OVADAKİ "TEPENİN KULELERİ"

Adına "Tepenin Kuleleri" demişler, ama burası bildiğiniz düz ova.

"Kan ekseniz, can bitecek"  dercesine verimli topraklardı geçmişte.

80'li yılların ortalarında allem kallem ettiler, Ayşebacı ile Üçpınar'ın birinci sınıf tarım arazilerine önce çöktüler, sonra imara açıverdiler.

Neyse şimdi konumuz bu değil.

Toygar Mahallesi Sefaköy'ün hemen altı.  

Eskisi ile yenisinin arasında bir nefes kadar mesafe olan çevre yolunun kenarı..

Hemen yanı başı dere yatağı ve bir de akaryakıt istasyonu var.

Kısa süre öncesinde tarla/yeşil alan vasfındaydı hem yeni çevre yolu güzergahı, hem de bu alanlar.

Bir anda imar değişikliğine gidildi, konut alanına alındı. Ticari vasfının eklenmesi de ballı kaymak oldu.

Semt sakinlerinin nefes alınabilecek alan olarak düzenlenmesini hayal ettiği bölgeye şimdi "biz yaptık oldu" misali iki kule dikiyorlar.

Üstüne üstlük vatandaşla inatlaşarak!

Bölgedeki yapıların kat yoğunluğu, yine bu dönemde yapılan "torpilli yapı" harici 3 ila 4 arasında.

"Tepenin Kuleleri" ise 14'er katlı olacak.

Arkadaşlar şehirleşmenin adı birine 3, diğerine 13-15 kat imar izni vermek olmamalı.

Her daim söylerim;

Bizim şehrin imar değil, eman sorunu var.

Hatta bu konuda Balıkesir'in gelmiş geçmiş en uzun süreli, en kıdemli İmar Komisyonu üyesi olarak adını yazdıran Yusuf Hocaoğlu'nun güzel bir sözü var, ama şu an tam hatırlayamadım. Dileyen Yusuf kardeşimizi arayıp merakını giderebilir. 

Sahi ne diyordu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum:

Dere yataklarının yapılaşmaya açılmaması konusunda gerekli tüm yaptırımları uygulayacağız.

Buyurun sayın Bakanım, ajandanıza not düşmeniz gayesiyle Balıkesir'den size çok küçük bir örnek sunuyoruz.

Sözün özü; 

Dere yatağına, fay hattının geçtiği bölgeye 14 kat imar izni verenleri,

ümmetini; "Komşunuzun güneşini kesen evler yapmayın" diyerek doğru yolu gösteren Peygamber Efendimize havale ediyoruz!

Selâmatle..