İstiklal Marşımızın yazarı, istiklal şairi, Üstad Mehmet Akif Ersoy ile Balıkesir’in övünç kaynağı, fikir ve aksiyon adamı Hasan Basri Çantay arasında çok derin ve köklü, o derece de anlamlı bir gönüldaşlık ilişkisi bulunmaktadır.

M. Akif ile H. Basri’nin ilk görüşmeleri l909 yılında Sırat-ı Müstakim mecmuası idare merkezinde olmuştur. H. Basri 21, Mehmet Akif 35 yaşındadır.

M. Akif, o zaman bu mecmuanın başyazarı idi. Hasan Basri, kendisiyle tanışmak ve bir mülakat yapmak için ta Balıkesir’den gelmişti.

Bu tanışmayla başlayan dostluk ve samimiyet, uzun yıllar sürüp gitmiştir.

H. BASRİ’NİN SES GAZETESİNDE M. AKİF’İN ŞİİRİ

H. Basri Çantay’ın Mondros’tan önce, l8 Ekim l9l8’de başlayıp, l3Mart l9l9’a kadar devam eden, yazılarıyla Türk milletinin hak, hürriyet ve adalet isteyen gür sesini yansıttığı “SES” adlı gazetesinde, başlığın hemen yanında bir sanat ve güven tacı olarak 22 sayı parlayan şu dizeler M. Akif'e ait idi:

“Düşman sesi duymak istemezsen

Kardeş sesidir uyan bu SES’ten.

Kalkınca görür ki akşam olmuş

Vaktiyle uyanmayan bu sesten…”

Ses Gazetesi, o zamanki karamsarlığa taze ümitler ve sarsılmaz heyecanlar yüklüyordu. Gazetenin İstanbul yazarı ve sonradan 1. Büyük Millet Meclisinde Bursa mebusu olan Eşref Edip Bey’di ve yazdığı yürekli yazılar, bizzat M. Akif Ersoy tarafından Balıkesir’e ulaştırılıyordu.

M.AKİF’İN BALIKESİR HİTABESİ

M. Akif Ersoy, 23 Ocak l92O’de Milli Mücadeleye destek vermek amacıyla H. Basri Çantay’ın daveti üzerine Eşref Edip beyle birlikte İstanbul’dan gelmiş ve Zağnos Paşa Camisindeki meşhur vaazını vermişti.

M.Akif’in bu vaazla birlikte milli mücadeleye verdiği destek, memlekette büyük tesir uyandırmıştı. Hitabenin İzmir’e Doğru gazetesinde aynen yayınlanması yüzünden Akif, İstanbul Hükümetince memuriyetten azledilmiştir.

Mehmet Akif’in bu vaazda söyledikleri özetle:

“Ey Balıkesirliler! Güzel yurdunuzu çiğnetmeyiniz..Müdafaanız meşrudur. Sebat ediniz, yürüyünüz.. Sımsıkı Allah’ın ipine sarılın!..”

şeklindeydi:

M. AKİF VE H. BASRİ MİLLET MECLİSİNDE

23 Nisan 1920’de toplanan Büyük Millet Meclisine seçilen milletvekilleri arasında, Burdur mebusu olarak da M.Akif Ersoy, Karesi mebusları arasında da Hasan Basri ÇANTAY bulunmaktadır. Hasan Basri Çantay cephe izinli olduğundan, Mayıs ayının ilk haftası Ankara’ya ulaşabilmiştir.

TÂCEDDİN DERGAHI VE İSTİKLAL MARŞI

M.Akife Ersoy ve H. Basri Çantay; bu iki fikir ve kader arkadaşı artık milletin vekilidirler ve Ankara’da Büyük Milli Meclis’inde, Türk milletinin iradesini temsil edeceklerdir.

1909 yılında Sırat-ı Müstakim dergisinde başlayan ve1920 Şubat’ında Balıkesir Zağnos Paşa Camisindeki hitabe ile “Millet Cephesi”nde somutlaşan bu dostluk ve gönüldaşlık, daha anlamlı bir şekilde Milletin Meclisinde de devam etmektedir.

Mehmet Akif Ersoy ile Hasan Basri Çantay’ın gönül muhabbeti ve birbirlerine olan aşırı düşkünlükleri, Türk Milletinin vekilleri olarak hizmet ettikleri 23 Nisan l92O’de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde daha da pekişmiş ve zirvelere çıkmıştır.

3 yıl Ankara’da aynı evde, Taceddin Dergâhında birlikte misafir kalan, İstiklal Marşının yazılmasında M.Akif’i ikna ve teşvik eden, ısrarları sonucunda bunu gerçekleştiren ve Millet Meclisi Başkanlığına, onun şiirinin milli marş olması için verilen önergede imzası bulunan H.Basri Çantay’dır.

H.Basri Çantay, Âkifname adlı eserinde İstiklal Marşımızın yazılış öyküsünü “Milli İstiklal Marşı Nasıl Yazıldı? Nasıl Kabul Edildi?” başlığı altında tarihe tanıklık edercesine, bütün ayrıntılarıyla ve Meclis tutanaklarını kayıt düşerek anlatmaktadır.

