Neyleyim ben Avrupa Birliği'ni.. Bize biz gerek!

Avrupa Birliği, yeniden gündemin birinci maddesi.Sadece biz değil, dünya konuşuyor, yorumlar yapıyor.
"Ne olacak bu Avrupa Birli-ği'nin hali?" sorusunu yöneltiyor herkes birbirine.
Malum, İngiltere'nin AB’den ayrılması ya da ayrılmaması için yapılan kritik referandumda Bir-leşik Krallık halkı “AB’ye Hayır” dedi. 
İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık’ın AB üyeliğinin oylanacağı referandumun sonucunu dünya gibi biz de merakla bekliyorduk. 
Ne bizim ne de Avrupa'nın arzuladığı sonuç çıktı.
İngiltere'de “AB’ye Hayır” diyenler yüzde 51.9 olurken, “Evet” diyenler ise yüzde 48.1’de kaldı.  Sonuç  dünyada şok etkisi yarattı.
"Mevcut reform hızıyla da Türkiye ancak 3000 yılında üye olur" diyen AB yanlısı İngiltere Başbakanı David Cameron istifa etmek zorunda kaldı. 
Yurdumun yaratıcılıkta sınır tanımayan insanları;  "Erdoğan, Avrupa Birliği'ni dağıttı" sözüyle sosyal medyayı salladı!
Galiba kaçınılmaz sona doğru gidiyor Avrupa!
***
Hayatta yokmuşum ben Avrupa sevdamız başladığında.
Bundan 58 yıl önce başvur-muşuz aralarına katılmak için.
Fransa, Hollanda, Lüksem-burg, Almanya, İtalya  ve Belçi-ka'nın oluşturduğu topluluğa
"Bizi de alın aranıza" demişiz. 
O zaman Türkiye'nin nüfusu bugünkünün neredeyse üçte biri; 27 milyon. 
Adamlar, başvurumuzu 4 yıl sonra değerlendirip kabul etmiş!
Benim doğduğum 1963'de ise, Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık anlaşması imzalanarak görüşmelere başlanmış. 
1987 yılında tam üyeliğe başvurmuşuz, 1999'da ise aday ülke olarak kabul etmiş Türkiye'yi.
2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başladığımız AB ile flörtümüz kör-topal-şaşı devam ediyor!
Her seferinde biz;  "bu kez bu iş tamam" dediğimizde, 
Her defasında onlar, sorun üzerine sorun çıkarıyor, dayatma üzerine dayatma getiriyor.  Manevi değerlerimize, geleneğimize ve kültürümüze ters düşen kararları almaya, yasaları çıkartmaya zorluyor.
***
Türkiye'nin girmek için başvurduğunda Avrupa Birliği, sadece 6 üyeli idi. 
Bugün bu sayı İngiltere, İrlanda, Danimarka, Yunanistan, İspanya, Portekiz, Avusturya, Finlandiya, İsveç, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya. Slovenya, Letonya, Litvanya, Estonya, Malta, Güney Kıbrıs, Romanya ve Bulgaristan'la 27'ye ulaştı. 
Mevcut durumda Türkiye dışında, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Arnavutluk AB'nin kapısında bekliyor. 
En eskisi biziz. 
Bizim üzerimize kimleri almadılar ki aralarına. Daha dünün demir perdeli ülkeleri üç-beş yıl bile bekletilmedi kapıda.
Örneğin İngiltere bizden çok sonra başvurmuştu. İki kez red-dedildi, 1969'da yeniden denedi. 1973'te girdi. 
Türkiye adına varın gerisini siz düşünün. 
***
Bugün Türkiye nüfusu 80 milyona ulaşmış. Bu artış hızıyla AB'ye katıldığı takdirde Türkiye 2020 yılında Almanya'yı geçecek.  Avrupa Birliği'nin en büyük üyesi durumuna gelecek.
Dolayısıyla Avrupa Parlamentosu'nda en fazla sandalye Türklerin olacak.
Hangi Avrupa ülkesinin bunu isteyeceğine aklınız eriyor?
Benimde akıl erdiremediği durumlar var ülkemizin Avrupa Birliği sevdası üzerine.
Almanı, Fransızı, Belçikalısı, Hollandalısı, İngilizi...
Hep ikircikli davrandılar. 
1959'dan başlayıp bugüne değin hep aldattılar.
Dürüst insanlar diye nam salan Avrupalılar, hiç bir zaman dürüst olmadı Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda.  
Bizi, yani Türkiye'yi en azından 3000 yılına kadar - bunu söyledikleri için biliyoruz. Kimbilir akıllarında hangi tarih var-  AB'ye almayacakları neredeyse kesin. 
Bunu aklı başında olan herkes adı gibi biliyor.
O zaman biz bu yaramaz olduğu kadar şımarık Avrupa'ya Osmanlı tokadını indiremiyoruz?
Bir buna aklım ermiyor.
Bir de Türkiye'de birkaç emperyalist uşağından başka seveni bulunmadığına inandığım ABD'yi neden bu kadar çok sevdiğimize, en iyi müttefiği (!) olduğumuza...
Biz de mi referandum yapsak bu iki konuda acaba?
***
Rahmetli Erbakan hoca; 
"Haçlı, Hristiyan Birliği" derdi hep Avrupa Birliği için. 
Türkiye'nin bağımsızlığına ihanet olarak görürdü, AB üyelik anlaşmalarını.
Mevlana Celaleddin Rumi, "Neyi arıyorsan, osun sen" deyişene atıfta bulunurak,; 
"Biz ise kendi tarihimizi, kendi kültürümüzü ve kendi mukaddeslerimizi bırakmışız başka şeyler arıyoruz" derdi merhum eniştemiz.
Haksız değil. 
Biz ne Avrupalı olabildik, ne de Müslüman kimliğimizi koruyabildik. 
Eğitimden aile düzenimize, devlet yapılanmasından kamu düzenine kadar her şeyi Avrupa kültürü içinde aradık. 
Avrupalı olmak için kendi kültürümüzü, değerlerimizi, tarihimiz ve kimliğimizi reddettik.
Kendimizi inkâr ederek daha nereye gidebiliriz ki?
***
Türkiye olarak bizim AB’ye kesinlikle ihtiyacımız yok!
Zaten aralarında görmek istemediklerine göre bizi, "bitirelim" gitsin müzakereleri. 
Biz değil, onlar düşünsün.
İngiltere bu işi referandumla halletti, 58 yıldır beklediğimize göre biz neden yapmayalım ki?
Bu noktada Reis'in de AB ile ilgili çıkışları çok önem taşıyor.
Ne diyor Reis; 
"Avrupa Birliğinin ekonomik ve demokratik standartlarını kendi vatandaşlarımızın refahı ve huzuru için önemli görüyoruz. 
Bugün sorunun öznesi Türkiye değildir Avrupa Birliğinin bizatihi kendisidir. 
Avrupa Birliği tutarsızlıklarını derinleştirerek yoluna devam etmeye kalkarsa kısa sürede yeni ayrılıklarla karşılaşması kaçınılmaz hale gelecektir.”
Sağcısı da solcusu da.. Orta yolcusu da.. Kısaca Türkiye'yi seven kim atmaz ki böyle bir sözün altına imzasını..
Sözün özü; 
Bizim AB'ye değil,  birbirimize karşı dürüst olmaya ihtiyacımız var..
....
26 Haziran 2016
{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }