1000 kişiye sorsan “kolokyum” nedir diye; mimar, mühendis, akademisyene denk gelmediyseniz eğer 3 kişi bilmez kelimenin ne olduğunu.
Muhtemel Roma’ya gidenler “Kolezyum” ile karıştırırlar dünyaca ünlü Flavianus Amfitiyatrosu’na Kolezyum deniyor ya, Roma demek Kolezyum demek.
Velhasıl BBB ile vatandaşın kelime haznesine kolokyum da eklendi, fayda faydadır, kolokyum latince kökenli ve müzakere kelimesinden geliyor aslında ama biraz daha açıklamak gerekirse; “bilim insanlarının veya uzmanların belirli bir konuyu derinlemesine incelemek, tartışmak ve görüş alışverişinde bulunmak üzere bir araya geldiği akademik toplantılara verilen ad” olarak tanımlanıyor.
Neyse…
Balıkesir Cumhuriyet Meydanı Sosyal Merkezi Proje Yarışması Ödül Töreni ve Kolokyum Töreni'nde konuştu Avlu’da, BBB Başkanı Sayın Akın…
Lakin törenden çok Başkan’ın sitemi damga vurdu basına.
Çünkü Başkan Akın, katılımcı olarak vatandaşın da Avlu’da olmasını arzularken toplantıda halk yoktu, belediyeciler, bürokratlar, akademisyenler, ödül alanlar, sayılı konuklar vardı sadece…
O yüzden toplantı akabinde Birlik Gazetesi “Halk için ama halktan kopuk” manşetiyle sosyal medyadan duyurdu Akın’ın sitemini.
Politika’da da, “Katılımcı belediyecilik mi demiştiniz” diye uzun bir yazı yer aldı.
Neden Başkan kendi ekibine, toplantıyı düzenleyenlere sitem etti kürsüde?
Aslında ilk yanlış burada:
Medyanın da bulunduğu, evveliyatında kamuoyuna duyurulmuş ve sonuç itibariyle herkese açık bir törende kendi ekibine kürsüde sitem etmek kamusal idare boyutunda doğru değil (Ki, BBB Meclisi’nde de bir süre önce benzeri olay yaşanmıştı). Kapalı kapılar arkasında atarsın fırçayı da aleni ortamda oldu mu olmuyor, törenden ziyade sitem ön plana çıkıyor. Zaten kırılgan olan ekip ile duygusal bağlar aleni ortamda daha da kopuyor.
Ki halk gelmediyse törene; bu organizasyon hatası mıdır, vatandaşın öncelik verip vermediği mi, bunun da iyi düşünülmesi gerekir.
Nitekim sitemli haber sosyal medyaya düştüğünden itibaren, sokaktan gelen yorumların pek çoğunda projenin vatandaş gözünde öncelik bulmadığı ortaya çıktı.
Biz de daha önce bu proje açıklandığında “proje güzel ama ne kadar öncelikli bunun iyi tartılması gerekir” diye özetlemiştik düşüncemizi.
Zira…
Yerel yönetimlerden elbette projeler beklenir. Sosyal belediyecilik ne kadar mükemmel olursa olsun vatandaş belediyelerden eser de ister.
Cumhuriyet Meydanı Projesi bu noktada kuşkusuz ideal bir değişim için güzel bir adım ve fakat kent merkezinde TTM olması ne kadar doğru değilse, o otobüs yoğunluğunu ringlerle ne kadar giderebileceksiniz ve vatandaşın derdine ne kadar derman olacaksınız onun da iyi analiz edilmesi gerek. Çünkü malum, Balıkesir, genel olarak tüm caddelerin daracık olduğu, sıkışık tepişik, iki otobüsün yan yana zor geçtiği ve darlıktan boğulan bir kent merkezine sahip.
Evet, kentleri yaşatan ve gösteren meydanlardır. Balıkesir’in meydanları yok. Bir elin parmakları kadar. Avrupa’ya her çıkan, hangi kente giderse gitsin meydanlara aşık olup geliyor ama orada temel çok eskiye dayandığı için ve planlamalar onlarca ve hatta yüzlerce yıl öncesinden harikulade yapıldığı için büyüleniyorsunuz.
Türkiye’nin geneli betona boğulduğundan imkan olduğunda meydan yapmıyoruz, imkan kalmadığında da var olan meydanları bu tip projelerle yenilemeye çalışıyoruz.
BBB yapmasın mı bunu yapsın elbet. Yakışır ve çok da güzel olur.
Ama…
Yine altını çizelim yerel yönetimlerin asli ve olmazsa olmaz görevlerinin başında ulaşım, temizlik, su vs temel ihtiyaçların giderilmesi geliyor.
Kentin tüm cadde ve sokakları kevgire dönmüş ve asfalt seferberliği şartken vatandaş “bu proje ne kadar öncelikli” diye soruyorsa kendi penceresinden; haksızsın diyemezsiniz.
Keza kentin tüm parklarını ot bürümüş, bakım ve temizlik anlamında sınıfta kalmışken, sinek sorunu vatandaşı çıldırtırken bu tip projelerin vatandaş açısından ütopik kaçtığı açıktır.
Yine belediyenin mali sıkıntısı tüm Balıkesir tarafından bilinirken böyle bir projenin yılan hikayesine dönme korkusu da var mıdır, vardır. Zira aynı meydana bakan iki Orduevi binasının bile restorasyonu teee Yücel Yılmaz döneminde başlamasına rağmen kaç zaman geçmiştir, iki bina açılmadıysa; Yay/Ada gibi hazır kumaş binaya şehrin ihtiyacı bir AVM zinciri getiremeyip akıbeti ve harcanan masrafın büyüklüğü ve sonunda ortaya ne çıkacağı düşündürüyorsa vatandaşı, haliyle tepkisi ve kolokyum salonunu boş bırakması hiç de yadırgatıcı değildir.
Hele hele kentin yol ve trafik sorunu had safhadayken, sıkışıklıkları duba ve delitanörlerle çözmek yeğlenirken; Cumhuriyet Meydanı projesi yerine aynı meydana diğer paydaşları da katarak ve devlet kurumlarını zorlayarak bir dal çık proje planlanması veya ne bilelim ilk akla gelen Park Köprüsü’nün orada; trafiği rahatlatacak sümen altında durduğu basın tarafından bilinen projelerin ivedi hayata geçirilmesi daha zaruri ve öncelikli değil midir?..
Son olarak yine belirtmeden geçemeyeceğiz.
Başkan Akın, toplantıda Balıkesirlinin olmamasının sitemini organizasyonu yapan kendi ekibine “halk bunun neresinde” sorusuyla dillendirse de bir de şöyle düşünmek gerek:
Keşke 81 proje, bir ön elemeye tabi tutulsa; uzmanların ve jürinin son 5’e bıraktığı projeler Cunda Köprüsü gibi, Zağanos Paşa Meydanı gibi vatandaş ile paylaşılsa ve halkın görüşü alınsaydı…
O zaman belki salon kendiliğinden dolar, vatandaş, karar alma sürecinde kendinin de payı olduğunu düşünerek sahiplenir, kent için öncelik olarak görmese de karar alma mekanizmasında bir nebze katkısı olduğu için başkanı yalnız bırakmazdı.
Ama maalesef bunlar nedense hiç mi hiç düşünülmüyor.
Sonuçta koca proje değil başkanın sitemi gündem oluyor.