RAMAZAN AYI YAKLAŞIRKEN

Ramazan ayı bu yıl 18 Şubat 2026 tarihinde başlıyor. Takvim yaprağında bir tarih gibi duruyor ama aslında Ramazan, toplumun aynasıdır. Hele Balıkesir gibi gelenekle modern hayatın iç içe geçtiği şehirlerde bu ay, geçmişle bugünü yan yana getirir.

Eski Ramazanlar Balıkesir’de başka yaşanırdı. Akşamüstü çarşıda bir telaş olurdu ama bugünkü gibi panik değil, bir hazırlık hâliydi bu. Fırınların önünde pide kuyrukları uzar, herkes birbirini tanırdı. İftar saati yaklaşırken sokaklar yavaş yavaş sessizleşir, top patladığında evlerin ışıkları aynı anda yanardı. İftar sofraları mütevaziydi ama kalabalıktı. Komşular birbirini davet eder, komşuya iftara, sahura gidilirdi.

Teravih namazı bir ibadet olmanın yanında sosyal bir buluşmaydı. Camiler dolardı, namaz sonrası çay içilir, sohbet edilir, çocuklar cami avlusunda koşardı. Ramazan eğlencesi bugünkü gibi AVM’ye sıkışmış değildi. Mahalle kültürü Ramazan’ı taşırdı.

Bugün tablo çok farklı. Ramazan hâlâ geliyor ama hissi sanki daha zayıf. İftar saatine dakikalar kala sokakta değil, trafikte bekleniyor. Sofralar daha çeşitli ama daha sessiz. Komşuluk azaldıkça Ramazan da bireyselleşti. Birlikte açılan oruç, yerini ekrana bakarak yapılan iftara bıraktı.

Bir de işin ekonomik tarafı var ki, Ramazan yaklaşırken herkesin diline aynı soru düşüyor: Fiyatlar neden artıyor?

Aslında cevap karmaşık değil. Ramazan öncesi talep artıyor. Gıda tüketimi değişiyor, bazı ürünlere yoğunlaşma oluyor. Bu durumu fırsata çevirenler de eksik olmuyor. Denetim zayıfladığında, “nasıl olsa satılır” anlayışı devreye giriyor. Ramazan bereket ayı denir ama piyasada bereketten çok etiket hareketi görülüyor.

Bir diğer neden de psikoloji. Ramazan’da daha fazla harcamamız gerektiğine inanıyoruz. Daha zengin sofralar kurma baskısı, ihtiyaçla israf arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor. Bu da fiyat artışlarını besliyor.

Oysa eski Ramazanlar pahalı değildi; sade fakat daha paylaşımcıydı. Bugün bolluk var ama paylaşım az. Belki de mesele fiyatlardan önce burada başlıyor.

Ramazan ayı yaklaşıyor. Takvim yine aynı, oruç yine aynı, Teravih Namazı yine aynı. Ama ruhunu ne kadar koruyabiliyoruz?, asıl mesele bu. Balıkesir’de eski Ramazanları özleten de tam olarak bu duygu kaybı.

Belki bu Ramazan, biraz yavaşlamak, biraz hatırlamak ve biraz da paylaşmak için bir fırsattır. Çünkü Ramazan sadece aç kalmak değil, hatırlamaktır.

{ "vars": { "account": "G-HYBEHJ7KSN" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }