MUSTAFA SEYİT SUTÜVEN 

MUSTAFA SEYİT SUTÜVEN 
(Edremit 1908 - İstanbul 14 Ekim 1969) 
*
Kısa Bilgi...
*
1908 yılında Balıkesir ili Edremit ilçesinde doğdu. Atalarının Ilgın yöresinden gelip Edremit’e yerleştiği belirtiliyor. 
Dedesi, Feridüddin Attar’ın Pendnamesi’ni manzum olarak Türkçeye çeviren Hacı Galip Efendi’dir.
1921 yılında Edremit Numune İlkokulu’nu bitirdikten sonra, orta öğrenimini dışarıdan girdiği sınavlarla Balıkesir Lisesinde tamamladı. 
Madencilik ve kırtasiyecilikle (Dükkanın adı: Köylüler Pazarı) uğraştı, Edremit ve İzmir’de Zeytinyağı Kooperatiflerinde müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı yaptı. Ticaret hayatı boyunca şiirle ilgisini kesmedi. Belli bir akıma ya da kalıba bağlı kalmadan yazdığı duygusal şiirleriyle tanındı.
1934’te Atatürk’ün İzmir’den Edremit’e geleceği öğrenilince zamanın Edremit Kaymakamı Mithat Kemal Bey, Edremit bölgesinde şairliğiyle tanınan Mustafa Seyit Sutüven’e Kaza Dağlarının güzelliğini anlatan bir şiir yazmasını istemiştir. 
Sutüven şiiri bu istek üzerine yazılmıştır.
İlk şiiri 1935’te Yücel Dergisi’nde yayımlanır. 
1940-1941 yıllarında Servet-i Fünun, Uyanış, İnsan ve Yeni Ses dergilerinde yayınlanan şiirleriyle ilgi gördü. 
1950 sonlarına değin sanat çevrelerinde pek görünmedi. 
Yeditepe, Yeni İnsan, Yeni Ses, Varlık, Yücel, vb. dergilerde yayımlanan şiirleriyle, Yunan mitolojisini kullanımdaki ustalığı ve özgün lirizmi ile dönemin başarılı şairleri arasında yer aldı. 
Şiirlerinin Yayınlandığı Dergiler: Servetifünun, İnsan, Varlık, Uyanış (1940), Yeni Ses(1940-1941), Yücel, Türk Dili (1952- 1953), Yeditepe (1956- 1957),
1950’den sonraki suskunluk döneminden sonra şiirleri, 1957'den başlayarak Türk Dili, Yeditepe (1952-57), Hisar, Yeni İnsan (1963 -1968), dergilerinde yeniden yayımlandı.
Belli bir kalıp ve akıma bağlı kalmayarak aruz, hece ve serbest vezinle yazdı. 
Lirizminin ve söyleyişinin kuvveti, yerine göre halk şiirimizdeki kalıcı imkanlardan ve Yunan mitolojisinden iyi faydalanışı ile, sağlığında kitap çıkarmadığı, dergilerde çok az göründüğü halde, unutulamayan şairlerimiz arasına girdi. 
Eski Anadolu kültürleri ve Akdeniz Havzası edebiyatı tesirinde kalmış, yaşadığı yörenin söylencelerini şiirleştirdi. İnci Enginün'e göre de bu etkilenmenin gerçek anlamda en önemli temsilcisidir.”
14 Ekim 1969 tarihinde İzmir’de hayata veda eden Şair Mustafa Seyit Sutüven, İstanbul´da Zincirlikuyu Mezarlığı’nda gömülüdür.
Şiirleri ölümünden sonra: “Bütün Şiirleri (İş Bankası Kültür Yayınları, 1976) (Hazırlayan: Zahir Güvemli, Behçet Necatigil)” adlı bir kitapta toplandı.
En çok bilinen şiiri “Sutüven”, Kaz Dağları’nda bir şelalenin adıdır ve şair, soyadını bu şelaleden almıştır. 
Sutöven; “Su Döven” yani suyun çağıldadığı yer, şelale, çağlayan anlamına gelen bir halk söyleyişi olmalıdır.
Mustafa Seyit Sutüven, şiirin önceliğinin ahenk olduğuna inanıyordu. Şiir dilini bulabilmek için özel gayret gösterirdi.Bir yandan geleneği önemserken diğer yandan yeni arayışlar içindeydi. Ahenk temini için çeşitli biçimleri ısrarla denerdi. Kafiyeye önem verirdi. Şiirlerinin çok azı kafiyesizdi. 
Diyebiliriz ki Mustafa Seyit Sutüven, Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin az tanınan, fakat Türk dilini ince bir zevkin süzgecinden geçirerek kullandığı için geniş araştırılması gereken bir şairdi. 
Cemal Süreya'nın yerinde saptamasıyla "ilk şiirine yenilmiş bir şair" idi.
Mustafa Seyit Sutüven, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına dair bazı son dönem edebiyat kaynaklarında, Necmettin Halil Onan, Halide Nusret Zorlutuna, Kemalettin Kamu, Ömer Bedrettin Uşaklıgil, Zeki Ömer Defne, Behçet Kemal Çağlar, İbrahim Alaattin Gövsa, Orhan Şaik Gökyay, Arif Nihat Asya, Hüseyin Nihal Atsız, Salih Zeki Aktay, Ali Mümtaz Arolat ile birlikte Milli edebiyat zevk ve anlayışıyla eser veren sanatçılar arasında gösterilmektedir.
“Bütün Şiirleri” kitabının önsözünde Zahir Güvemli’nin dediği gibi; “ İçinde yaşadığı toplumun bütün acılarını, sevinçlerini duyan, duyuran bir halk çocuğu. Öyle bir halk çocuğu ki, yaşadığı topraklara Halikarnas Balıkçısı’nın gözüyle bakıyor ve o topraklardaki medeniyet bütünlüğünü, kültür bütünlüğünü görebiliyor…”

