Bazı dönemler vardır…

Takvim yapraklarında bir tarih olarak kalmaz.

Zihinlere kazınır, yüreklere ağır bir hatıra gibi oturur.

28 Şubat…

İkna odalarının kurulduğu, başörtülü genç kızların psikolojik baskıya maruz bırakıldığı, inancını yaşayan insanların kamusal alandan dışlanmaya çalışıldığı bir dönem… Türkiye’nin demokrasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen o süreçte, nice insan düşüncesi ve inancı sebebiyle bedel ödedi.

Başörtülü öğrenciler üniversite kapılarında ağladı.

Memurlar fişlendi.

İnsanlar susturulmak istendi.

Ve “irtica” söylemi, toplumun bir kesimini hedef alan bir yaftaya dönüştürüldü.

Son yenilmez pehlivan.. Kurtdereli'nin hikayesi
Son yenilmez pehlivan.. Kurtdereli'nin hikayesi
İçeriği Görüntüle

Tam da o günlerde, Balıkesir’de bir ses yükseldi.

Bir televizyon ekranından…

Bir yerel kanaldan…

Ama yüreği memleket kadar geniş bir adamdan…

Balıkesir’de yayın yapan Karesi TV’nin sahibi İsmail Yurdakök hocamız, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’e yönelik sözleri nedeniyle yargılandı. Hakkında hakaret davası açıldı. Üstelik karşısında tam 16 avukat vardı.

Düşünün…

Bir tarafta devletin zirvesindeki bir paşa,

Diğer tarafta Balıkesirli bir televizyoncu, bir hoca…

RTÜK Karesi TV’yi bir ay kapattı. Mahkeme salonlarında dosyalar açıldı. Türk Ceza Kanunu’nun maddeleri sıralandı. Üç aydan bir yıla kadar hapis talebi gündeme geldi.

Ama mesele yalnızca bir dava değildi.

Mesele, o günlerde konuşabilmekti.

Mesele, korku ikliminde söz söyleyebilmekti.

Mesele, inancını savunurken geri adım atmamak, susmamaktı.

Yurdakök hocamız ekranlarda net konuştu.

Çevik Bir ordu demek değildir” dedi.

Türkiye’nin problemi irtica değil, PKK’dır” dedi.

Sertti.

Cesurdu.

Tavizsizdi.

Kimileri bu sözleri fazla buldu.

Kimileri sınırların aşıldığını söyledi.

Ama kimileri de o sözlerde bir direniş gördü.

Ben o günleri hatırlıyorum…

28 Şubat sadece siyasi bir süreç değildi; insanların kalbine indirilen bir gölgeydi. İşte o gölgeye karşı Balıkesir’den bir ışık yandı. Mücadelenin adı oldu o. Direnişin sesi oldu.

İsmail Yurdakök hocamız…

Belki bir televizyon stüdyosundaydı ama aslında bir dönemin vicdanında konuşuyordu. Susmadı. Geri çekilmedi. Bedel ödemeyi göze aldı.

preview image

Bugün geriye dönüp baktığımızda, 28 Şubat’ın mağduriyetleri resmi kayıtlara geçti. O dönem yargılandı, tartışıldı ve bir darbe süreci olarak anıldı. Ama yerel hafızada bazı isimler sadece bir dava dosyası olarak kalmaz.

Balıkesir için o isimlerden biri de Yurdakök hocadır.

Cesaret, bazen büyük meydanlarda değil; küçük bir stüdyoda, tek bir mikrofonun başında gösterilir.

Direniş, bazen kalabalıklarla değil; yalnız kalmayı göze almakla başlar.

28 Şubat’ın karanlık günlerinde Balıkesir’den yükselen o ses, bugün hâlâ hatırlanıyorsa, demek ki söz yerini bulmuştur.

Mücadelenin adı o.

Direnişin cesurluğu o.

Balıkesir’in hafızasında bir iz:

İsmail Yurdakök hocamız.

▪️Hidayet Hayat