“MÜŞTERİ VELİNİMETİMİZDİR…”

Bir zamanlar bakkal Salih Nogay’a, tuhafiyeci Hayri Ersoy’a, tüccar Ahmet Altunbaş’a…

Ya da herhangi bir esnafa gittiğimizde dükkânın en görünür yerinde asılı duran o cümle karşılardı bizi: “Müşteri Velinimetimizdir.”

‘Bir zamanlar’ dediğime üzülüyorum aslında.

Çok uzun zaman geçtiği için değil…

Bugün o levhayı göremediğim, o cümlenin taşıdığı inceliği dükkânların havasında hissedemediğim için üzülüyorum.

Velinimet…

Birine, etkisi yaşam boyu sürecek bir iyiliği, yardımı dokunan kimse” demek.

Esnaf için müşterinin anlamı buydu.

Müşteri, bir ekmek, bir kilo şeker, bir çift çorap aldığında yalnızca para bırakmaz, aynı zamanda dükkânın ayakta kalmasına yardım ettiğini hissederdi.

Bu yüzden esnaf müşterisine bir iyilik görmüş gibi davranır, “Allah razı olsun” der, kapıya kadar uğurlardı.

Yani kazanç tek taraflı değildi.

Bir taraf hep kazanıp, diğer taraf kaybetmezdi.

İnsanlık, saygı, yüz yüze ilişki, güven… hepsi alışverişin doğal parçasıydı.

Peki bugün?

Bugün AVM’lerin parıltılı vitrinlerine, dev süpermarket zincirlerinin soğuk raflarına bakıyorum da…

O yazının yerinde yeller esiyor.

İndirimin aslında indirim olmadığı,

Soğuk hava depolarında aylarca beklemiş ürünlerin “taze” etiketiyle raflara dizildiği, otomatiğe bağlanmış kampanyaların bizi daha fazla harcamaya ittiği bir düzen var artık.

Aldığımız her ürünün türlü hesap oyunlarıyla fiyatlandığı, sadece cebimizi hedef alan kurnaz bir sistemin içindeyiz.

Artık müşteri velinimet değil; müşteri sanki yolunacak kaz.

Müşteriyi bir değer olarak değil, bir “veri” olarak görüyorlar.

-Sepet ortalaması kaç?

-Hangi ürünü ne sıklıkla alıyor?

-Daha fazla nasıl harcatabiliriz?

Puan kartlarıyla, kampanya mesajlarıyla, yapay indirimlerle bizi “sadık” değil “bağımlı müşteri” yapmaya çalışıyorlar.

Öyle bir sistem ki sizi insanlığınıza göre değil puanınıza göre kategorize ediyor.

Alışverişten “insanı” çıkardılar.

Esnafla müşteri arasındaki o görünmez bağın yerini, kasalarda ruhsuz bir ödeme düzeni, reyonlarda amacını bilmediğimiz dev şirketler aldı.

Önümüzde Esnaf Odası Başkanlığı seçimi var…

Bir -müşteri- olarak seçilecek başkandan tek beklentim: Esnafla müşteri arasındaki o güvene dayalı bağı yeniden oluşturacak,

İnsanı unutmayacak,

“Müşteri velinimetimizdir” sözünü hem dükkânlarına hem gönüllerine yeniden asacak bir başkan olması…

Hem zaten…

Esnaf da başka dükkânlarda “müşteri” değil mi?…

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }