Vefanın unutulduğu gündür bugün..
Bazı sonuçlar vardır; sadece bir seçimin kazananını değil, bir toplumun hafızasını da ortaya koyar. UMESO genel kurulunda çıkan tablo tam olarak böyleydi.
Mehmet Kuşçu seçimi kaybetti.
Ama aslında kaybeden sadece Kuşçu mu, orası tartışılır…
★
Balıkesir esnaf camiası, merhum Mesut Aşanel’den sonra belki de en çalışkan, en üretken isimlerinden birini sandıkta geride bıraktı. Aşanel nasıl ki Şoförler Odası’nı, BESOB binasını ve Erdek’teki oteli esnafa kazandırarak adını tarihe yazdırdıysa; Kuşçu da adeta yok hükmündeki bir odayı küllerinden doğurdu.
Adı sanı pek duyulmayan UMESO’yu alıp, bugün milyonluk bir değere ulaştırmak öyle masa başında alınan kararlarla olmadı. Küçük Sanayi Sitesi’nin içinde yükselen o plaza; sadece beton, demir ve camdan ibaret değil. İçinde alın teri var, risk var, fedakârlık var.
Daha açık söyleyelim…
Mehmet Kuşçu o binayı yaparken sadece başkanlık yapmadı, amele gibi çalıştı. Yetmedi; kendi evini, arabasını ipotek etti. Yani “sorumluluk” dediğimiz kavramı lafta değil, bizzat yaşayarak ortaya koydu.
★
Bugün ortaya çıkan tablo ise düşündürücü:
300 milyon liralık bir değere ulaşan bir yapı…
Ama o yapının mimarı sandıkta yok.
İşte tam da burada insanın aklına o eski söz geliyor:
“Fazla fedakârlık, fazla vefasızlık doğurur.”
Belki de mesele tam olarak bu…
Çok verenin değil, çok konuşanın kazandığı bir düzene mi alışıyoruz?
Yoksa yapılan hizmetler, zamanla “zaten yapılması gereken” diye mi görülüyor?
★
Bir başka söz daha vardır:
“İyilik yapan, karşılık beklemez; ama unutulmayı da hak etmez.”
Bugün yaşanan tam olarak unutulma halidir.
Hatta biraz daha sert söyleyelim:
Emekle kurulanın, hatırlanmadan el değiştirmesidir.
Elbette sandık kutsaldır.
Çıkan sonuca saygı duymak gerekir.
Ama bu, sonucu sorgulamaya engel değildir.
★
Çünkü bazı seçimler sadece tercih değil, aynı zamanda karakter göstergesidir.
Ve bazı kayıplar, aslında bir dönemin değer yargılarının kaybıdır.
Bugün UMESO’da yeni bir dönem başladı.
Ama geride kalan soru hâlâ ortada duruyor:
Bu şehir, kendisi için taş üstüne taş koyanı gerçekten hatırlıyor mu… yoksa sadece iş bitince mi unutuyor?
Bence ikinci seçenek ağır basıyor.
Öyle olmasaydı hiç kahrından ölür müydü bu şehrin marka değerine değer katanlar!
Selâmetle..