MİNİK HİDAYET'in VERDİĞİ BÜYÜK DERS...

Haftanın altı günü çalışan bir adam, pazar sabahı nihayet dinleneceği için mutluydu. Eline gazetesini aldı, çayını yudumlayıp bütün günü keyifle geçirmeyi planlıyordu.

Tam o sırada küçük oğlu Hidayet koşarak geldi:
— “Babacığım, parka ne zaman gideceğiz?” dedi.

Adamın canı dışarı çıkmak istemiyordu. Ama oğluna da söz vermişti. Bir bahane bulmalıydı.

Gazetenin içindeki dünya haritasını gördü. Aklına kurnazca bir fikir geldi. Haritayı küçük parçalara ayırıp Hidayet'e uzattı:
“Eğer bunu düzeltebilirsen seni parka götüreceğim.” dedi.

İçinden de şöyle geçirdi:
Bunu dünyanın en iyi coğrafyacısı bile saatlerce uğraşmadan yapamaz.

Ama aradan daha on dakika geçmeden minik Hidayet sevinçle koşup geldi:
— “Babacığım, haritayı düzelttim!” dedi.

Adam şaşkınlık içinde parçaları birleştirilmiş haritaya baktı.
Gerçekten de dünya haritası eksiksiz tamamlanmıştı.

Hayretle sordu:
— “Bunu nasıl yaptın oğlum?”

Hidayet'in verdiği cevap ise belki de hepimize ömür boyu yetecek bir dersti:
— “Haritanın arkasında bir insan resmi vardı. Ben insanı düzelttim… Dünya kendiliğinden düzeldi.

Bilmem sizde nasıl bir iz bırakır ama bu hikâye, insanın içine dokunan türden bir gerçektir.

Çünkü mesele dünya değil aslında…
Mesele insan.

İnsan düzelmeden hiçbir şey düzelmiyor.


SESİ DEĞİL, SÖZÜ YÜKSELTMELİ

Çocuk dediğin saftır.
Temizdir.
Kalbinde hesap yoktur.

Bizim gibi kırk tilki dolaşmaz zihninde…

Hayatı en doğal haliyle görür.
Doğruyu da çoğu zaman bizden daha iyi bilir.
Ama ne yazık ki büyüklerin gölgesinde susturulur.

Sus bakalım!
Sen anlamazsın böyle şeylerden
…”

Yetmez…
Bir de sesimizi yükseltiriz.
Korkuturuz.
Sindirmeye çalışırız o tertemiz yüreği.

Oysa bilmeyiz;
Hayat, küçük şeylerin büyüttüğü güzelliklerden ibarettir.

Bir çocuğun sözü bazen koskoca insanların yıllarca anlayamadığını anlatır.

Kardeşlerim;

Çocuk yerden göğe kadar haklı.

Çünkü insan düzelirse dünya da düzelir.

Önce kendimizi değiştirmeden, çevremizin değişmesini beklemek sadece avunmaktır.

Sürekli başkalarını suçlayarak, herkesi eleştirerek, herkese çamur atarak hiçbir yere varamayız.

Önce aynaya bakmayı öğrenmeliyiz.

Hem ne diyordu Mevlânâ:

Sesini yükseltme…
Sözünü yükselt.

Çünkü yağmurlar büyütür çiçekleri, gök gürültüsü değil.”

İşte bütün mesele bu.

Bağırarak değil,
anlayarak…
kırarak değil,
onararak…
suçlayarak değil,
düzelerek yol almak.

Bakın o zaman dünya nasıl değişiyor.

Çünkü şeytan taşlamaktan yorulan insan, yanı başındaki güzelliği göremez hale gelir.

O vakit gökten üç elma düşsün;
Biri bana,
biri sana,
biri de insanı düzeltmeden dünyanın düzelmeyeceğini anlayanların başına…

Selametle...

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }