Ayda bir kaç kez geliyor bana!

Başımı alıp gidiyorum uzaklara.

Uzaklara dediysem öyle çok değil, 3-5, bilemedin 10 dakika sürmüyor yol almam.

"O gün geldiğinde de bu kadar kolay gidebilecek miyim?" sorusunu da yöneltmiyor değilim kendime.

Kısa sürede toparlanıp, "La oğlum şimdi onu düşünmenin sırası mı.." diyerek beynimdeki tüm kelimelerle beraber çöpe gönderiyorum milyonluk soruyu!

Ecdada ve maneviyata yakışır hale getirilen kapısından "Ey Müslümanlar diyarının ahalisi, selâm olsun her birinize." sözleriyle adımımı attığımda, soluklanmadan anamla babama koşuyorum.

Hasretle kucaklaşıp ellerini öpüyorum. Dünyaya getirdikleri için dua ediyorum. Akabinde hem şehirde, hem sülalede neler olup bittiğini tek tek anlatıyorum.

Sessizce dinliyorlar tekne kazıntısı "Irmızan"larını..

Bazen 3-5 dakika, bazen 3-5 saat sürüyor içimdekileri dökmem.

Hesap veriyorum bir manada.

Kimi vakitler ise, ben sessiz, onlar sessiz!

Öylece bakıyoruz birbirimize, ama anlaşıyoruz..



Yine durup dururken geldiler!

Yaptığım işi yarım bırakıp, aldım başımı gittim pek uzakta sayılmayan, sana da, ona da, her birimize nefes kadar yakın olan Başçeşme'ye.

Bu kez vefatının sene-i devriyesi olması hasebiyle ‘Usta’dan başladım.

13 yıl olmuş Ekrem Balıbek'i oraya taşıyalı!

Bugün farkına vardım.

Bizim usta, annem ve babamla komşuymuş.

Bunu söyleyerek başladım konuşmaya. Meslek camiasındaki son durumu anlattım.

Çok sevdiği, 60 yıldan fazla uğruna beynini yorduğu şehirde olup bitenleri aktardım.

Küçüksan'ı.. Üniversiteyi.. Nefes alınamaz hale gelen cadde ve sokakları.. Sorun olmaktan öte çözümsüz hale dönüşen trafiğini, tepeler dururken ovalara dikilen kuleleri... Mumla aradığımız park, bahçe ve yürüyüş alanlarını..

Ah be Usta!

"Senin 60 yıl yazıp dillendirdiğin, çözüme kavuşturulduğunu göremediğin meseleleri konuşuyoruz halen" diye içten içe mırıldanarak vedalaştım!



ŞİMDİ SEN OLMASAN
KİMİN UMURUNDASIN


Bir kaç adım mesafedeki komşuları annemle babamın mekanına giderek ellerini öptüm.

Hesap vermeyi kısa kestim bu kez! "El Müheymin'e emanetsiniz" deyip eski dostların kapılarını çaldım peşi sıra..

Hastalarına güler yüzüyle de şifa dağıtan sevgili Tuncay Ertunç'u..

Balıkesirspor sevgisini her şeyin üzerinde tutan  Ümit Tezcan'ı..

Küçüksan'ı "adam eden" Yücel Yıldıran'ı..

'Usta'nın hayattaki en iyi arkadaşlarından biri olan Köylü Mehmet'i (Yiğit)..

Balıkesir Basınının 'köşe taşı' Nejat Akpınar abimizi..

Balıkesir amatör futbolunun çilekeş isimleri, Ahmet Acaröz, Şevki Eren, İsmet Barbaros, ile Yüksel Sarıünal'ı,

Hukukçu kimliğiyle değil sanatçı kişiliğiyle bildiğimiz Sedat Marmaralı'yı..

Balıkesirspor için on binleri sokaklara döken, Balıkesir esnafının hakkını yedirtmeyen Mesut Aşanel'i..

Yaşamında her daim ta İsviçre'den arayıp halimizi hatırımızı soran Sırrı Yırcalı amcamızı.

Hizmetlerini bugün bile saygıyla yad ettiğimiz, ama kahırlarından öldürdüğümüz Sabri başkan ile Edip abimizi.. Arkasından binlerin gözyaşı döktüğü Faruk Kula'yı...

Dünyadaki varlığında beyefendi kişiliğiyle her sınıftan insana dokunuşuyla dualarını alan, şehrin sokaklarındaki yokluğunu kabullenmekte zorlandığım, "işte budur beyim.." deyişini özlediğim, Ahmet Aydemir abimizi..

İllet hastalığa karşı mücadelede benim kadar şanslı olmayan yeğenim Sevinç'i..

Balıkesir'in yaşatmak için seferber olmasına rağmen hayata tutunamayan küçük Nevin'i..

Kuvayi Milliye günlerini çok iyi bilen ve o günleri bizlere aktaran İbrahim Cumalı ve Kocaçınar Şeref Eğinlioğlu amcaları..

..ve daha nice dostu tek tek ziyaret edip selâmlaştım.

Bu arada, ilelebet yaşayacaklarını zanneden, "ben olmasam, bu işleri kimse yapamaz" diyen ve kendini vazgeçilmez olduğunu düşünen hemşerilerimi de unutmadım!

Akşam ezanı okunuyordu.

Öyle hızlı geçmiş ki vakit, girerken henüz öğle ezanı okunmamıştı...

Kıyamet günü geldiğinde de böyle hızlı mı geçecek acep vakit!



BEYNİNİ RESETLEMEK
FABRİKA AYARINA DÖNMEK İSTERSEN


Annemi kendi ellerimle yerleştirdikten sonra müdavimleri arasına katıldığım Başçeşme'den ayrılırken merak ettim;
"Burada kaç can vardır" diye.

Sordum soruşturdum;

Yüz kırk bin (140.000) rakamına ulaştım.

Çınarlıdere daha yeni sayılmasına rağmen sayı 15 binlere ulaştıysa..

Şimdiki Karesi AVM ve Salı Pazarı, Atatürk Parkı ile Asri Mezarlık da hesaba katılırsa..

Balıkesir merkez nüfusundan fazla insanımız gelip geçmiş bu bizim şehirden.

Bir de 73 milyon yıllık insanlık tarihini bir düşünüp siz hesap edin artık vazgeçilmezlerin sayısını!



Başçeşme ve Çınarlıdere'de yatanların baş uçlarında yazılanları okurum her gittiğimde.

Hani üç günlük dünya diyorlar ya..

Her kim dediyse bunu uydurmuş.

Çünkü, üç gün çok uzun süre.

Bu dünya göz açıp kapatıncaya kadar!

İnanmıyorsan buna, git bak! Göreceksin sen de kendi gözünle!



Bu satırları okuyanlara nacizane önerimdir;

Nerede yaşıyorsanız yaşayın.

En az ayda bir kabristanlığı ziyaret edin.

İster bir yakınınız olsun, isterse olmasın..

O'na koşun.

O'nunla konuşun.

Olağanüstü iyi geliyor.

Kimi vakitler böyle davranarak bir anlamda beynimi resetliyor, yüreğimi dinlendiriyorum.

Her şeyden önemlisi yaşarken nefsimi öldürüyorum..

Ha, "benim işim/gücüm çok, öyle boş işlere ayıracak vaktim yok.." diyorsan, sen de bu dünyadaki vazgeçileceklerden biri olmaya her an adaysın demektir!

Selametle..