İnsanın en kötü sıfatlarından birisi yalan söylemektir. İnsan onurunu beş paralık eder yalan!

Küçükken pek çok yalan söylemişliğim vardır. Biraz büyüyünce de yalan söylediğimi fark ettiğimde en büyük ilk utancımdı. Belki de yakalanmış olmamdı utanç veren. Çocuk aklımla niye yaptıysam, şimdi tam hatırlamıyorum.

Psikoloji, çocukların 6-7 yaşlarına kadar yalan söylemesinin normal hatta sağlıklı olduğunu savunur.

Ya sonra? Büyüdükçe büyüyen yalanlar; büyük tehlike!

Yalan utancı, benim için dini karinelerle günah sınıfına geçti. Tanrının cezasına muhatap olma korkusu!

Sonra inanç sisteminin dışında yalan üzerinde araştırma yaptım.

İnsan niye yalan söyler? Sonuçları nedir? Nereye kadar gider?

Herkes eşine, dostuna, sevgilisine, iş arkadaşına, çocuğuna, annesi ve babasına… Herkes herkese yalan söylüyor. Hatta kurumlar, kuruluşlar da…

Yalanın sofistike / karmaşık bir yapısı var. Tek başına bir nedene bağlamak insan türünün tutarsızlığıyla çelişir.

İnsan, inanma ihtiyacı kadar yalan söyleyebiliyor.

DİLSİZ YALANLAR

Konuyu bilimsel bir makale havasına sokmadan kolay anlaşılır dille anlatayım. Güçlü hafıza sahipleri önünü sonunu düşünerek esaslı yalan üretebilir. Bunun için “gerçeğin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır” şeklinde anonim sözler üretilir.

Aslında “yalanın bir gün ortaya çıkmak gibi iyi bir huyu vardır” demek daha iyi bana göre…

Yoksa dünya cehenneme dönerdi.

Yalan üzerine kurulu insan ilişkileri zehirleyici hal alırdı. Yalanın ortaya çıkmayacağını düşünen her fani aslı sınır tanımazdı.

Ben tanrının adaletine inanır ve güvenirim.

Rus yazar Mihail Bulgakov, “Tanrı” diyor; “birisini cezalandıracağı zaman önce onun mantığını elinden alır.

Sahi ne çok insan var, henüz yarım asrı tamamlamadan yarım akılla yaşayan. Hayatının her anına tanık olmadığımız için belki de hep öyleydi. Çocuk beyinli!

Sözcükleri henüz konuşmaya yeni başlayan çocuklar, bir konuyu anlatırken bütünlük içinde veremez. Yavan sözlerle bir yere bağlayamaz.

Belki ben dil mucizesinin büyüsüne fazla kapılmış olabilirim. Ancak sözcükleri kullanma biçimi insanın karakterini, kültürünü, tüm hayatını aktarır bize…

Nasıl itimat etmem sözleri, yürekten söyleyene. Onun yalanı yoktur. Dilin gücünü bilirsen, yalanı kuyruğundan yakalayabilirsin, güvenin bana…

Nobel edebiyat ödüllü yazarımız Yaşar Kemal’in sözü muhteşemdir: Bir dil bulacağız her şeye varan, bir şeyleri anlatabilen. Böyle dilsiz, böyle düşmanca, böyle bölük pörçük dolaşmayacağız dünyada.”

Dil, iletişimin en güçlü aracıdır. Hayatta tamamlanabilmenin tek dayanağı dile hakimiyettir. Haklıyı haksızdan ayırmanın yolu da dili iyi bilmektir.

Nerede olursanız olun, dili hayatınızın merkezine koyamazsanız, iç sesinizi ifade edemezseniz bu hayat karanlık olarak kalacaktır.

Belki bir gün, bir yerde, daha az rezil bir zamanda yine karşılaşırız” derken Viladimir Nabokov, yalansız bir dünyanın özlemini dile getirir.

Yalan söyleyen yakınlarınızsa, hele çok yakınınızda karanlıktan çıkma gücünüz da kırılır. Zira onlara “yalancısın” diyemezsiniz.

Eğer mutluysanız tanıdıklarınızdan kaçının” demiş Bertrand Russel üstad!

Nasıl? İşte bunun cevabı yok!

Yalan dünyada yalansız yaşayın!