Nicedir farkındayız, farkındasınız…
Artık “ecel” ile bu dünyadan göçüp gitmek, lotodan 6 tutturmak gibi şans halini aldı.
Eğer bir kaza bela gelmezse başımıza…
Kanser, kalp ve sair hastalıklarla başımız dertte.
Son 20 yıla bakalım Türkiye’de kanser, kalp, koah başta olmak üzere sair hastalıklar ve bunlara bağlı ölümler kaçta kaç arttı?..
Soner Yalçın, son kitabı “Saklı Seçilmişler”de bunların sebeplerini, bile bile hasta bir gelecek yaratıldığını, bunun arkasındaki ülke ve güçleri, Türkiye’de tarımın, hayvancılığın bitirilmesinin sebeplerinin ardında neler olduğunu bu kitapta çok detaylı şekilde açıklamış.
İnsanın okurken tüyleri ürperiyor.
Okumayanlar için bu kitabı öncelikli okuma listelerine almalarını hararetle tavsiye ediyoruz.
Ve dün 26 Eylül’dü.
Hem Dil Bayramı’ydı.
Hem Dünya Çevre Sağlığı Günü idi.
İkisini de tükettiğimizden bizim için bir şey ifade etmiyor artık…
Ne dilimize değer veriyor, Türkçemizi olması gerektiği haliyle konuşuyor ve koruyoruz.
Ne çevreyi, sağlığımızı.
26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü dolayısıyla Türkiye Ormancılar Derneği tarafından bir bildiri duyuruldu önceki gün:
Türkiye Çevre Sağlığı Görünümü Bildirisi.
Birkaç noktayı aktarmamız şart bu bildiriden, kısa kısa özetleyelim önce:
*81 ilin 75’inde öldürücü hava kirliliği var.
*Kanser ve salgın hastalıklarda anormal derecede artış var.
*2023 yılından itibaren Türkiye’de başta büyük kentler olmak üzere su kıtlığı baş gösterecek, hava kirliliği nedeniyle hasta, yaşlı ve çocuklarda toplu ölümler yaşanacak.
*5,5 milyar metrekare alanda orman örtüsü yok edildi.
*Yok edilen ormanlarla birlikte Türkiye su fakiri bir ülke konumuna dönüşmüştür.
*İki ağacın dört kişilik bir ailenin yıllık oksijen ihtiyacını karşıladığı düşünüldüğünde, yok edilen ormanlarla 27,5 milyon ailenin bir yıllık oksijeni kesilmiştir.
Bu kadar özet, yeter miktarda iç karartıyor sanırız, keselim.
Bildirinin vahim boyutuna karşı bir de çözüm önerileri sunulmuş:
*Ormanları ranta açan inşaat, maden ve turizm tahsisleri gibi ormancılık dışı kullanımlar derhal durdurulmalı.
*İnşaat halindeki HES projeleri bir an önce durdurulmalı, planlanan HES’ler iptal edilmeli.
*Yoksul vatandaşa kalitesiz kömür dağıtımından bir an önce vazgeçilmeli.
*Su arzının yerelden karşılanması yönünde alternatif projeler desteklenmeli.
*Şehirlerdeki araçlara yeni emisyon standartı getirilmeli.
Önerilerden birkaçı bu şekilde.
Sonuç itibariyle çevreyi tüketiyoruz, üretmediğimiz için satın aldıklarımız veya dayatılan ürünlerle sağlıksız besleniyoruz, toplumca zehirleniyoruz.
Neden durduk yere kanser, kalp ve sair hastalıklar böylesine artsın?..
Bilim insanlarına sorun ne diyecekler?..
Hasta bir toplum olduk ve gelecek nesilleri de hasta yapmak için yanlış uygulamalar sürüp gidiyor.
Ormancılar Derneği’nin bildirisini alıntıladık özetle bugün.
26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü için açıklamışlar.
“80 milyonun hayatı tehdit altında” diyorlar.
“Kansere doğru” diyorlar.
Daha ne desinler?..