinin kültür unsurlarını yansıtan görsel unsurların bütünüdür.

Bugüne kadar görülen o ki Yücel Yılmaz döneminde var olan ve defalarca eleştirdiğimiz reklamsal ve algısal haller; Ahmet Akın döneminde azalır diye beklerken katlanarak artan ve artarken ipin ucu epey kaçan hazin bir tabloya dönüşmüştür.

Daha hazini; merkezde 6 Eylül, Karesi ve BBB olarak üç belediyeyi gözlemleyebildiğimize göre reklama gark olan ziyadesiyle BBB’dir ki aslında BBB’nin kurumsal kimliği ön plana çıkarıp başkan kimliğini mümkün olduğunda arka plana çekip görünmez olması ve diğer ilçe belediyelerini de takip ederek aynı hataları gördüğü an onları “abi ve başkan” sıfatıyla uyarması olmalıyken maalesef böyle bir yaklaşımın hiç tercih edilmediğini görüyoruz.

Görünmez kahraman olmak, görünürde olmaktan her zaman yeğdir.

Kurumsal kimlik dediğimiz kavram veya olgu; “ciddiyeti” ve “okuduğunu bir kez daha okuyup anlamayı” da gerektirir.

Belediyelerin basın bültenlerini, açıklamalarını, icraatlarını dağıtılmadan önce Başkan okuyor mu?..

Zira bunlardaki dil de propaganda aracı değil, gerçekleri vatandaşa aktarma aracı olmalıdır.

O yüzden dilin de kurumsal olması ve temsil, ağırlama, açılış vs haller dışında kişilerden bağımsız kamu ciddiyetini yansıtması gerekir.

Yine örneklendirelim…

Eğer Sayın Yasin Sagay ile Sayın BASKİ Genel Müdürü karşılıklı açıklamalar yapıyorsa, siyasi kişilik olan Yasin Sagay’ın söylemleri daha özgürdür ama yerel basına gelen açıklamada “BASKİ Genel Müdürü iddiaları çürüttü” başlığı kullanılmaz, kullanırsanız kamu kurumunu siyaset arenasına indirgemiş olursunuz… Şöyle denir: “BASKİ Genel Müdürü iddialara açıklama getirdi” veya “Genel Müdür cevap verdi” dersiniz.

“Çürüttü” derseniz hem dilin kalitesini düşürürsünüz hem kurumsal kimlikten bihaber olduğunuz ortaya çıkar. Tek kelimelik hatanın ciddiyet açısından çok yönlü hatalar ve yanlışlar boyutu da kendiliğinden ortaya çıkar.

Bu ve sayısız örnek var iki yıldır Balıkesir’in yaşadığı…

Deli gibi reklam, foto furyasına gerek yok.

Hassasiyet özlemi ve sadelik ararken vatandaş, dolu yağar gibi reklamsal ortamın içine düştü kent.

Yazının en başına dönelim, BBB ve bağlı kuruluşlarında reklam, açıklama ve iletişim ve görsel alanda olağanüstü var olan “ben” dili ile Başkan’ın her daim ön plana çıkarılması zaman içinde Sayın Akın’a en çok puan kaybettirecek husus olacaktır, bir kenara not edin lütfen.

Sessiz ilerlemek ve görünmez olmak market poşetinde koyu karakterli isim olmaktan çok daha iyidir.

Kurumsal kimlik sadece görsellik, imaj, reklam demek değildir. Kurumsal kimlik, belediyenin hedefleri, geleceğe yönelik davranış biçimleri, yatırım planları ve iz bırakacak adımlar demektir.

Dolu yağdırırcasına aşırı reklam ve abartılı içerikler ise zaman içinde ilgi kaybı, yorgunluk ve rahatsızlığa yol açar. Keza bu durum kısa bir süre sonra en çok reklam verene zarar verir.

BBB yönetimi ve Sayın Akın bu durumun ne kadar farkında; onları onlardan çok düşünen naçizane bir sadıçları olarak; bunu da biz sormuş olup takdiri de kentliye bırakalım..

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }