Balıkesir’de basın–belediye ilişkileri, övgü ile uygulama arasındaki fark üzerinden yeni bir sınavdan geçiyor. Eleştirel soruların “not edildiği” iddiaları, destek kalemlerindeki eşitsizlik söylentileri ve değişmeyen alışkanlıklar, güzel sözlerin ikna gücünü zayıflatıyor.

> Tarık SÜRMELİOĞLU yazdı

Calisan Gazeteciler

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir medyasını ağırladı. Konuşmasında Balıkesir basınının gücüne işaret etti; başka illerle kıyasladı, diğer illerin medyasına karşılık, “daha üretken”, “daha etkili” dedi. Kuvayı Milliye ruhuna gönderme yaptı. Milli Mücadele yıllarında Balıkesir’de yayımlanan gazeteleri, o dönemin kuvvacı gazetecilerini andı. Rahmete kavuşanları minnetle yad etti, hasta olanlara şifa diledi. Eleştirilerin kendileri için yol gösterici olduğunu söyledi. Kulağa hoş gelen, alkış alan, tarihle bugünü birleştiren bir konuşmaydı.

Keşke bu konuşma, yalnızca kürsüde kalmasaydı.

Çünkü Balıkesir medyası, söylenenlerle yaşananlar arasındaki mesafeyi artık cetvelle değil, metreyle ölçüyor. Başkan Akın her ne kadar basının yol göstericiliğinden söz etse de, şehirde hakim olan kanaat şu: Büyükşehir yönetimi, eleştiriye karşı oldukça hassas. Hatta fazlasıyla. Burada sözünü ettiğimiz eleştiriler; kişisel hesaplaşmalar, hakaretler, seviyesiz yayınlar değil. Kentin yararına olduğu düşünülen, kurumsal işleyişe dair “Bu neden böyle oldu?”, “Şu karar niye alındı?” sorularını soran yayınlar.

Ne var ki bu tür yayınlar bile, kulislerde not edilen”, “kenara yazılan, hatta zamanla cezalandırılan” işler olarak anılıyor.

***

Başkan basına verilen desteklerden bahsediyor. Sokak ise bu desteklerin nasıl ve kime verildiğini konuşuyor. Öyle ki, berber dükkanında bile Balıkesir’deki medya kuruluşlarına yapılan resmi ödemelerin listesi dolaşıyor. Kim ne almış, kim hiç almamış, kim hak ettiğinden fazla almış… Liste uzun, söylenti bol. Berber bile kanaat oluşturmuş: Ahmet Akın, basına destek konusunda hakkaniyetli davranmıyor.”

Bu noktada ister istemez şu soru akla geliyor: Bu bilgiler, belgeler nasıl oluyor da en alakasız insanların eline kadar ulaşıyor? Demek ki belediyenin içinden dışarıya doğru hayli geçirgen bir bilgi akışı var. Şeffaflık başka bir şey, kontrolsüzlük başka.

***

Daha da ilginci şu: Seçim döneminde ağır eleştirilerde bulunan, hatta eleştiri sınırlarını aşan yayınlar yapan bazı medya kuruluşlarıyla bugün gayet sıcak ilişkiler kurulmuş durumda. Buna karşılık, o dönemde kapılarını açan, sayfalarını veren, sesini duyuran medya kuruluşlarına mesafeli bir duruş sergilendiği Balıkesir basınında yüksek sesle konuşuluyor.

Tanıtım haberi formunda servis edilen reklamların kimlere verildiği, kimlere azaltıldığı, kimlerin tamamen yok sayıldığı da yine şehirde en çok konuşulan konular arasında. Etkisi sınırlı, işlevi tartışmalı, sadece tanıtım haberinden tanıtım haberine yayın yapan yapılarla; günlük gazeteler, etkili haber siteleri arasında belirgin bir adaletsizlik olduğu iddia ediliyor. Bu tablo, ne yazık ki “önceki dönemden kalma” bir alışkanlığın bu dönemde de sürdüğünü düşündürüyor.

Evet, sürdürülebilirlik var. Ama yanlışta sürdürülebilirlik.

***

Önceki dönemin Yücel Yılmaz kriterleriyle, bugünün Ahmet Akın kriterleri arasında medya ilişkileri açısından ciddi bir fark göremeyenlerin sayısı az değil. Kişisel üslup olarak Ahmet Akın’ın daha mütevazı, daha alçakgönüllü bir profil çizdiği doğru. Ancak bu erdem, medya konusunda adaletli bir yaklaşım sergilenmediği sürece eksik kalıyor.

