Vermeyince ma’bud…

“…, neylesin Mahmud” dur bilirsiniz, başlıktaki sözcüklerin devamı…İşte bu tiplerden biri, imzasına bakarsanız genç bir adam, herhalde birinin vekili olarak, bize  eni konu kusmuştur. Yeni Balıkesir adlı gazetenin bir sayfasında.. İmza, İsmail Koca’dır .Bakınız bizim için neler demiştir, hem öğrenmeniz, hem  bizim gazetenin arşivinde de kalması niyetiyle yineleyelim….

“ Sevgili dedeciğim vergi hırsızlığından ceza aldı ya, o gün, bu gün  böğürüyor. Lakin, “ben yapmadım, ben masumum, diye değil de, tencere dibin kara, seninki benden kara, misali.

Bekledim, (Yazılarının) bir tanesinde yalannn söylüyorsun, diyecek diye.

Kıytırık din bilgisiyle islamdan; hasetliğiyle  milattan öncesi  meslek  anlayışından, edepsizliği tavana vurdurup, kendisinden geçti, adamın kızından, eşinden  oğlundan bahsederek aklınca zeytinyağı oluverdi.

A benim güzel dedem,  yaşın gelmiş seksene, yakışıyor mu sana ? Bir ayağın çukurdayken, hangi hırs bunu sana yaptırdı? Neden vergi kaçırdın,.. Yetmişinde yakalandın, Geçmişinde tespit edilemeyen neler kaçırdın, aşırdın bilemiyorum. Ama, insanda biraz edep olsa susar be dedeciğim. Sanıyor musun ki, sen ağzından salya akarcasına feryat ederken bu suçun yok sayılacak? ..Ayıplıyorlar seni.

 Bak, insanın yaşayabileceği  maksimum sınırları zorladığın bir zaman dilimindesin. Dünya nimetlerini bu kadar sevmekten vaz geç. Ahrete yönel. Ama sen hem çalıp çırpıştırıp, hem  danalar gibi böğürürsen, …Oysa ben dedeciğimi  musalla taşında Fatiha okuyarak uğurlamak istiyorum.”

Bu ülkenin, bu kentin nice insanına, nice değerine  sataşan, aşağılayan, söylenilmemiş sözleri söylenilmiş gibi hemşehrisine sunan, mahkeme kararlarını unutan bir isimden ders almışçasına, yukarıdaki cümleleri yazabilen kişiye, iki gün önce bu köşeden seslenmiştik.Sana şu..şu..şu.. belgeleri verelim, fotoğraflar gösterelim, mahkeme kararlarını, kimlerin elektrik hırsızlığı yaptığını belgeleyen tutanakların örneklerini verelim ya da gönderelim, diye.

Yukardaki küfürlerin, yakıştırmaların, yazı sahibine ait olamayacağını  düşünmeğe başladık artık. Kişileri tanımadan, onların yaşamını öğrenmeden, eriştiği yaşa rağmen mesleğinden kopmadan, bir anlamda inancı için savaş veren  birine saldırmanın, küfretmenin, aşağılamanın, gerçek bir müslümana yakışmayacağı, yazı sahibi sayılan kişinin de  anlayışı içinde kalacağını var saydık.. Çünkü, böylesine anlatımların, ancak  terbiye denilen kavramla orantılı olduğunu öğretmiştir bize yaşam koşulları

Gazetecilik mesleğine saygısını sözleriyle kanıtlamağa kalkışsa  da, o yazı sahibi, yüreğinde inanç taşıyan bir kişi olarak, dedesi yaşındaki birine, bize  ömrünün en azından 55 yılını o mesleğe adamış kişiye küfretmeyecek  bir terbiyeye sahip olduğu kanısı vardır yüreğimizde. Daha kısa anlatımla, o küfürlerin, yakıştırmaların, iddianın sahibi, Bay İsmail Koca değildir bizce.

Yookkk,  ben içimden geldiği gibi konuştum, kimsenin yalakası değilim, başkalarından duyduğumun doğruluğuna inandığım için o küfürleri sıraladım,  diyorsa, diyebiliyorsa,  o ağır hakaretlerin hesabını  yargıç önünde vermeğe de hazırlamalıdır kendini.

…ve kendine de bir soru yöneltmelidir. Ben, Ekrem Balıbek’in Noter eliyle  gönderdiği açıklamayı / tekzibi , neden yayınlamaktan çekindim, kimden korktum?  Diyebilmelidir.

Umarım, Bay İsmail Koca, Mıy.. mıy  dede diyerek söz de aşağıladığı kişinin sözlerini yorumlamakta gecikmeyecektir.


****************

 Şu, Bosna Müslümanlarına yardım paraları masalı…

Bir süre önce köşemizde ele alınmıştı, 1992 /93 lerde, yerel bir gazetenin, Bosna’da katledilen nice müslümanın geride kalan ailelerine yardım amacıyla  para toplaması. Konu, aslında bize ait değildi. Birkaç  hemşehrimizin bir tür dileğiydi. O zamanlar böyle bir parayı hangi yerel gazete toplamıştı, para toplama izni nereden alınmıştı, toplanan para  hangi elle / bankayla / devletin hangi birimiyle gönderilmişti?..Bunun gazetemizce araştırılması, para verenlerin listesinin yayınlanmasını öneriyorlardı bize.

Konuyu  / olayı izleyen iki hemşehrimizin kısa süre önce ulaştırdığı, ama bizim de  fırsat bulup doğrulama çalışmasını yapamadığımız  konuda , Bosna olaylarında öldürülen Müslümanların geride kalanlarına verilmek / ulaştırılmak üzere toplanan yardım paralarını hangi yerel gazetenin topladığı belliymiş.  Bizden istenen de, parayı toplayıp gönderen gazetenin ne kadar parayı, hangi izinle topladığı ve hangi bankayla ya da başka vasıtayla  gönderdiğini soran bir yayın yapmamız.

Ancak, biz böyle bir yayını yapmayacağımızı söyledik. Böyle mübarek bir hizmeti gerçekleştiren gazete kimse, bunu kendisinin açıklamasının doğru olacağını öne sürdük.

Dileğimiz, o yardımı toplayan gazetenin onurlu hizmetinin öğrenilmesini geciktirmemesi ve bu olayın / iddianın kapatılması.