Dün iş dünyasından bir arkadaşla sohbet ediyoruz. Yerel yönetimlerden Balıkesir’in ekonomik geleceğine uzanan muhabbet derken anlattığı bir olay, şehrin yarınları adına içimi kararttı, tüylerimi ürpertti.
Buyurun, Balıkesir neden bir ileri, iki geri gidiyor; birlikte bakalım!
★
150 KİŞİLİK İSTİHDAM, BİR RANDEVUYA KURBAN!
Balıkesir’de önemli yatırımları bulunan arkadaşımız, İstanbul’da tanıştığı bir sanayiciyi şehrimize davet ediyor. OSB Müdürü ile görüşmeler yapılıyor. Ön değerlendirmeler olumlu sonuçlanıyor, sıra nihai karara geliyor.
Masada yaklaşık 35 milyon dolarlık yatırım ve 150 kişilik istihdam var.
Toplantı saati belirleniyor: 16.00.
Yatırımcı, iki ülkedeki işlerini bırakıp gelen yöneticileriyle birlikte Balıkesir’e geliyor. Heyet, OSB’deki toplantı salonunda yerini alıyor.
Beş dakika… On dakika… On beş dakika…
OSB Müdürü Akın Ünal mahcup, yatırımcı bekliyor. Ancak toplantıya katılması beklenen OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hüseyin Bekki ortada yok.
Yarım saat geçiyor. Yatırımcı kalkıp gitmek üzereyken Bekki’den toplantıya katılamayacağı haberi geliyor. Heyet sessiz sedasız ayrılıyor.
Arkadaşımız gönüllerini almaya çalışıyor ama yatırımcının değerlendirmesi ibretlik:
“Bugün böyle bir durumla karşılaşıyorsak yarın daha büyük sorunlar yaşayabiliriz.”
Birkaç gün sonra yeniden iletişim kuruluyor. Ancak sonuç değişmiyor. Yatırım için Çorlu tercih ediliyor!
Giden yalnızca bir yatırımcı değil; Balıkesir’in cebine girecek döviz, açılacak iş kapıları ve şehrin geleceğine dair bir fırsat!
★
“OLUR MU ÖYLE ŞEY?” DİYORDUM…
Arkadaşım, yaşadıklarını anlattıktan sonra öyle bir cümle kurdu ki üzerinde düşünmeden geçemedim:
“Eskiden anlatırlardı; Balıkesir’e yatırımcı geliyor ama karşılaştığı engeller yüzünden kaçıyor, derlerdi. Olur mu öyle şey diye güler geçerdim. Ta ki bizzat benim bulup getirdiğim sanayici arkadaşın maruz kaldığı ilgisizliği görene kadar…”
Düşünebiliyor musunuz? Balıkesir’e yatırım kazandırmak için uğraşan, üstelik son yerel seçimlerde CHP’li adayın kazanması için her türlü desteği veren bir Balıkesirli iş insanı bile, yaşadığı olaydan sonra geçmişte anlatılanların gerçekliğini kabullenmek zorunda kalıyor.
Üstelik bugün BALOSB’de dev yatırımlar varsa, bunların arka planında Sabri Uğur ve Edip Uğur dönemlerinde ortaya konulan çabanın, ısrarın ve yatırımcıyı şehre kazandırma iradesinin bulunduğunu da teslim ediyor.
Demek ki mesele yalnızca arsa tahsis etmek, fabrika binası göstermek değilmiş. Mesele, yatırımcıya kapıyı açmak, elini taşın altına koymak ve Balıkesir için sonuç almaya çalışmakmış.
Dün yapılan doğru işler, bugün görevde olanlara mazeret değil, örnek olmalıdır.
★
BU İLK DEĞİL Kİ!
Asıl önemli nokta işe şu;
Bu, BALOSB ile ilgili duyduğum ilk yatırımcı küstürme hikâyesi değil!
Önceki yıllarda, eski MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan’ın Kaanlar Gıda olarak Balıkesir’de yapmayı planladığı yatırımdan benzer nedenlerle vazgeçerek Aydın’a yöneldiği de anlatılmıştı.
Bir de henüz hafızalardaki yerini koruyan Süt Birlikleri yatırım hikâyesi var.
Ayrıntıların ve sorumlulukların elbette muhataplarınca açıklanması gerekir. Ancak birbirine benzeyen bu hikâyeler doğruysa, ortada tekil bir aksaklıktan daha büyük bir sorun var demektir.
Yatırımcının önüne set çekmek değil, önündeki engelleri kaldırmasına yardımcı olmak asıl vatan sevgisidir!
★
BALIKESİR BU FİLMİ DAHA ÖNCE GÖRDÜ!
Bu hikâyeyi dinlerken 25 yıl öncesine gittim.
O yıllarda da OSB’ye gelen yatırımcıların önüne engeller çıkıyordu. Balıkesir’e yatırım yapanların kıymetini bilmek yerine fabrikaların kurşunlandığı, enerjilerinin kesildiği günleri gördük.
Rahmetli Erbakan Hocamızın 1976’da temelini attığı OSB alanında, Sabri Uğur gibi işine dört elle sarılan bir başkan gelene kadar koyunlar, inekler otluyordu.
Sonrasında Edip Uğur döneminde Şişecam, Filli Boya, Kalekim gibi dev yatırımlarla bölge büyüdü; binlerce insana ekmek kapısı oldu.
Demek ki mesele, şehrin potansiyelinden çok, o potansiyeli harekete geçirecek iradede!
★
BÜROKRATİK OLİGARŞİDEN ŞİKÂYET EDENLER…
Şimdi gelelim işin bir başka tarafına.
Bürokratik oligarşiden, işlerin ağır yürümesinden, ayrıcalıklı çevrelerin oluşturduğu duvarlardan en çok yakınanlar siz sanayiciler değil misiniz?
Peki, kendi şehrinizde yatırımcıya kapı açmak yerine dar çevrelerin, kişisel ilişkilerin ve ayrıcalıkların arkasına sığınırsanız ne farkınız kalır?
Mevzubahis Balıkesir ise vazifesi olup olmadığına bakmadan her işe el atmak, her engeli aşmak için çabalamaktır Balıkesir sevdası!
★
ANGARYA GELİYORSA...
Elbette herkesin işi olabilir, beklenmedik durumlar yaşanabilir. Ama o zaman haber verilir, açıklama yapılır, çözüm üretilir. Hele ki böylesine önemli bir yatırım söz konusuysa…
O koltuklarda oturanlar, Balıkesir’i öncelikleri yapmak, şehrin çıkarlarını korumak ve yeni yatırımlar için cazibe merkezi oluşturmak zorundadır.
“İşimiz başımızdan aşkın” diyorsanız makamları işgal etmeyeceksiniz!
Çünkü 35 milyon dolarlık yatırım, bir kişinin şahsi meselesi değil; Balıkesir’in meselesidir.
Şehrin geleceği, kimsenin şahsi keyfine, kaprisine ve bürokratik alışkanlıklarına kurban edilemez.
Selâmetle…