Bir de merkezdeki iki ilçe belediye başkanının medya ile ilişkileri meselesi var. Onların tavrı da ayrı bir başlık. Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, şehrin şehremini sıfatıyla bu tabloya da bakmak, sorgulamak gerekmez mi

***

Sonuç olarak; bu işler yalnızca güzel sözlerle, övgülerle, tarihsel göndermelerle olmuyor. Basınla ilişki, nutukla değil uygulamayla ölçülüyor. Adalet, destek kalemlerinde, mesafelerde, duruşta belli oluyor. Başkan bu anlattıklarımızdan haberdar mı, değil mi?

Fırıldaklık da bir yere kadar Mesut başkanım!
Fırıldaklık da bir yere kadar Mesut başkanım!
İçeriği Görüntüle

Haberdarsa, “vardır bir bildiği” deriz; ya da adaletsizliğin faturasını direkt kendine keseriz.

Haberdar değilse, bu yazıdan az çok bir şeyleri anlamıştır.

O halde Büyükşehir ile medya kuruluşları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkiye aracılık eden arkadaşları sigaya çeker diye düşünürüz.

Ahmet Akın’ın Balıkesir basınına dair söyledikleri güzel. Keşke yaşananlar da o sözler kadar ikna edici olsa.

Selam ederim.

RAMAZAN DEMİR
AÇIK ÇAĞRIDA BULUNDU

Balıkesir’de yerel medya ile belediyeler arasındaki ilişki, ne yazık ki yıllardır bir “kullanışlılık” terazisinde tartılıyor.

Tarık Sürmelioğlu kardeşimin kaleminden dökülen üstteki yazıya yürekten katılıyorum; altına imzamı atıyorum.

Büyükşehir statüsüne geçişle birlikte “ilişkiler daha seviyeli, daha nitelikli olacak” diye umutlanmıştık.

Oysa her geçen dönem daha da aşağı seviyeye indi, daha karmaşık ve daha utanç verici hale geldi.

Gazeteci ile şarlatanı ayırt etmek isterken, cezalandırılan taraf hep gerçek gazeteciler oldu.

Asıl mesele kim gazetecidir kim değildir tartışmasından öte, kimin “kullanışlı” bulunduğu kriterine indirgendi.

AK Parti döneminde başkana yakın bir ismin farklı isimler altında kurduğu şirketler aracılığıyla kesilen çok sayıda faturayı bizzat bilenlerdenim.

CHP dönemine geçildiğinde ise bu alış-verişlerin şekil değiştirdiğini, hatta gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi olmayan kişilerin bile bu işe teşvik edildiğini görüyoruz.

Benim nazarımda bu, açık bir “soygun düzeni”dir; en ağır ifadeyle kul hakkına sirayet eden bir yapıdır.

Asıl üzerinde durmak istediğim nokta ise şu:

Gazetecilerden, medyadan en çok dem vuran, “basına en çok sahip çıkan” iddiasıyla sahneye çıkan CHP’nin Balıkesir’deki belediye başkanlarının uygulamalarıdır.

Büyükşehir Belediyesi ve Altıeylül Belediyesi keyfine göre ayrım yaparken, Karesi Belediyesi şehirdeki gazetecilere adeta topyekûn “hırsız”, “yağmacı” yaftası yapıştırmaya yeltendi.

Hukukçu kökenli Karesi Belediye Başkanı’na buradan bir kez daha sesleniyorum: Kimmiş bu haramzadeler? İsim isim açıklayın da bilelim. Bu ağır ithamın muhatabı kim, hangi gazeteci, hangi yayın? İki yıldır açıklama cesaretini gösteremediğine göre, bir şeylerden korkuyor olmalısın!

Aynı çağrıyı CHP’li Büyükşehir, Altıeylül, Karesi, Bandırma, Edremit ve Burhaniye belediye başkanlarına da yapıyorum:

Sizden önceki dönemlerde ve sizin yönetiminizde belediyelerinizden yapılan tüm basın ödemelerini, reklam, ilan, kültür ve sanat adı altındaki harcamaları kalem kalem, isim isim, tutar tutar açıklayın.

Kamuoyuna sunun ki eşitliğiniz, adaletiniz, şeffaflığınız ortaya çıksın. Particilik yapıp yapmadığınızı, kimi kayırdığınızı, kimi dışladığınızı hepimiz görelim.

Sakın “Eskiden de böyleydi” demeyin. Çünkü sizler seçime “eskilerden daha iyi, daha temiz, daha adil yönetim” vaadiyle çıktınız.

Eğer eskiler gibi davranacaksanız, sizi onlardan ayıran, farklı kılan nedir?

Hangi yüzle “değişim”den, “şeffaflık”tan “dönüşüm”den bahsedeceksiniz?

Balıkesir’in gazetecileri yıllardır bu ikiyüzlülüğün arasında sıkışıp kaldı.

Artık sözün bittiği, rakamların konuşması gereken yerdesiniz.

Hesap verin, şeffaf olun.

Gerçek gazetecilik de ancak böyle nefes alır.

Selâmetle..