MANDA ARIYORSANIZ SUSURLUK ÇAYI’NDA ÇOK VAR!

Bazı sözler vardır…

Söylendiği gün kalır.

Bazı sözler vardır…

Aradan yüz yılı aşkın zaman geçse bile hâlâ kulaklarda çınlar.

Susurluklu Leblebici Raşit’in sözü gibi:

“DÜŞMANI GERİ DÖNDÜRECEK KUVVET, NAMLININ UCUNDADIR!”

İşte Kuva-yi Milliye’nin ruhu budur!

Teslimiyet yok…

Manda yok…

Boyun eğmek yok!

Vatan tehlikedeyse mücadele var!

YANMIŞTIK AMA BİTMEMİŞTİK!

Osmanlı Devleti çökmüş…

Ordu dağıtılmış…

Memleket işgal edilmiş…

İzmir Yunan askerlerinin çizmeleri altında…

Birileri “artık bitti” diyordu.

Birileri manda arıyordu.

Birileri başka devletlerin himayesine sığınmayı kurtuluş sanıyordu.

Ama Balıkesir’de başka bir ses yükseliyordu:

“Biz daha ölmedik!”

İşte o ses…

Kuvayi Milliye’nin sesiydi.

OKUMA YURDU’NDA KARAR VERİLDİ

15 Mayıs 1919…

İzmir işgal edildi.

Balıkesirli vatanseverler bugünkü Kuvayi Milliye Müzesi’nin bulunduğu yerdeki Okuma Yurdu’nda bir araya geldi.

Karesi Mebusu Mehmet Vehbi Bey

Belediye Reisi Keçecizade Mehmet Emin Bey…

Yırcalızade Şükrü Efendi

Karesi'nin gür sesi Hasan Basri Çantay

Ve diğer vatanseverler…

Mesele belliydi:

Vatan elden gidiyordu!

Protesto mu?

Yetmez!

Telgraf mı?

Yetmez!

Yazışma mı?

Yetmez!

Düşman silahla gelmişse…

Silahla karşılık verilecekti.

İşte o sırada Susurluklu Leblebici Raşit’in sözü tarihe geçti:

“DÜŞMANI GERİ DÖNDÜRECEK KUVVET, NAMLININ UCUNDADIR!”

Kıvılcım buydu!

Kuvayi Milliye ateşi böyle harlandı.

MANDA İSTEYENE CEVAP

O günlerde manda tartışması da vardı.

Başkasının himayesine girelim…

Bir büyük devlet bizi korusun…

Biz de başımızı kurtaralım…

Balıkesirliler'in Alaca Mescit'ten yükselen cevabı ise tokattı:

“MANDA ARIYORSANIZ SUSURLUK ÇAYI’NDA ÇOK VAR!”

Bundan daha net ne söylenebilir?

Bu milletin kurtuluşu başkasının merhametinde değil…

KENDİ İRADESİNDEDİR!

41 BAYRAK ADAM

Alaca Mescit…

Okuma Yurdu…

Balıkesir Kongreleri…

Ve 41 Bayrak Adam!

Onlar “Birileri gelsin bizi kurtarsın” demedi.

Talimat beklemedi.

İzin istemedi.

Vatanı savunmak için ayağa kalktı!

Köylüsüyle…

Kentlisiyle…

Aydınıyla…

Eşrafıyla…

Balıkesir mücadeleye koştu.

Beş kongre yaptı.

14 ay boyunca dört cephede savaştı.

Ayvalık’ta ilk kurşun…

Bandırma’da son kurşun…

Balıkesir’de kongreler…

Ve Anadolu’ya yayılan Kuvayi Milliye ruhu…

Bunlar tesadüf değil!

Bunlar bir milletin ayağa kalkışıdır.

BİR DE 'SES'İMİZ VARDI!

Silahın yanında kalem de vardı.

Hasan Basri Çantay’ın SES Gazetesi

İşgal altındaki Anadolu’nun gür sesiydi.

Mehmet Akif Ersoy’un SES’in ilk sayısında gönderdiği dizeler boşuna değildi:

“Düşman sesi duymak istemezsen
Kardeş sesidir, uyan bu sesten…”

O SES…

Balıkesir’in sesi oldu.

Kuvayi Milliye’nin sesi oldu.

Milli Mücadelenin sesi oldu.

TARİHİ RESTORE ETMEK DE YETMEZ!

Gelelim Alaca Mescit’e…

Sayın Valimiz İsmail Ustaoğlu tarafından Alaca Mescit’in restore ettirilmesi önemli bir adımdı.

Yıllardır ihmal edilen bir tarih mekânı ayağa kaldırılmıştı.

Teşekkür ederiz.

Ama…

İş burada bitmez!

Tarihi binayı restore etmek kadar…

TARİHİ DOĞRU ANLATMAK DA GÖREVDİR!

Alaca Mescit önündeki abidedeki tarihlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

Çünkü orada yer alan tarihin, anlatıldığı gibi doğrudan Alaca Mescit toplantısının gerçek tarihi olmadığı yönünde ciddi tarihsel değerlendirmeler bulunmaktadır.

İlk yapıldığındaki tarih ile bugünkü tarih farklı! Bir arkadaş söylemeseydi, ben de uykuya devam edecektim. Bir de ısrar edip iddialaştık, gidip bakınca arkadaş haklı çıktı.

Yanlış bilgi…

Taşa kazındığında doğru olmaz!

Yıllarca tekrarlandığında da hakikate dönüşmez!

Balıkesir’in tarihine makyaj değil…

HAKİKAT YAKIŞIR!

