31 mart yerel seçimde alınan kötü sonuç AK Parti cenahında siyasi ve bürokratik birçok soruyu gündeme getirdi. Siyasi sonuçları siyasetçiler çözsün. Biz işin bürokratik kısmına bakalım.

Biz bu sonucu hakettik mi ya da bu kadar hizmetten sonra bu sonuç bize reva mı diyenler olduğu gibi bu sonuçlar bize çok bile diyenler de çıkmaya başladı.

Anlayacağınız çok boyutlu bir sorgulama başladı diye biliriz. Özellikle AK Parti'ye yakın gazetecilerden gelen sert eleştirilere bakıldığında fırtına öncesi sessizlik de diyebiliriz.

Her siyasi hezimetin arkasında bürokratik bozulmanın olduğu anlaşılmaya başlanmış gibi. Gibi diyoruz seçimlerden sonra hiçbir bürokratik değişikliğe rastlanmadı. Elbette atama bekleyenler tezvirat yaparak acaba boşalan yerler için bize de bir şey düşer mi diye bekleyenler de yok değil.

Ancak birçok bürokratın cemaziyel evveline bakıldığında haytında hiçbir sına girerek başarılı olmadığı ilk bakışta dikkat çekiyor. Anlayacağınız bunların cemaziyel evveline bakıldığında herşey ortaya çıkıyor. Yeter ki cemaziyel evvelden anlayan birileri çıksın.

Cemaziyel evvel de
nereden mi çıktı şimdi?

Hikayenin birçok versiyonu var ama biz en bilindiklerini anlatalım. 

Osmanlıda arşivciliğe büyük önem verilir ve devlete ait her belge titizlikle saklanırmış.

Şimdiki gibi dosyalama düzeninin olmadığı o dönemde devlet dairelerinde bu iş için çuvallar kullanır ve her aya ait biriken belgeler bir çuvala doldurarak korunur üzerine evrakların ait olduğu ayın adı yazılırmış. Sene sonunda on iki tane olan evrak torbaları arşive kaldırılırılıp istiflenirmiş.

Arşive kaldırılan belgelerin birbirine karışmamasının ve arandığı zaman kolay bulunabilmesinin sağlanması için çuvalların üzerine iri yazı ile ait olduğu ayın adı yazılır, bundan sonra torbalar mahzene indirilip, orada sıraya konulurmuş.

O tarihlerde hicri takvim kullanıldığı için torbaların üzerine yazılan aylar; cemaziyelevvel, cemaziyelahir şeklinde idi…

Yıllardan birinde cemâziyelevvel ayına ait belgelerin bir sandığa konulup, sandığın kapağı mühürlenerek belgelerin başka bir yere götürülmesi gerekmiş…

Arşivde görevli dar gelirli bir memur, istenilen belgeyi sandığa boşalttıktan sonra eski yıllara ait boş torbayı alıp evine götürmüş.

Bir süre sonra da yoksulluk nedeniyle bu torbadan kendine don gömlek, iç çamaşırı diktirmiş ve giymeye başlamış. Hemen şaşırmayın eskiden şimdiki gibi kumaş bolluğu yokmuş. 

Torbanın üzerindeki saf bezir işi mürekkep, çamaşırın birkaç kez yıkanmasına karşın çıkmamış ve torbanın üzerindeki cemâziyelevvel yazısı, iç çamaşırın arka bölümünde olduğu gibi kalmış.

Bir gün hamama giden katip, orada daire arkadaşı ile karşılaşmış.

Arkadaşı katibin iç donunun üzerinde yazılı kalan cemaziyelevvel yazısını fark etmiş.

İşi anlamış ama ses çıkarmamış.

Gel zaman git zaman torba hırsızı katip mesleğinde terfi ederek müdür olmuş.

Artık kadife astarlı samur kürkler, mücevher işlemeli kaftanlar giyer olmuş.

Eski meslek arkadaşlarına tepeden bakmaya başlamış.

Hamamda rastladığı arkadaşı da onun emrinde çalışıyormuş.

Bir gün aralarında bir tartışma çıkmış.

Gururu kırılan arkadaşı eski torba hırsızı müdüre şunları söylemiş:

Haydi canım sen de, kime hava atıyorsun?

Ben senin cemaziyel-evvelini bilirim…"

Anlayacağınız geçmişte yaşanan işler için cemaziyelevvel tabiri kullanılır olmuş. Bu hikayeyi bir yerlere not edelim, ileride işe yarayabilir.

Biz tekrar konumuza dönelim...

Bazıları bürokrasiye çanta taşıyarak ve Meclis koridorlarını arşınlayarak başlamışlar. Anlayacağınız istisnai kadrolar onlar için sıçrama tahtası olmuş. Doğrusunu söylemek gerekirse kolay iş değil. Sürekli birilerinin gözünün içine bakmak kolay iş değil.

Bunların göze girecek makamlara yakın olmaları ve sempatik tavırlarından başka bir özellikleri olmadıkları da konuşulanlar arasında. 

Birçok kamu kurumunun köşelerini kapan bu kişilerin seçimlerde elde edilen dramatik sonuçta etkili olduğu ifade ediliyor. Nasıl olmasın ki? Bunlar milyonlarca memurun dedikodu malzemesi olmuşlar ama duymak isteyene. Aman sen de derseniz sorun yok zaten.

Sınavdan sınava koşan binlerce nitelikli personelin olduğu kurumlarda hayatında hiçbir sınava girmeyen üst düzey görevlilerin şerrinden emin olmak için çabalayan insanların seçimlerde nasıl hareket ettiklerini anlamak için çok zeki olmaya ve araştırma yapmaya gerek yoktur. Bunlar şak deyince yapılmasını şuk deyince de bozulmasını isterler. Öyle hukuki prosedür gibi işi yavaşlatan şeylerden uzak durulması bunların en büyük başarısıdır. Anlayacağınız hız bunlar için en kritik özelliktir. Adeta hızlı yaşa genç öl mottosuyla günlerini doldururlar.

Ahmet Akın, "Halk Günleri"ni Bandırma’dan başlatıyor Ahmet Akın, "Halk Günleri"ni Bandırma’dan başlatıyor

Unutmadan söyleyelim. Bunların da çekindiği kişiler yok değil. Ölümüne bu kişileri mutlu ederler ve hiçbir itirazda bulunmazlar.

Ne mi oldu? Deniz bitti. Bir de hesap verme süreci başlatılırsa işte o zaman bunların kıyameti kopacaktır. Bunlara sıra gelmez, bunlar gemilerini yüzdürürler diyenleri duyar gibi oluyorum. Hiç merak etmeyin, kriz zamanlarında her zaman en zayıf halkalar kopar ve bürokratların cezaiyelevvellerine bakılır.

Haber/Yorum: memur5.com

Editör: Macit ERMİŞ