Ayrıca H.Basri Çantay’ın İstiklal Marşı için bir de beste yaptığına dair bazı kaynaklarda bilgiler bulunmaktadır.

M.AKİF’İN “BÜLBÜL” ŞİİRİ

M.Akif Ersoy, l922’de Bursa’nın Yunanlılar tarafından işgal edildiği duyumu üzerine feryadını ve milli isyanını dile getirdiği “Bülbül” şiirini, “Basri oğlumuza…” notuyla Hasan Basri Çantay’a ithaf etmiştir.

Bülbül şiiri gerçekte bir sanat ve edebiyat harikası olduğu kadar, bir milli heyecan ve kahramanlık abidesidir.

M.AKİF’İN KARESİ ŞİİRİ

Akif’in Balıkesir’i çok sevdiğini, ömrünün son demlerinde yakalandığı hastalıktan kurtulduğu takdirde Balıkesir’e yerleşmek istediğini, hayatının son günlerini bile hep bu emelle geçirdiğini yine Hasan Basri Çantay’dan öğreniyoruz:

M.Akif, Burhaniye Pelitköy’e yerleşecekmiş, Mehmet Cavit kendisine bir ev temin edecek, Akif de memleket çocuklarına şiirler yazacakmış..

Bir şey daha öğreniyoruz Hasan Basri Çantay’dan, daha doğrusu onun Akifname adlı eserinden ki; M. Akif, Balıkesir sevgisini ebedileştirmek ve edebileştirmek üzere bir de şiir yazmıştır.

Bu şiir, Yeni Gün (Ankara) gazetesinin 30 Haziran 1920 nüshasında yayınlanmış olup, Safahat’ta yoktur.

İşte Üstad M.Akif Ersoy’un Balıkesir için yazdığı mısralar:

“O yeşil toprağın ey yüzler ağartan KARESİ!

Şimdi binlerce şehidin kanayan makberesi!

Sana hasret kalan evladın için dünyada

Varsa kahrolmadan âra’m edecek yer neresi?

Hani gök kubbenin altında görülmüş mü eşin?

Dağların bağ, hele vadilerin altın deresi…

Ey benim her taşı bir ma’bed-i iman yurdum!

Seni er geç bana mutlak verecek Ma’bud’um…

M.AKİF İle H.BASRİ AYNI KABRİSTAN’DA

VE YAN YANA YATIYORLAR…

İkinci Meclis döneminde H.Basri Çantay Balıkesir’e, Mehmet Akif Ersoy İstanbul’a dönerler.

Mehmet Akif Ersoy’un, zihin yorgunluğu hastalığı nedeniyle İstanbul’da tedavi gören Hasan Basri Çantay’ı, 1926 yılında Karesi otelinde ziyaret ettiğini, ona yeni şiirlerini okuduğunu, Akifname adlı eserden öğreniyoruz.

M.Akif ve H.Basri gönüldaşlığı hiç bitmedi, hiç eksilmedi.

M.Akif, yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak l936’da vefat etti.

Hasri Basri Çantay bu gönül dostunu hiç ama hiç unutmadı. Vefat yıldönümlerinde Balıkesir veya İstanbul’da düzenlenen programlara katıldı, konuşmalar yaptı.

M.Akif Ersoy 27 Aralık 1936’da İstanbul’da vefat etti. H.Basri Çantay da ondan 28 yıl sonra, yine bir Aralık ayının 3. Günü da vefat etti.

Balıkesir eski müftüsü Mehmet Emre Hocaefendi, Hasan Basri Çantay’ın vefâtını şu cümlelerle anlatıyor:

“1964 yılının Aralık ayının 3. Perşembe günü Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Cenâzesi yıkanırken başında bulunuyordum. Nurâni yüzlü, hayatındaki gibi güzel ve pırıl pırıldı. Teslimiyet ve rıza anlayışının eseri simâsında müşâhede ediliyordu.

Cuma günü, Fatih Cami ve etrafı görülmemiş bir kalabalık halinde, tabutunun önünde dini vazife ifa edilmiş ve Edirnekapı Mezarlığı’na doğru yolculuk başlamıştı. Sevenlerinin gözlerinden akan yaşlar yağmur damlalarıyla karışmış, tabutu son durağına doğru yol alıyordu.

Hayatta iken çok sevdiği M. Âkif Ersoy’un kabrinin yakınında açılan kabre defnedilmişti. Ruhu Şen, kabri gülşen olsun…”

Hasan Basri Çantay hakkında Balıkesir’de en son çalışmayı yapan emekli öğretmen Maruf Çaksu Hoca da, onun cenâzesiyle ilgili şu bilgiyi aktarıyor:

“1971 yılında, toprağa verildiği yerden çevre yolu geçtiği için, mezârının yeri değiştirildi. Kabrini açanlar, kefenin çamurlu, fakat aziz vücudunun 7 yıl önce konulduğu gibi tertemiz ve sapasağlam olduğunu gördüler…”

Vefat yıldönümleri vesilesiyle üstadlarımızî rahmetle anıyoruz.

Ruhları şad, mekanları Cennet olsun..