NE ZAMAN?

Mantar gibi patladı üniversiteler son 20 yılda.

Binalar çoğaldı, kalite düştü.

Binalar çoğaldı, öğrenci bulunamadı.

Kadrolar açıldı, öğretim üyesi kalmadı.

İhtiyaç fazlası okullara öğrenci bulunamadığından bir ton bölüm kapandı.

Ama yine de yeni bölümler açıldı. Açılmaya devam da ediyor.

Nedir bu?..

Ne hesapsızlık, ne gereksizlik, ne uğruna popülizm?..

Üniversite açmak kolay, teknik nitelik taşımayan bazı fakülteleri açmak daha kolay; hukuk gibi misal.

Ama sonra?

Sonra hukuk fakültesinden öğretim üyesi öldüren katiller çıkıyor, katil yetiştiren hukuk mu diyeceğiz?..

Üniversite açmakla yurdun dört bir yanına, nitelikli yüksek öğrenim kalitesi geleceğini sanmak hayal dünyasında yaşamak gibi bir şeydir.

Sadece yerel siyasetçilerin baskısı ile “üniversite de üniversite” demek… Kurumsal bir yapının o yöreye gelmesi ve siyasetçinin bunu fırsat bilerek vatandaşa pohpohlanması dışında bir getirisi(!) olmayan ve devletin heba edilen parası demektir.

Türkiye’de ne tıp fakültesi sayısına böyle ihtiyaç vardır, ne eğitim fakültesine, ne hukuka, ne mühendisliğe…

Popülizm uğruna açılan üniversiteler hiçbir akademik başarı elde edemez ve evrensel standartları yakalayamaz haldeyken artık dikkat ederseniz, üniversiteler değil üniversitelerin rektörleri, lüks makam arabaları gibi eksi yönlerle ve profesör geçinen öğretim üyeleri de tarihe geçen veciz sözleriyle kamuoyunun gündemini işgal etmektedirler.

Her yeni üniversite açılma haberi, hele hele Anadolu’da açılan her yeni üniversite haberi; popülizm uğruna bir yeni kurum daha kurban etmektir.

Sadece 2018 yılında ve sadece devlet üniversitelerindeki hukuk fakültelerine 9 bin 296 yeni öğrenci alınmış.

Vakıf üniversitelerinin hukuk fakültelerine ise yine 2018’de 6 bin 662 öğrenci.

Toplayın.

Sadece 2018’de 16 bin yeni hukuklu!

Her yıl artan sayılarla böyle öğrenci alınması öğretim süresi sonunda hukukçular değil diplomalı hukuklular olmasından başka bir şey ifade etmez.

İdare Hukuku’nun duayen isimlerinden Prof.Dr. Metin Günday, her çığlığında boşuna demiyor: ‘Türkiye’de hukukçular yok, hukuklular var’ diye.

Ama duyan kim?

Her yıl sabit kalsa bile 16 bin öğrenci alınmaya devam edilmesi halinde çok yakında hukukun tümden iflas aşamasına geçeceğini anlamak abes değildir.

Türkiye’de 20 yıl hukuk fakültesine öğrenci alımı olmasa biriken yığılma belki ancak erir.

Hukuk dışında pek çok dalda tablo aynıdır.

İİBF’ler, Eğitim Fakülteleri de farklı mıdır?..

Tıp Fakülteleri’nin kaçta kaçı “gerçek manada” tıp fakültesidir.

İhtiyaç belliyken bunca yüklemeye yükseköğretim dayanır mı?..

Yükseköğretimin bu hal ve gidişi, çıplak gözle ve her haliyle ortada iken…

Ne zaman yerel ve genel siyaset popülizmden vazgeçecek?..

Ne zaman bu ülkede “olması gereken” kararlar gerçekten “olması gerektiği” haliyle alınabilecek?..

Ne zaman bir kez olsun yapılması gereken yapılabilecek?..

Ne zaman fakülte açma sevdasından vazgeçilebilecek?..

Gerçekten..

Ne zaman?