Bu nedenle Alaca Mescidi restore ettirerek bir ayıbı temizleyen Sayın Valimiz İsmail Ustaoğlu’ndan, yanıltıcı tarihi de düzelttirmesini bekliyoruz.

ŞİMDİ GELELİM İSTİKLAL MADALYASINA!

İşte burada artık lafı fazla dolandırmanın anlamı yok.

Balıkesir…

İstiklal Madalyası’nı anasının ak sütü gibi hak ediyor!

Bu sadece bir madalya değildir.

Bu madalya;

Ayvalık’ta kurşun sıkanların…

Kuvayi Milliye saflarında can verenlerin…

Köyünden erzak taşıyanların…

Cepheye koşanların…

Evladını cepheye gönderen anaların…

Şehitlerin…

Gazilerin…

Ve bağımsızlık uğruna her şeyini ortaya koyan Balıkesirlilerin hakkıdır!

Bu konuda TBMM’ye yıllardır kanun teklifleri veriliyor. 2025 yılında sunulan son teklif de Balıkesir’e Kurtuluş Savaşı’ndaki mücadelesi nedeniyle İstiklal Madalyası verilmesini öngörüyor ve TBMM kayıtlarında hâlen komisyonda görünüyor.

Yani mesele bilinmiyor değil!

Mesele unutulmuş değil!

Mesele için yapılması gerekenler de belli!

Kanun teklifi var.

Gerekçe var.

Tarih var.

Kahramanlık var.

Balıkesirlilerin ortak iradesi var.

Peki ne yok?

KARARLI ADIM YOK!

NEYİ BEKLİYORUZ?

Yıllardır aynı şeyi söylüyoruz.

Balıkesir’in İstiklal Madalyası meselesi siyasi partilerin birbirine üstünlük sağlayacağı bir mesele değildir.

Bu;

BALIKESİR’İN MESELESİDİR!

AK Partilisiyle…

MHP’lisiyle…

CHP’lisiyle…

İYİ Partilisiyle…

Yeni Partilisiyle...

Demokratıyla…

Milliyetçisiyle…

Muhafazakârıyla…

Sosyal demokratıyla…

Bütün Balıkesirlilerin ortak meselesidir.

Nitekim TBMM Genel Kurulu’nda da Balıkesir’e İstiklal Madalyası verilmesi konusunda farklı dönemlerde gündem dışı konuşmalar yapıldı ve tekliflerin komisyonda beklediği ifade edildi.

O halde…

DAHA NEYİ BEKLİYORUZ?

Bir kanun teklifinin komisyondan çıkması…

Genel Kurul gündemine gelmesi…

Ve Balıkesir’in hakkının teslim edilmesi gerekiyor.

Bunun için yapılması gerekenler belli!

Ankara’da siyasi irade gösterilecek.

Milletvekilleri bir araya gelecek.

İktidarıyla muhalefetiyle ortak hareket edilecek.

Balıkesir’in hakkı Meclis’te savunulacak.

Ve sonunda…

O MADALYA BALIKESİR’E VERİLECEK!

Hepsi bu kadar!

ARTIK SÖZ DEĞİL, İŞ ZAMANI!

Bizim atalarımız…

Manda beklemedi!

Talimat beklemedi!

Kurtarıcı beklemedi!

KENDİ KADERİNİ KENDİ ELİNE ALDI!

Bugün onların torunları olarak bizim de yapmamız gereken belli:

Kuvayi Milliye tarihine sahip çıkmak…

Alaca Mescit’teki tarih yanlışını düzeltmek…

Ve Balıkesir’in hak ettiği İstiklal Madalyası’nı almak!

Artık nutuk zamanı değil!

Artık “Balıkesir bunu hak ediyor” deme zamanı da değil!

Bunu zaten herkes biliyor.

ARTIK ALMA ZAMANI!

Çünkü Balıkesir’in İstiklal Madalyası…

Bir lütuf değildir!

Bir siyasi ikram değildir!

Birilerinin Balıkesir’e vereceği bir hediye hiç değildir!

Bu, şehitlerimizin ve gazilerimizin bize bıraktığı mirastır.

Ve Balıkesir…

O madalyayı…

ANASININ AK SÜTÜ GİBİ HELALİYLE HAK ETMİŞTİR!

KUVAYI MİLLİYE’NİN RUHU BUDUR!

Bugün hâlâ Leblebici Raşit’in sesi duyuluyor:

“DÜŞMANI GERİ DÖNDÜRECEK KUVVET, NAMLININ UCUNDADIR!”

Manda isteyenlere cevabı da hazır:

“MANDA ARIYORSANIZ SUSURLUK ÇAYI’NDA ÇOK VAR!”

İşte Balıkesir budur!

Teslim olmayan…

Boyun eğmeyen…

Emir beklemeyen…

Vatan söz konusu olduğunda ayağa kalkan şehir!

Kuvayi Milliye burada ateşlendi.

O ateş Anadolu’yu sardı.

Ve o ateşten Türkiye Cumhuriyeti doğdu.

Şimdi bize düşen…

O ateşi söndürmemek!

Tarihi doğru anlatmak!

Kahramanlarımızın hakkını teslim etmek!

Ve…

BALIKESİR’İN İSTİKLAL MADALYASI’NI ALMAK!

Çünkü…

BU MADALYA BALIKESİR’E LÜTUF DEĞİL, BORÇTUR!

Ve artık…

BORCU ÖDEME ZAMANI GELDİ!

Bu duygularla Balıkesir'imizin karanlıktan aydınlığa kavuşmasının 104. yılını kutluyor, bu vatan için can/kan veren tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.

Selametle...

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }