Aşinası olduğumuz bir acı bu. Marmara'dan tanıyoruz, Düzce'den biliyoruz, Erzincan'dan hatırlıyoruz. Bu kez Van... Taa Van değil. Ne gönülden ırak ne coğrafya olarak uzak.

Hemen yanı başımızda.

Bu defa Van'la yıkıldık. 7,2 az değil. Şiddetli sarsıntı. Derinlerde değil. Yüzeye çok yakın. En büyük yıkım Erciş ilçesinde. Son rakamlar 432 kişinin hayatını kaybettiğini gösteriyor. 1000'in üzerinde de yaralı var. Kayıpların sayısı belirsiz. Temennimiz bu sayının daha da artmaması.

Üç gündür, yüreğimiz parça parça. Gözümüz kulağımız enkazlarda... 'Orada kimse var mı?' seslenişine bir cevap bekliyoruz. İyi haberler de var, kahredici haberler de... Her sağ çıkan cana seviniyoruz.

Azra bebek gibi. Daha çok minik; 14 günlük. Üç gün sonra kurtarıldı. Azra bebeği kurtarma ekibinin kucağında gören herkesin gözleri nemlendi. Adeta yıkıntıların arasından yeniden doğdu. Yalnız değil. 3 saat sonra da aynı enkazdan annesi sağ olarak çıktı.

Hiç şüphe yok, Van'ın kayıpları bizim kayıplarımız. Van'ın acısı acımız. Acılar birleştirdi yine. 74 milyon bir bütün oldu. Türkiye'nin dört bir yanında Van seferberliği var. Devlet aciz değil. Öncekilerle kıyaslanamayacak kadar hızlı ulaştı. Başbakan Erdoğan o gün Van'daydı. Bakanların önemli bölümü bölgede. Devlet de millet de seferber. Yardım konvoyları yollarda... Bir ruh bu. Van ruhu.

Van ruhuyla zaman içinde kırılmalar yaşayan kardeşlik hukuku yeniden inşa ediliyor. Yardımlar karşısında duygulanan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın söyledikleri unutulmaz: 'Türkiye'nin dört bir yanından gelen yardımlarda kardeşlik kokusu, kardeş selamı var. Herkese teşekkürler.'

Evet kardeşlik öylesine candan ki kokusu yardımlara sinmiş. Demirtaş da o kokuyu duyuyor. Ve aynı şekilde candan karşılık veriyor. Kardeşlik kokusunun sindiği yardımların arkası gelecek. Önümüz Kurban Bayramı. Vanlı yalnız kalmayacak. Van'a akın yaşanacak. Hazırlıklar başladı bile.

Az da olsa can sıkıcı densizlikler yok değil. Onlara en iyi cevabı MHP lideri Devlet Bahçeli verdi. Dün grup toplantısında "Böylesi bir günde ayrımcılığı körükleyerek 'ağlama sırası onlarda' gibi lanetlenmesi gereken yaklaşımları da büyük bir densizlik ve soysuzluk olarak gördüğümüzü söylemeliyim." dedi.

Densizliklere cevabın Bahçeli'den gelmesi ayrıca sevindirici.

Her depremin unutulmaz fotoğraf kareleri olur. Yunus, Van'ın unutulmazı. Omuzundaki cansız bir el, korku ve endişeyle büyümüş gözleri, çok şey anlatan yüzü... Enkazdan çıkarılırken çekilmiş. Depreme internet kafede yakalanan 13 yaşındaki Yunus'un sağ olarak enkazdan çıkarılması sevince boğmuştu.

Çok geçmeden hayatını kaybetti. Önce bilincini yitirdi. Kol, bacak ve boynunda kırıklar varmış. O yüze yansıyan acıymış.

Son anlarını gözyaşları içinde babası anlattı: "Enkazdan çıkarıldıktan kısa süre sonra baygınlık geçirdi. Doktor iç kanama dedi. Ambulansla yola çıktık. Ağrı'ya varmadan hayatını kaybetti. Kalbi durdu." Ne yazık ki ailenin de Türkiye'nin de sevinci kısa sürdü.

Yunus'un o fotoğrafı, masum yüzüne yansıyan o ifadeler hafızalara kazındı, hiç unutulmayacak.

Van'da, Erciş'te yaşanan başka dokunaklı hikâyeler de var. Onları da yeri geldikçe öğreneceğiz.

Aşinası olduğumuz acı bu. Dün Marmara'daydı, bugün Van'da... Yarın bir başka yerde. Tecrübemiz var. Yaralar daha çabuk sarılacak. Enkazların arasından kardeşlik ruhu yeniden doğuyor. Kardeşlik kokusu sinen bu Van ruhu eminim ki diğer yaraları da saracak.