Günlük yaşamda çok sıklıkla kullanıldığına eminim bu kelimenin.
Yaşanılan olay anında ve muhatap kaldığınız yaklaşım karşısında ister istemez çıkabiliyor ağızdan bu sözcük.
Kullanmak istemeseniz bile engel olamıyorsunuz dilinize.
Aniden dökülüyor dudaklarınızdan ağır olduğu kadar yakışıksız söz.
Kime denir, kimlere yakıştırılır böyle bir sıfat.
Kime, kimlere denildiğine açıklık getirelim hemen.
Onursuz, haysiyetsiz olanlara denir şerefsiz.
Arkadan hançerleyen, kalleşlik yapan kişidir aynı zamanda şerefsiz…
Medeni cesareti bulunmayanlara da yakıştırılabilecek en güzel sözcüktür.
***
Öyle şerefsizler vardır ki, korkak mı korkaktır.
Bilirsiniz şerefsiz olduğunu, söylersiniz yüzüne karşı bunu.
"Şerefsizlik yapıp durma" diye samimi şekilde uyarırsınız.
Hem kendine, hem çevresine zarar verdiğini hatırlatır, yüzleşmesini istersiniz bir diğer yüzüyle.
Boynunu büker, sesi-soluğu kesilir, ne diyeceğini bilemez.
Üç-beş dakika sonra hiçbir şey olmamışcasına "soytarılığa" başlar.
Methiye üzerine methiye düzer, bukelamuna dönüşür.
Zavallı dersiniz, üzülürsünüz düştüğü duruma, içiniz burkulur.
Yardım etmek isteseniz de edemezsiniz.
"Allah ıslah etsin" demekten başka bir şey gelmez elinizden..
***
Bunları neden mi yazıyorum?
Son dönemlerde öyle garip, öyle kalleşce olaylara muhatap oluyoruz ki, şaşırıp kalmamak elde değil.
Kalleşliği anlayabiliyoruz da, şerefsizlerin dikkate alınmasını anlamakta zorlanıyoruz.
Şimdi bir düşünün.
Şerefsizin biri kalkıyor, alıyor eline kalemi döşeniyor dilekçeyi. Sizin hakkınızda olup olmadık iftiralar atıyor. Altına da hayali bir adres, hayali bir isim yazıp imzayı çakıyor. Bunu yetkili - yetkisiz her yere postalıyor.
İşin ilginç ve garip olan yanıysa en küçük bir araştırmaya dahi gerek duyulmadan bunun dikkate alınması!
Onlarca kişinin işi-gücü bırakıp "ayıkla pirincin taşını" misali uğraş vermesi.
İsmi araştırıyorsunuz, yok böyle biri hayatta. Adresi soruşturuyorsunuz, yok böyle bir mekan. İddialara bakıyorsunuz, elle tutulacak bir yanı yok.
Yine de mecbursunuz cevap vermeye. Belgelerle çürütüyorsunuz her şeyi, muhatabına da iadeli taahhütlü adrese teslim gönderiyorsunuz, iki gün sonra "muhatabı bulunamadı" kaşesi basılan zarfı elinize alıyorsunuz.
Buruşturken "ulan şerefsiz.... " demekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.
***
Gerçekten üzülüyorum böyle durumlara düşen insanlara.
Neden bu kadar onursuz, haysiyetsiz, şerefsiz, kalleş olabilir bir insan.
Şeref ile şerefsiz arasındaki farkı fark edebilmek için cesur olmak gerekiyor önce.
Eğer cesur değilseniz samimi olamazsınız.
Eğer cesur değilseniz sevemezsiniz de.
Eğer cesur değilseniz güvenemezsiniz kendinize bile.
Eğer cesur değilseniz, gerçeğin peşine düşemezsiniz asla.
O yüzden önce cesaret gelir ve diğer her şey onu izler.
Şerefsizler içinde şerefli olabilmenin yolu cesaretten geçer.
Eğer gerçekten aklını kullanmasını bilen biri değilsen, asla cesur bir insan da olamazsın.
Gökten elmalar düşmüş, hırsı, öfkesi ve nefsini yenebilenlerin başına.
....