Balıkesir Politika Gazetesi yazarı Hilmi Duyar, geçenlerde yaptığı bir röportajda Türkiye'nin ilk kadın çıraklık eğitim merkezi öğretmeni,

“Balıkesir Aşı” ve “Türk Ailesi El Kitabı” isimli yemek kitaplarının yazarı,

Hayatını Balıkesir'in yöresel yemek kültürünün unutulmamasına adayan eğitim savaşçısı Meral Taşlı'ya soruyor:

“İtalya’nın Pizza’sı, Meksika’nın Taco’su, İspanya’nın Paella’sı, Almanya’nın Sauerbraten’i Japonya’nın Sushi’si meşhurdur.

Sizce Türkiye’nin en meşhur yemeği nedir?”

Şu cevabı veriyor Meral Taşlı:

“Tarhana.

Tarhana tamamen Türkiye'de yapılır ve çok çeşidi vardır.

Tarhana üzerinde yoğunlaşılırsa, Sushi’yi bile sollar.

Çünkü tarhanadan çok fazla alt ürün üretebiliyor.

Cips yapabilirsiniz.

Hamur yapıp ekmek yapabilirsiniz.

Çorba yapabilirsiniz.

Köfte gibi şeyler yapabilirsiniz.

Ve tarhana çok besleyicidir.

İçinde her şey olduğu için tam besindir ve başka bir kültürde yok.

Pizza dediğiniz zaman bütün dünya biliyor, tarhana deyince bizden başka bilen yok.

Tarhananın, mayalısı var, mayasızı var, nohutlusu var, güneşte bırakılanı var, acılısı var, var oğlu var.

Uşak Tarhanası meşhur fakat Balıkesir’in de çok güzel tarhanası var.

Madra Dağı'nda eskiden kum kestanesi diye bilinen bir tür vardı.

Madra dağlarını yok edince, o kestaneler de yok oldu.

Küçük bir kestane çeşidiydi.

Dış kabuğunu soyduğunuzda iç kabuk da çıkardı.

Büyüklerimiz küflenmesin diye kumun içinde sakladıkları için Kum Kestanesi olarak bilinirdi.

Tarhana çorbası yapıldığında sobanın üstünde közlenen o küçük kestanelerden çorbanın içine atılırdı.

Kimileri tarhanaya börülce katar.

Tarhananın sınırı yok.

Yeter ki kıymetini bilelim.”

Tarhana, bir kültür, bir gelenek, bir miras…

Rahmetli annemden biliyorum, güneşte kurusun diye günlerce bir çarşafın üstüne yayardı tarhanayı…

Meğer yıl boyunca içtiğim o lezzetli tarhana çorbalarında,

Haberimin bile olmadığı büyük bir “sabır”, koca bir “emek”, köklü bir “gelenek saklıymış.

Ama ne yazık ki…

Bu emek,

Bu gelenek,

Bu tat,

Marketten alınan hazır paketlerin gölgesinde kaldı.

Kıymetini bilmediğimiz nice “kültürel değer” gibi tarhanamız da her geçen gün anne elinin lezzetini, emeğini, ruhunu kaybetti…