Geçtiğimiz günlerde yine bir katliamla karşılaştık. Bir katliamı gösterdi televizyonlar, gazeteler bir katliamı yazdı. 72 cana kıyan faşist, ayrımcı ve kendini üstün gören zihniyetler, ne derseniz deyin sonucu değiştirmeyecek tanımlamalar bulmaya çalışırken akılımın sınırlarını zorluyorum. Vay şiddet ne zaman başladı, bu olayı çözmek için şiddetin tarihine inmek lazım falan filan…
Bunlar boş serzenişler. Tarihini bilmeniz bugün yapılanı değiştirmeyecek çünkü. Belki yarını değiştirir. Bir insanın bir canlıya nasıl zarar verebildiğini anlayamazken geçmişten bu yana nice 72 cana kıyılmasını nasıl anlayabilirim.
Düşmanız herkese. Ama bütün ırklar, bütün insanlarda var bu düşmanlık. Sokakta dövülen bir çocuk ya da kadını görünce tepki vermeyişimiz, çatışma çıktığını duyunca normal karşılayışımız, kazada yaralananları görünce öylece bakışımız bunlar hep düşmanlık değil mi?
İnsan olmaya düşman gibiyiz. - Mış gibi yaptığımız ahvali halimizden besbelli. Bu olayı sadece Avrupa’nın Müslümanlara karşı hissettiği ırkçı duyguların yansıması olarak değerlendirmemek gerekiyor. Sadece onlarda düşmanlık duygusu, kin, nefret varmış da biz çok iyiymişiz gibi davranmamalı, vay seni gâvur diyerek üstünü örtmemeli, vicdanları susturmamalıdır. Bu hiçte adilane değildir. Ama bizim âdetimiz olmuştur iğneyi başkalarına batırmak. Bizde Hrant Dink’i öldürenler aynı zihniyet değil mi? Madımakta bir sürü cana kıyan, Süryanilere psikolojik baskı yapan, Alevileri yok sayan-saymak isteyen aynı zihniyet değil mi?
Bizdeki tek fark çoğu düşmanca duygularımızı psikolojik tepkilerle gösteriyoruz. Bazı bölgelerimizde töre oluyor adı, bazı bölge de ise özgürlük. Üç aşağı beş yukarı neresinden bakarsanız bakın şiddetle bağlantılı her şey. İşte bu yüzden diyorum ya insan olmaya düşman gibiyiz. İnsani duyguları kaybetmiş gibi. Daha küçüklükte kediye, köpeğe taş atmakla başlayan şiddet duygusu, yaş ilerledikçe toplumların kurduğu ataerkil sistem içinde beslenip bir canavara dönüşüyor. O andan sonra ne yaparsanız yapın bir şey değişmiyor ve kişi içinde yontulmuş canavar olarak kalıyor. Bu tipler karşımıza bazen trafik canavarı olarak çıkıyor, bazen elinde silahla birini öldürmüş olarak, ağlayan bir çocuğun gözyaşlarında, kılık kıyafete karışan zihniyetlerde, çocuk esirgeme kurumlarında, huzur evlerinde, mendil satan bir çocuğun çatlamış ellerinde, dilenci görünce “bende de yok ki” deyip geçip giden ve de kendini “çoğu kandırıyor, güvenemiyorum” diye susturan vicdanlarda.
Kadını cinsel bir obje gören erkeklerde, çocuğuna bakmayan, onu sokağa salan bir anne de, özürlü birini görmezden gelen kişilerde. Sayılamayacak kadar çok düşmanız kendimize ve de herkese. İşte bu sebeple üstünü basa basa söylüyorum ki iğne de kendine, çuvaldız da kendine olmalı. Birbirinin inancına, görüşüne laf söyleyeceğimize, kim kiminle ne yapmış merak edeceğimize, biraz daha kendimize bakıp, görebilen bir toplum olmak için anne babalar başta olmak üzere eğitim şart!
Herkes mi size düşman, peki ya siz?
*****************
GÜNÜN SÖZÜ:  
*****************

Her önemsiz şey çok küçümsenirse, öcünü alır. (Lessing)