KUVAYİ MİLLİYE ve ÜNİVERSİTEDEKİ EKSİKLİK..

Bir süredir sağlık kampında bulunduğum Balıkesir Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde gelen giden dostlarla düne, bugüne, yarına dair hasbihal ediyoruz.

Bir anlamda dertleşiyoruz.
İyi de oluyor.
Hem tedavi sürecime katkı sunuyor hem de zihnime reset atıyor bu sohbetler.

Bazen konuşmaktan nefesim kesiliyor, sesim kısılıyor ama düşüncelerim berraklaşıyor.

Bu süreç bana Balıkesir Üniversitesi’nin şehir için ne denli büyük bir değer olduğunu bir kez daha hatırlattı. Aynı zamanda bazı aksayan yönleri de görmeme vesile oldu.



Geçen gün önceki dönem vekillerimizden Adil Çelik ziyaretime geldi. Uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz var. Efsane başkan Sabri Uğur'la ilgili bir çok anımız, kaybedilen seçimlere dair ortak tespitlerimiz var.

Çelik, Balıkesir sevdalısı bir isim.
AK Parti il başkanlığı ve milletvekilliği döneminde canla başla çalıştığına yakından şahitlik ettim. Balıkesir’de başı sıkışanın kapısını çaldığı vekillerin başında gelirdi.

İstanbul’un üç katı büyüklüğündeki Balıkesir coğrafyasını karış karış bilen, öncelikli sorunlarını tanıyan bir siyasetçiydi.

Söz konusu Balıkesir olunca, üzerine vazife olmayan işlere dahi burnunu sokardı. Belki de bu yüzden yeni dönemde liste dışı bırakıldı.

Bana göre onu ayrıcalıklı yapan şu;
Milletvekilliği bittikten sonra Balıkesir’i terk etmeyen ender siyasetçilerden biri oldu. Yani “harç bitti, yapı paydos” diyenlerden olup şehre sırtını dönmedi!



Sahi, ne vekiller gördü bu şehir…
Seçilmeden önce kimsenin tanımadığı, seçildikten sonra şehrin yolunu unutanlar…

Beş yıl boyunca ulaşılamayanlar…
Ulaşıldığında da başından savanlar…

Galiba Balıkesir’in kronik sorunlarından biri de bu. Vekiller şehirle yeterince dertlenmiyor, bugünü ve yarını için ortak projeler üretemiyor. Her şey “mış gibi” yapılıyor.

Oysa bize Balıkesir’le dertlenen, mevzubahis Balıkesir olduğunda rozetini bir kenara bırakabilen, gerektiğinde üzerine vazife olmayan işlere de el atan isimler lazım.



Balıkesir Havalimanı’nda yarın uçak inecekmiş gibi personel istihdam edilmesinden rahatsız olan vekillerimiz varken, her fırsatta “Kuvayi Milliye Şehri”, “Kuvayi Milliye’nin Başkenti” diye başlayan methiyeler dizilmesi size de garip gelmiyor mu?

Üstelik bu söylemleri slogandan öteye taşıyamadığımız artık açık değil mi?

Trabzon’a 101 yıl sonra İstiklal Madalyası verilişini hep birlikte, ağzımız açık izlemedik mi?

Oysa Balıkesir’e İstiklal Madalyası verilmesi, 2002 yılında 22. Dönem TBMM’nin ilk kanun teklifiydi. Altında dönemin 8 Balıkesir milletvekilinin imzası vardı. Takipçisi olamadık.
O günden bugüne hep “Kuvayi Milliye’nin başşehri” dedik, ama bu iddiayı bilimsel verilerle güçlendiremedik.



Balıkesir'in yaşayan kültür hazinesi Aydın Ayhan hocamızın eserleri bize rehber oldu; ancak Balıkesir Üniversitesi’ni bu sürecin içine dahil edemedik.

Bilim olmayınca olmuyor bazı işler.

Üniversite şehirden, şehir üniversiteden uzaklaştı.


Adil Çelik anlattı, ben anlattım. Kimi zaman o savunmaya geçti, kimi zaman ben. Sohbetin bir yerinde ben siyasileri eleştirdim; bir yerinde o dönüp, “Basın olarak siz de şehre dair sorumluluğunuzu ne kadar yerine getirdiniz?” dedi. İşte o an susmak düştü payıma.



Gelelim sohbetimizin ana meselesine…



Balıkesir Üniversitesi bünyesinde botanik bahçesinden deney hayvanlarına, yöresel kültürden depreme, fizyoterapiden jeoparka, kadından manevi psikolojiye kadar 26 farklı araştırma merkezi var.

Sürekli gelişen, büyüyen ve şehre değer katan bir üniversitemiz var.

Her gelen yönetim bir merkez açmış.

Ama en önemlisi unutulmuş.

Belki slogandan öteye geçilemedi.

Belki gelen giden yönetimler şehre yeterince yakın değildi.

Belki de şehirden böyle bir talep gelmedi.

Sebebi her neyse, soruyu buradan soralım:

Kuvayi Milliye’nin başkenti denilen bir şehrin üniversitesinde neden Kuvayi Milliye Araştırma Merkezi yok?

Susurluklu Leblebici Raşit Efendi’nin, “Ne mandası efendiler, manda bizim Susurluk Çayı’nda çok. Bu işi halledecek delikli demirdir” sözünün anlamını gelecek kuşaklara aktaracak; bastıkları gazeteleri saman balyaları arasında cephelere ulaştıran Mustafa Necati’leri, Hasan Basri Çantay’ları anlatacak bir merkez neden yok?

Yokluk yıllarında kendi düzenli ordusunu kurarak devletleşen Karesi’nin Kuvayi Milliye ruhunu yaşatacak, Balıkesir’e verilmesi gereken ama bir türlü verilmeyen İstiklal Madalyası’nın altyapısını bilimsel verilerle ortaya koyacak Balıkesir Kuvayi Milliyesi Araştırma Merkezi, bu üniversitede neden hâlâ yok?

Otuz dört yıldır neden yok?

Bu sorunun cevabını sadece ben değil, Kuvayi Milliye’nin başkenti ya da başşehri olduğunu söyleyen herkes merak ediyordur.

Şehrin bir sakini olarak, çalışmalarını ilgiyle ve takdirle izlediğimiz Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu’ya bu soruyu saygıyla arz ediyor, ilgisine ve bilgisine sunuyorum.

Selametle…


#19Ocak #RamazanDemir #KendimeNotlar #Balıkesir #KuvayiMilliye