Tahran, Erivan değil/miş!

İran- Azerbaycan gerginliği sürüyor.

İran, en son Nahçıvan’a uçuş gerçekleştiren Azerbaycan’a hava sahasını kapattı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan hâlihazırda Moskova temaslarını sürdürürken düzenlenen ortak basın toplantısında Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’dan beklenmedik bir çıkış geldi:

“Bölgede kışkırtıcı tatbikatlara karşıyız. İran’ın Azerbaycan sınırında yaptığı tatbikat kışkırtıcıdır ve Azerbaycan’ı rahatsız etmiştir.”

Ancak bu ifadelere rağmen İran Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan; “Kafkasya politikamızı Rusya ile uyumlu hâle getireceğiz” diyerek Rusya ile görüşmelerin olumlu geçtiğine dair bir izlenim verse de bunun, gerçeği yansıtmadığını söyleyebiliriz.

İran basını, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in önceki gün Cebrayil kentinde İran’a yaptığı gönderme karşısında da Türkiye ve Azerbaycan’a yönelik “Tahran, Erivan değil!” şeklinde tehdit kabilinden manşetler attı…

İran basınında Azerbaycan ve Türkiye aleyhine çok ciddi tezvirat yapılıyor. 2023 seçimleri de dâhil, Türkiye’nin hem iç hem de dış politikası hakkında gerçeği yansıtmayan yalan haberler âdeta havada uçuşuyor.

Türkiye’nin Kafkasya’da yürüttüğü barışçıl politikalar; İran’ı çok fena rahatsız etmesinin yanında Erivan’ın Ankara’ya karşı attığı ılımlı söylemler, Azerbaycan’ın Türkiye ile olan sıkı ilişkileri İran’ın tutumunu ciddi anlamda agresifleştirmiş bulunuyor. Mesela İran’ın ‘Vatan Emroz’ gazetesinin şu manşetine bakınız:

“Girmeye Hazırız! Bakü ve Ankara sınırları değiştirirse İran oraya girer ve Siyonist fitneye son verir!”

İran tarih boyunca Türk milletine çok büyük zararlar vermiş bir ülkedir. Fitne ve fücurun kalesidir. Kendisi her türlü İslam dışı unsurlarla iş birliği yaparken Azerbaycan’ın İsrail ile askerî teçhizatlar konusunda ticaret yapmasını “Siyonizm” olarak değerlendiriyor ve İsrail askerlerinin Karabağ’da bulunduğunu iddia ediyor! İran’ın bu hayalî, ikiyüzlü tutumunu İsrail’in Moskova Büyükelçisi Ben Tsvi, şöyle eleştiriyor:

“Bunun büyük saçmalık olduğunu düşünüyorum, çünkü Dağlık Karabağ bölgesinde sadece Rus ve Türk askerleri var. Hayalperestler Karabağ’da Marslıların da olduğunu söyleyebilirler…”

Azerbaycan ile İsrail’in askerî ve iktisadi anlamda iş birliği yapıyor oluşundan ziyade İran’ın asıl derdinin çok daha farklı olduğunu söylemek lazım. Türkiye’nin Azerbaycan başta olmak üzere diğer Türk devletleriyle günbegün artan sıkı ilişkileri ve derinleşen kardeşlik bağları İran’ı korkutuyor!

İran’ın İsrail rahatsızlığı üzerinden Azerbaycan’a karşı yürüttüğü agresif lobinin aslında bir göz boyamaca olduğunu, asıl derdinin bu olmadığını Lübnanlı Şii din adamı Şeyh Subhi Tufeyli, şu sözleriyle net bir biçimde açıklıyor:

“İran Dışişleri Bakanı'na 'Bakü meselesinin gerçek nedeni nedir?' dedim, bana şunları söyledi: 'Biz Türkiye’nin, Türk devletleri ile bağını koparmak istiyoruz. Türkiye'nin önünde bir koridor olmaması için Ermeniler ile birlikteyiz...’ O aralar Tahran’da idim hem devletin hem de medyanın Ermenistan’a verdiği destek karşısında çok şaşırdım!”

İran attığı her adımda aslında bünyesindeki uyuyan devi uyandırıyor. Tebriz meydanlarında sık sık tekrarlanan “Bakü, Tebriz Ankara/Biz hara Farslar hara!” söylemleri İran’ın uykusunu kaçırmış bir kere…

Hasılıkelam, İran çok ciddi bir psikoz içinde! Bu ruh hâliyle hem bölgenin istikrarını bozuyor hem de çevredeki ülkelerin komşuluk hukukuna zarar verip bozgunculuk yapıyor. Tam olarak bir "şamar oğlanı"na dönen Ermenistan’ı sürekli olarak Azerbaycan aleyhine kışkırtan İran, gerçekte kendi topuğuna sıkıyor!