'BİZİMKİLER' İYİ MİDİR?

"Onlara verme, yerler.”

“Neyi yerler?”

“Derilerin parasını yerler.”

Onlar kim?

Onlar, onlar. Bizim dışımızdaki herkes.

Kim yemez derilerin parasını?

Biz yemeyiz.

Ne yaparız biz?

Camimizin duvarını tamir ederiz, hoparlörleri tamir ettiririz, muslukları yenileriz, Kur’an kursu talebelerini yediririz içiririz, hocalarının maaşını veririz, iyi işler yaparız.

İyiymişiz biz!

Bir de Türk Hava Kurumu derdimiz vardı. Devlet, deri toplama yetkisinin sadece ve sadece Türk Hava Kurumu’na ait olduğuna dair talimnameler yayınlıyordu. Türk Hava Kurumu’nun elemanları nerede bir deri görseler yapışıyorlardı. Sonra kurtar kurtarabilirsen!

Bazı sivil toplumcular koluna THK kolluğu takıp THK’ya topluyormuş gibi deri topluyor, günün sonunda topladığı deriyi derneğin dericisine götürüyordu.

Kurban Bayramı, bizim sivil toplumcular için deri bayramıydı.

Deriler kapanın elinde kalıyordu.

Şimdi deri o kadar önemli değil galiba.

Sivil toplumcularımız deriyle eskisi kadar uğraşmıyor. Kurbanın tamamına talip oluyor.

Radyolarda, televizyonlarda vekaletle kurban ilanlarına rastlıyorum. Eğer bu arkadaşlar kurban ilanlarına para ödüyorlarsa, binlerce kurbanın parası reklama gider. Yoksa ücretsiz mi yayınlanıyor kurban reklamları?

Acaba, yurtdışında vekaletle kesilen kurbanlar neden daha ucuza mal oluyor?

Şundan.

Afrika’da ve bazı okyanus ülkelerinde kurbanlıklar daha ucuz. Buradaki bir kurban parasıyla üç dört tane hatta bazen daha fazla kurbanlık alınabiliyor.

Yani, ‘Nasıl olsa kesmeyecekler, parayı cebe atacaklar, onun için ucuz’ demek haksızlık olur.

Fetö’nün bütün hayır hasenat piyasasını işgal ettiği, vermeyenlerin başına vergi memuru, zabıta, polis göndererek iş açmaya muktedir olduğu dönemler hepimizin hatırında.

Parayı veriyorsun, bayramdan sonra sana kestikleri kurbanın videosunu gönderiyorlar.

Doğru mu gönderiyorlar? Gerçekten kesiyorlar mı? Nereden bilebiliriz?

Kestiler diyelim, doğru mu dağıtıyorlar?

Doğru dağıttılar diyelim, dağıtmaktan dolayı temin ettikleri itibarı, nüfuzu doğru mu kullanıyorlar?

Bunların takibi zor.

Bir güven bunalımı doğdu böyle kötü Fetö hatıraları yüzünden.

Öyleyse vermeyelim mi kurbanları yurtdışında vekaletle kesen yardım kuruluşlarına?

En kolay cevap. Güvendiğiniz bir kuruluş varsa verin.

Fakat, hani derler ya, kızını başıboş bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya gider.

Bizim millet de gider gider üçkağıtçıları bulur. Gider gider onlara güvenir.

Tosuncuk, en yakın örnek.

Öyleyse ne yapmak lazım?

Türkiye, muhtaçlara yardım konusunda son 15-20 yılda büyük mesafe kat etti.

Sivil toplum kuruluşlarımız afet bölgelerinde evler, köyler yaptılar, yetimleri okuttular.

Susuzluk çeken yerlerde kuyular açtılar. Doktorlarımız Afrika’nın ücra köşelerinde katarakt ameliyatları yaparak on binlerce insanı görme nimetine kavuşturdular.

Yoksul, gıda sıkıntısı çekilen yerlerde kurbanlar kestiler etini ihtiyaç sahiplerine dağıttılar.

Güçlülerin kötülükle doldurmaya çalıştığı dünyada havası iyilikle temizlenmiş alanlar açtılar.

Açmaya da devam ediyorlar.

Şu halde, buradaki kurbanı, buradaki yoksulları ihmal etmeden, vekaleti verdiğimiz yerin güvenilirliğini araştırıp bu iyiliklerin devam etmesine katkıda bulunabiliriz.

“Bizimkiler iyidir.”

Hayır, birisinin ‘bizimkiler’ olması iyi olması için yeterli sebep değildir.

Her topluluğun, her cemaatin içinde gözleri ‘Velfecri’ okuyan, burunları her ortamda paranın kokusunu alacak şekilde hassasiyet kesp etmiş uyanıklar bulunabilir.

“Allah nasıl olsa bizden” diyerek kendilerini insanların parasını her şekilde kullanmaya mezun hissedenler olabilir.

Ben, bu türlerin hepsini gördüm. Görmediğim çeşitler de mutlaka vardır.

Yani, ‘bizimkiler’ diyerek kendimizi suistimale yarı-açık hale getirmek olmaz.

‘Bizimkiler’e karşı da dikkatli olmak lazım.

Kaynak: Karar

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner207

banner214

banner229

banner151

banner215

banner228