Mustafa Seyit Sutüven aruzdan hece veznine, serbest nazımdan koşmaya kadar her türde şiirler yazsa da; asla bir akıma bağlı kalmamıştır. Yahya Kemal’in ısmarlamasıyla yazdığı ‘İstanbul Boğazı’’ şiiri dahi ondaki şiir kültürünün zenginliği anlamaya yeterlidir.

“ İçinde balıklar yüzer
Dışında kayıklar
Martılarla gemilerin kaynaştığı
Altında
Bir kızağın
Yağ gibi kaydırdığı asfaltında
Sağ kolunda bir delikanlı
Solunda bir kız
Şiir gezer ağır ağır…” dizeleri İstanbul’u ara sıra gören birinin, sanki boğazın kıyısında yaşıyormuş hissini vermesinin en güzel örneğidir.

M. Seyit Sutüven’in ölüm haberi bile pek duyulmamıştır. Ölümünden on beş gün sonra Yeditepe Dergisi’nde ‘bu şiirin şairi öldü’ yazısıyla ölüm haberi duyurulur.

Mustafa Seyit Sutüven’le ilgili yapılan en önemli çalışma, Saadettin Yıldız’ın Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi’nde yazdığı“Mustafa Seyit Sutüven’in Şiirinde Âhenk Unsurları” başlığını taşıyan tez çalışmasıdır. 
İkinci önemli çalışma da, Çanakkale Onsekiz Mart Ünv. Öğretim Üyesi, Yrd. Doç. Dr. Mesut Tekşan’ın “Sutüven Şiirinin Derin Yapı İnceleme Denemesi” başlıklı
makalesidir.
Bunların dışında elle tutulur, şiirlerine derinlemesine eğilen başka bir çalışma yapılmamıştır.
Doğan Hızlan’ın 8 Temmuz 2002’de Hürriyet Gazetesi’nde yazdığı gibi, “Sutüven Şelalesi’nin sesi, şiire çağırmıştır şairini…” 
Şairin en büyük şansızlığı da kolay unutulmasıdır elbette. Ölümü bile duyulmaz Sutüven’in. Sadece ölümünden on beş gün sonra Yeditepe Dergisi’nde çıkar haberi o meşhur şiirin altına düşülmüş, ‘bu şiirin şairi öldü’ yazısıyla. 
Belki biz unutuyoruz ama bazı şairler yaşadıkları ve doğdukları toprakları unutmuyorlar işte.
Şair Mustafa Seyit Sutüven, 1969 yılında vefat etti. 
Aradan 45 yıl sonra doğum yeri olan Balıkesir Edremit’te, Ege Türk Tv’de Cemil Yavuz’un hazırladığı Yansımalar Programında, BAYŞAD adına Yusuf Akgül’ün anlatımlarıyla yeniden hatırlandı…
Bir şairin dediği gibi; “Bir şairin üç şiir borcu var, “biri doğduğu yere, biri yaşadığı yere, biri de Doğu’ya…” 
Ona gösterdiğimiz saygı, onun dilimize, coğrafyamıza ve bütüncül medeniyetimize gösterdiği saygıdandır. Hürmet ve rahmetle yaad ediyoruz.

Yusuf Akgül 
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

KAYNAKLAR: 
Bütün Şiirleri / İş Bankası Kültür Yayınları / 1976
Saadettin Yıldız / “Mustafa Seyit Sutüven’in Şiirinde Âhenk Unsurları”, Tez 
Mesut Tekşan / Mustafa Seyit Sutüven'in Şiirleri Üzerine Bir İnceleme, Tez

...

Balıkesir'in önemli bir değeri olan 'Büyük Şair' Sutüven'i, vefatının 49. yıldönümünde rahmet ve şükranla yâd ediyorum. 
50. yılında kıymeti bilinir ve şanına lâyık şekilde anılır inşallah...

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner207

banner222

banner215

banner151

banner206

banner214