ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ Mİ DEDİNİZ! DUYAMADIM!

OLMASI GEREKEN!
Ne güzel bir hayal değil mi bütün insanların özgür olabildiği bir ülkede yaşamak. Ama sadece hayal! Peki, nasıl bir Özgürlükten bahsediyorum, şöyle: içmek istiyorsan sabahlara kadar içmekte özgürsünüz ama bağırıp çağırarak milleti rahatsız etmek ve şiddet uygulamak özgürlük kapsamına girmiyor. Sokakta dolaşırken ister mini etek, ister mini şort giymekte özgürsün ama bu bazı görmemişlere özgürlük adı altında müsaade vermiyor. İster takım elbise giy, ister küpe tak, saçını uzat istediğin kadar, ister sakal bırak ya da bırakma bu senin tercihin, inan bana bunlar kimseyi ilgilendirmiyor. İster Kürtçe şarkı dinle, ister İngilizce; ister cem evine git, kiliseye ya da camiye bunlar kişinin özgürce vereceği kararlar. Neye inandığı, neden inandığı, hangi dili konuştuğu SENİN BENİM KARIŞACAĞIM BİRŞEY değil! Kişiler tercihlerinde özgürdür. İstediğin kişiyle birlikte olmak senin bileceğin şey bu, ama bunu halka açık alanlarda yapman bizlerin özgürlüğünü ihlal etmek demek oluyor. Zira bizler bunu izlemek zorunda değiliz. Kısacası başkalarının bireysel özgürlüklerine zarar vermediğiniz sürece özgürsünüz. Aman ha yanlış anlaşılmasın başkalarının çıkarına göre şekillenen, toplumsal baskıların etkilediği bir özgürlükten bahsetmiyorum.  
VE OLAN!
Durum pek parlak değil. Biz millet olarak dedikodu yapmayı çok seviyoruz: kadını, erkeğiyle. İşte bu huyumuz ayrımcığı- ötekileştirmeyi beraberinde getiriyor. Bayılıyoruz bunu yapmaya. Ne mi o: “ o, Çingen onlar pis olur, Alevilerde pis olur. Kürt halkı bizi yıkmaya çalışıyor, onlara güven olmaz. Manav mısın sen? Aa! Manavlar iyi olur. Sanki muhacirlerin hepsi kötüymüş gibi. Doğulular geri kafalı, batılıların hepsi uygar. (Bu arada bunu para ile ölçen zihniyetler topluluğundan ibaretiz.)” gibi birçok örnek verilebilir tabi. Ya kusura bakmayın da yok öyle bir şey. Kimse kimsenin istediği gibi davranmak zorunda değil. Herkes buna saygı duymayı ya öğrenecek, ya öğrenecek başka yolu yok bunun. Cahiliz maalesef! Kimse benimle aynı fikre sahip olmak zorunda değil, bende kimseyle. Ama bu birbirimizi öteki yapma hakkını bize tanımıyor.
HALKLARDAN MECLİSE DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK ÇILGINLIĞI!
Halkın içinde olmayan özgürlüğü tepedekilerin bize vermesini beklemek ne büyük saçmalık… Gerçekten çılgın bir milletiz. Biz çılgın olunca çılgınları seçmemiz kaçınılmaz. Neyse bırakayım şimdi bunları da mevzu’ ya geleyim değil mi? Bakın ne kadar çılgınız?
9 Haziran 2004 de kabul edilen basın kanunun 3. Maddesi çok çılgın! 
Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.
Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.
Kime göre demokratik toplum, nasıl bir basın özgürlüğü? Hani demek istiyorlar ki basın özgürdür tamam ama bunun sınırını ben belirlerim. Özellikle benim çıkarıma uyanlar özgür. Aman ha çaktırmayın mı demek istiyorlar? Çılgınca…
***   
ANAYASA’DA MADDE 26 - İFADE HÜRRİYETİ
Madde 26- (1) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hürriyetine sahiptir. Bu hürriyet, resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir alma ya da verme serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(2) Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
(3) Bu hak ve hürriyetlerin kullanılması; millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın, başkalarının şöhret veya haklarının, özel veya aile hayatının korunması, suçların önlenmesi, devlet sırrı olarak usûlünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması, savaş kışkırtıcılığının engellenmesi, her türlü ayrımcılık, düşmanlık veya kin ve nefret savunuculuğunun önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
YORUMU SİZLERE BIRAKIYORUM.
-------------------- 
GÜNÜN SÖZÜ:
--------------------
Sadece bir iyi vardır, bilgi ve sadece bir kötü vardır, cehalet.
Benjamin Disraeli
{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }