MİLLÎ GÖRÜŞ'ÜN BEKA MESELESİ.. SON MUHASEBE, SON ÇAĞRI...

Millî Görüş Bir Parti Değil,
Bir Medeniyet Tasavvurudur.

Bir önceki yazıda, bu yazı dizisini neden kaleme aldığımı anlatmaya çalıştım. Maksadımın herhangi bir kişiyi veya herhangi bir partiyi hedef almak olmadığını ifade ettim. Çünkü bugün mesele kişiler değildir; mesele makamlar değildir; mesele partiler de değildir.

Bugün mesele, Millî Görüş fikrinin geleceğidir.

Ancak geleceği konuşabilmek için önce aynı kavramdan söz ettiğimizden emin olmamız gerekir. Bugün "Millî Görüş" denildiğinde herkes aynı şeyi mi anlıyor?

Sanmıyorum.

Kimi onu sadece bir siyasi parti olarak görüyor. Kimi yalnızca Erbakan Hocamızın kurduğu partilerin ortak adı olarak biliyor. Kimi ise onu geçmişte kalmış bir siyaset anlayışı olarak değerlendiriyor. Milli görüşçüleriz, diyerek geçmişte yaşıyor!

Oysa bunların hiçbiri Millî Görüş'ü tam olarak tarif etmeye yetmez.

Millî Görüş, ne bir partinin adıdır ne de yalnızca bir seçim hareketidir.

Millî Görüş; millî ve manevî değerlere dayanan, Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya hedeflerini esas alan; kendi medeniyet paradigmasından özgün çözümler üreten; Adil Düzeni kurmayı amaçlayan; reaksiyoner değil aksiyoner bir medeniyet ve diriliş hareketidir.

Merhum Erbakan Hocamızın da ömrünü adadığı mücadele, bir parti kurma mücadelesi değil; bir medeniyet kurma mücadelesiydi. Partiler bunun araçlarından sadece biriydi. Araçlar zamanla değişebilir, fakat fikir değişmez.

Millî Görüş, bu milletin tarih boyunca ürettiği medeniyet birikiminin bugünkü adıdır. Onun için Millî Görüş, belli bir zümrenin değil; bu coğrafyanın ortak hafızasının ve ortak vicdanının adıdır. Kendi tarihimizden, kendi medeniyetimizden ve kendi insanımızdan doğmuştur.

Millî Görüş'ün değişmeyen temel ilkeleri vardır. Bunlar; önce ahlak ve maneviyatçı olmak, hakkı üstün tutmak ve nefis terbiyesini esas almaktır. Çünkü Millî Görüş önce insanı inşa etmek ister. Kendini yönetemeyen insanın devleti yönetemeyeceğini bilir.

İşte bunlar Millî Görüş'ün özüdür; dışarıdan bakınca hemen görülmeyen fakat onu Millî Görüş yapan temel vasıflardır. Millî Görüş'ün dışarıdan görülen vasıfları da vardır. Onlar hidayet, feraset ve dirayettir. Millî Görüş, işte bu vasıfları taşıyan insanların omuzlarında yükselir.

Bir fikri anlamanın son aşaması, onun hangi hedef için var olduğuna bakmaktır. Hakkın üstün tutulduğu, sömürünün sona erdiği ve insanlığın adalet içinde yaşayabildiği yeni bir milli ve milletlerarası düzen. İşte Millî Görüş, bu hedefe ulaşmak için verilen mücadelenin adıdır.

Millî Görüş, sadece "Millî Görüşçü" olduğunu söyleyen insanların hareketi değil bu milletin ortak vicdanından doğmuş bir fikirdir. Bu fikirleri savunan velakin farklı partilerde bulunan, farklı kurumlarda görev yapan on milyonlarca insan bu büyük yürüyüşün tabiî paydaşlarıdır.

Bugün Neye İhtiyacımız Var?

Dünya yeni bir güç mücadelesinin içindedir. Jeopolitik yeniden şekilleniyor. Ekonomi yeniden tanımlanıyor. Teknoloji başlı başına bir güç unsuruna dönüşüyor. Finans sistemi insanlığı yeni bağımlılıklara sürüklüyor.

Böyle bir dönemde Millî Görüş, sadece geçmiş başarıları anlatan bir nostalji hareketi olamaz. Olmamalıdır.

Kendi tarihinden aldığı ruhu, günümüzün jeopolitiğiyle, ekonomipolitiğiyle, teknopolitiğiyle, finanspolitiğiyle ve teopolitiğiyle yeniden buluşturmak zorundadır.

Çünkü Millî Görüş, reaksiyoner bir hareket değildir. Aksiyoner bir harekettir.

Başkalarının ürettiği çözümlere tepki veren değil; kendi medeniyet kodlarından hareketle yeni çözümler üreten bir diriliş hareketidir.

Millî olmak, başka milletlere karşı olmak değildir.


Millî olmak; kendi milletini merkeze almak, kendi tarihinden güç almak, kendi medeniyetinden ilham almak ve kendi problemlerine kendi aklıyla çözüm üretebilmektir.

Taklit eden değil, üreten olmaktır.

Bağımlı değil, bağımsız olmaktır.

Sığıntı değil sığınak olmaktır.

Geçmişte yaşamak değil, geleceği inşa etmektir.

Başkasının reçetesini uygulayan değil, kendi reçetesini yazabilen bir millet olmaktır.

Bunun hemen ardından Adil Düzen gelir.

Adil Düzen, bir medeniyet düzenidir. Ekonomisiyle, hukukuyla, siyasetiyle, eğitimiyle, ahlâkıyla ve üretim anlayışıyla bir bütündür.

Bugün “Milli Görüşçüler”e ve “Görüşü Milli Olanlar”a düşen görev, bu büyük mirası sadece korumak değil; onu çağın ihtiyaçlarına göre yeniden üretmek, geliştirmek ve geleceğe taşımaktır.

Çünkü önümüzdeki mesele yalnızca bir partinin geleceği değildir. Asıl mesele, ülkenin beka meselesidir. Millî Görüş'ün yeniden bağımsız ve öncü bir medeniyet hareketi olarak yeniden yapılandırılıp tarih sahnesindeki yerini alıp alamayacağı meselesidir.

Ve inanıyorum ki, Türkiye'nin de, bölgemizin de, insanlığın da buna her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır.

İşte biz bu yazı dizisinin geri kalanında, bu büyük fikrin bugün nasıl yeniden ayağa kalkabileceğini ve bunun için nelerin yapılması gerektiğini birlikte konuşacağız.

(DEVAM EDECEK)

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }