"...Bu dünyada benden başka dürüst insan var mı ki?...

Adın çıktıysa dokuza, inmez sekize. Çok eski, kadim bir mesele bu.

Atalar bu hususta yıllardır gelen akış içinden billur bir hakikati bu şekilde ifade etmişler. Adın bir kere kötüye çıktıysa, hakikat ya da değil, aklanman, temizlenmen çok zor.

Sen kendini temize çıkarana kadar, tavşan bayırı aşmış, vakit çoktan geçmiş, oluyor. Zira doğru ayağa kalkana kadar yalan dünyayı dolaşıyor. Yalanın sirayeti, hareketi, akışkanlığı, yayılımı ‘’doğru’’ dan çok daha hızlı.

Nepotizm, adam kayırma, torpil, suiistimal tarihten bugüne bütün devlet ve toplumlar için şu ya da bu oranda hep bir sorun olagelmiştir. Yönetimlerin en şeffaf, en adil ve dürüst olduğu zamanlarda bile bu söylentiler eksik olmaz. Toplumun bir şeye inanması için olumsuz bir durum un ille de vuku bulmasına (gerçekleşmesine) gerek yok; şuyuu (söylentinin yayılması) yeterli oluyor maalesef.

Toplumun, kendisi ve devleti hakkında bu şekilde olumsuz bir kanaat taşımasının sebebi, sorumlusu, her duyulan şeye inanmanın yalan olarak yeteceği gerçeğinin farkında olunmaması kadar, ondan daha fazla, devletin, yönetimin kendisidir. İnsanlar hiçbir şey yokken böyle olumsuz bir düşünceye kapılmış değillerdir. Duman çıkıyor; demek ki bir yerlerde bir ateş var.

  Doğu Anadolu'nun ücra bir ilinin en ücra ilçelerinde belli bir süre görev yapan bir öğretmenin, zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamladıktan sonra, ilk iller arası yer değiştirme döneminde kendi iline, üstelik kendi ilçesine atamasının yapılmış olmasında hiçbir dış müdahale olmadığına, olayın kendi doğal akışı içinde gerçekleştiğine kimi inandırabilirsiniz? Bir de bu öğretmenin bir yakını ilde bu işlerle ilgili birimde görevli bir amir konumundaysa!

  Kim inanır bunun rutin işlemler zinciri sonucunda gerçekleştiğine?

  Vatandaş öğretmenin mahrumiyet bakımından en son sınıf iller arasındaki illerden birinde, üstelik ilçesinde çalıştığına bilmez.

  Vatandaş mahrumiyet bakımından son sıralarda olan ilçelerde çalışan öğretmenlerin daha yüksek hizmet puanı aldığını bilmez.

  Vatandaş bu ilçelerde, mahrumiyetle birlikte yatılı okullarda çalışan öğretmenlerin ekstra daha yüksek puan aldığını bilmez.

  Vatandaş öğretmenin bir de kendi ilçesine atamasının yapılmasının sebebinin, ilçenin il merkezine hayli uzak, ilçede oturulabilir kiralık ev bulmanın zor olması nedeniyle başka öğretmenlerce tercih edilmeyen, gelişmemiş küçük bir ilçe olduğunu bilmez. Bu olumsuz yönleri nedeniyle bu ilçenin başkalarınca tercih edilmeyince de boş kalan yere, özellikle bu ilçeyi tercih etmiş olan bu öğretmenin gelebildiğini bilmez.

  Neyi bilir?

  ‘’Adam ta bilmem doğunun hangi ilçesinden kendi ilçesine nokta tayin yaptırdı!...’’

  -Nasıl?

  -Milli Eğitim'de adamı var!

  Bu konu yarı siyasi hizmet kurumları olan belediyelerde daha bir yaygın bir mesele olarak karşımıza çıkar.  Yöneticisi siyaseten, seçimle gelen bir kurumda elbette bu tür olumsuz kanaatlerin oluşmasını bir noktaya kadar doğal karşılamak gerekir.

 Doğal karşılanması gereken ‘’Olumsuz kanaatlerin oluşmasıdır.’’, haksız kayırmaların vuku buluyor olması değil; yanlış anlaşılma olmasın.

Altıeylül Belediyesinin Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü'nün belediye kurulalıdan beri maddi durumu zayıf vatandaşlar için yürüttüğü bir yardım uygulaması var.

  Aslında hikâye uzun da ben kısaca anlatayım:

  Maddi bakımdan ihtiyaç içinde olduğu için müracaatta bulunan Altıeylül’de ikamet eden bir vatandaşla ilgili olarak, birimin sağa personeli resmi-gayri resmi birçok araştırma yapar ve kişinin durumu ile ilgili bilgileri kurula getirir. Kurulda ilgili müdürlüğün bağlı olduğu başkan yardımcısı, müdürlük personeli, zabıtadan personel ve belediye meclisindeki iktidar-muhalefet tüm partilerden birer belediye meclis üyesi temsilci olarak bulunmaktadır.

  Bu kurul kişinin durumunu değerlendirir ve gıda, giyim, yakacak, kırtasiye hangi konuda ise yardım yapılmasına ya da yapılmamasına karar verir. Kurulda partisi, siyasi görüşü, ırkı, inancı sorulmaz, sorgulanmaz.

  Daha önceki yıllarda enim de baktığım bu müdürlükle ilgili bir anımı paylaşarak belediyeler hakkındaki aynı kanaatin nasıl herkesin hafızasında yer ettiğini ortaya koymaya çalışayım:

  Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü'nün daha önceki binasındaki adamda otururken, muhalefet partisinden bir meclis üyesi ve yanında ilçe yönetiminden partililer binamızı ziyaret ettiler. Kısa tanışmadan sonra çalışmalarımız, çalışma usulümüz hakkında ayrıntılı bilgiler verdim.

  Sohbetin bir hayli ilerlediği bir anında, yanılmıyorsam meclis üyesi olan arkadaş ‘’Hocam, bu yardımlar esnasında siyasi ya da başka bağlantılar nedeniyle kayırma oluyor mu?’’ dedi tebessüm ederek ve kibarca. Tebessümünden ‘’ Elbette oluyordur. ‘’ yargısını çıkarmak hiç de zor değildi.

 İşin başında olan bir görevli olarak hiç tereddüt etmeden kayırma olmadığını söyledim. Ne kadar inandılar bilemem. Ama doğru olan buydu; çünkü benim söylediğim bir tahmin, bir kanaat, bir duyum değil, bizzat yaptığımdı.

  Başındaki yöneticinin seçimle iş başına geldiği ve mevzuat bakımından geniş yetkilerle donatıldığı bir kurumun yardım kurulunda siyasi kayırma olmaması mümkün mü?

  Ne yani?

  Partiden Belediye Başkanına ‘’Şu isme yardım ediverin!’’ diye bir talep gelecek, Başkan kurula bu ismi bildirecek, kurul Başkana rağmen bu kişiye yardım etmeyecek!

Mümkün mü?

  Yoldan rastgele kimi çevirip sorsanız %99 undan ‘’Mümkün değil!’’ cevabını alırsınız.

  Altıeylül Belediye Başkanı Hasan Avcı’yı yakinen tanımıyorsanız sizin de cevabınız aynı olurdu şüphesiz. Ama tanıyorsanız ‘’Mümkündür!’’ derdiniz.

  Bu nasıl oluyor peki?

  Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü'ne birçok kanaldan yardım talebi için isimler gelir. Muhtarlardan, partilerden, bizzat vatandaşın kendisinden, belediye çalışanlarından, saha çalışmaları sonucu yapılan tespitlerden, başkan yardımcılarından ve tabii Belediye Başkanından.

  Gelen tüm talepler kurula girer. Belli kriterlere göre ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen yardımını alır, ihtiyacı olmayana olumsuz cevap verilir.

  Altıeylül Belediye Başkanı Hasan Avcı  kendisine bizzat müracaat edip yardım talebinde bulunanların isimlerini ilgili birime ‘’Şu vatandaşa yardım edelim!’’ şeklinde değil ‘’Durumunu bir inceleyelim, ona göre hareket edersiniz!’’ diyerek iletir.

  Nereden biliyorum? Bu birimde görev yaptığım zamanlardan ve halen bu işte görevli çalışma arkadaşlarımızdan.

  Bu arada kurum açısından memnuniyetle şunu da belirtmeliyim ki; Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü birim olarak, görev alanına öylesine hâkim ki, başta birim Müdürü M. Ayan olmak üzere, tüm personelin, yardım edilmesi talebiyle bir isim götürdüğünüzde o kişi hakkında bir şekilde mutlaka bilgi sahibi olduklarını görürsünüz. Ya halen yardım alanlardan biridir ya geçmişte bir süre yardım edilmiştir, ya müracaat etmiş fakat yardıma uygun bulunmamıştır ya da yardım alırken durumu düzelmiş, yardıma son verilmiştir. Yani bir şekilde o isim mutlaka birimin ilgilileri tarafından bilinmektedir.

  Yani demem o ki, birimin sisteminde kişiler hakkında ayrıntılı bilgiler zaten var da, birim müdürünün ve personelinin hafızasında da mutlaka bahse konu isimlerle ilgili bölük-pörçük de olsa bilgi bulunuyor. Bu, müdürlüğün ilçe halkının sosyo-ekonomik durumunu, hayat şartlarını ne kadar iyi bir şekilde takip ettiğini, analiz ettiğini, araştırdığını gösteriyor.

Çok güzel bir şey bu! Hani Başkan Bey’in sıkça söylediği Mehmed Akif’in

‘’ Kenarı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu

 Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer’den onu!...’’ şeklindeki dizelerinden yansıyan ağır sorumluluk duygusunun bir gereği…Yani yöneticinin sorumluluğu gereği herkesten, her şeyden haberi olması durumu.

  Partili ziyaretçi arkadaşlara Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğünün yardımlar hususunda tarafsızlığı, hakkaniyete uygun davranıp davranmadığı konusundaki şu sınama olayını anlattım bu hususta belediyenin tutumuna dair; (Olayı bizzat yaşayan saha personelinden naklen):

  İlçenin maddi durumu iyi semtlerinden birinde Altıeylül Belediyesi Sosyal İşleri Müdürlüğü'nün yaptığı yardımlardan söz edilince, orada bulunanlardan biri ‘’Fakire-fukaraya değil kendi adamlarına yardım ediyorlar, sana yardım etmezler!’’ diyerek sosyal yardımlar hususunda partizanca davranıldığı iddiasını ortaya atar. Kendisi de muhalif partiden olan birisi ‘’Denemesi bedava, müracaat edelim, bakalım gelen-giden olacak mı?’’ diye belediyeyi sınamaya karar verir ve dediklerini yaparlar.

İlgili saha personeli bildirilen adrese müracaatçı hakkında bilgi almak için gittiğinde, müracaat eden vatandaşımız ‘’Yardıma ihtiyacı olmadığını, maddi durumunun iyi olduğunu, denemek için müracaat ettiğini!’’ söyleyerek bu olayı anlatır.

  Belediye personeli yardımların kime, ne şekilde, hangi şartlarda ve hangi konularda yapıldığı hususunda ayrıntılı bilgiler vererek adresten ayrılır.

  Belediye bu sınamadan olumlu not almış, bu hususta partizanca davranmadığını ispatlamıştır.

  Bugün elbette hiçbir kurum her konuda pir-ü pak, sütten çıkmış ak kaşık olduğunu iddia edemez, etmemelidir. İnsanın olduğu her yerde yanlışlık, haksızlık vb. durumların olması pek muhtemeldir.

  Ancak;

  Topyekûn halkı, toplumu, devleti ve kurumlarını klişe çamur atmalarla büsbütün çamura batırarak kötülüğün tellalları korosuna katılmak adil bir tutum, doğru bir davranış değildir. Bir kesime olan muhalefetimiz bizi adaletsizliğe sevk etmemelidir.

  Ağzını açtığında mangalda kül bırakmayan kimilerinin dünyada kendilerinden başka dürüst insan yokmuş, kalmamış edalarıyla, kendileri dışındaki herkesi ve her şeyi silip atması sağlıklı bir düşünce tarzı olmasa gerek.

  ‘’Dünyada benden başka da dürüst insanlar vardır.’’ demeli insan. Ya da en azından ‘’Dünyada benden başka da dürüst insan olma ihtimali var.’’ demeli.

Öyle değil mi?

algen-altieylulalgem-altieylu1altieylul-algen1altieylul-algem1

Altıeylül Belediyesi Algem Birimi, ihtiyaç sahibi vatandaşlara ücretsiz eşya, giysi ve gıda yardımını aralıksız olarak sürdürüyor. Altıeylül Belediyesi Algem Birimi ekipleri gerek yardımseverlerin yaptığı eşya ve giysi yardımlarını gerekse Belediye bütçesinden karşılanan yardımları ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak, binlerce kişinin yüzünü güldürüyor.