Siyasi partiler, demokratik sistemin vazgeçilmezleridir.

Demokrasilerde, onları kaldırıp yerine başka bir yapı koyamazsınız.

Siyasi Partiler Kanunu’nda, siyasi partilerin amacı açıkça tanımlanmıştır.

Siyasi partiler; Anayasa ve kanunlara uygun olarak, seçimler yoluyla milli iradenin oluşmasını sağlayarak, demokratik bir devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmasını hedefler.

Amaç nettir.

Siyaset, toplumu ileriye taşımak için yapılır.

Peki siyasi partilerimiz kendilerinden beklenen işlevleri ne kadar yerine getirebiliyorlar?

Şimdi uygulamaya bakalım.

Siyasi partilerimizin yapısına baktığımızda üye, delege, teşkilat, milletvekili ve halk arasında iç içe geçmiş bir ilişki ağı görürüz.
Ancak bu ilişkiler çoğu zaman sağlıklı bir zeminde ilerlemez.

Parti üyesi “iş” ister…

Delege “mevki” ister…

Teşkilat “yetki” ister…

Siyasetçi “güç” ister…

İsteklerin böyle iç içe geçtiği bir yapıda, siyasi partilerin asıl görevlerini yerine getirmesi zorlaşır.

Oysa olması gereken bellidir:

Siyasi partiler, öncelikle kendi içlerinde şeffaf ve ilkeli olmalıdır.

Kişisel çıkar peşinde koşanlara kapılarını en baştan kapatmalıdır.

Siyaset, bireysel güç elde etme aracı değil; toplumu güçlendirme sorumluluğudur.

Toplumun, siyasi partilerden beklentisi bu yöndedir.

Ancak bu zihniyete sahip insanlardan oluşan siyasi partiler, kendilerinden beklenen işlevleri yerine getirebilirler…

Ancak bu zihniyete sahip insanlardan oluşan siyasi partilerle sosyal refaha, adalete ve güçlü bir devlete ulaşabiliriz.

Siyaset anlayışı, günlük hayatımızın her alanını doğrudan etkiler.

Eğitimi etkiler.

Ekonomiyi etkiler.

Kültürü, sporu, medyayı etkiler.

Hiç ilgisi olmayan alakasız bir konuda bile siyaset karşımıza çıkabilir.

İç içe geçmiş böyle bir sistem içinde, “siyaset” ve “siyaset anlayışı”nın etkilemediği bir alan neredeyse yoktur.

Bu, Susurluk siyaseti adına da böyledir.

Yerel siyasetçilerimizin anlayışı da şehrimizin eğitimini, ekonomisini, kültürünü, sporunu, kısacası her şeyi ve herkesi etkiler.

Bu yüzden siyasetçilerimizin tek bir hedef olmalıdır; İnsanı merkeze almak ve toplumu mutlu kılmak.

Şimdi bu düşüncelerim doğrultusunda yazımın başlığında sorduğum soruya gelecek olursak…

Şehrimizdeki siyasi partiler ve siyasetçiler kısır tartışmalarla zaman kaybetmek yerine, kavga ederek değil, birlikte üreterek hareket etmelidir.

Siyasette amaç;

Susurluk’umuzun kalkınması, gelişmesi, ilerlemesi olmalıdır.

Siyasette amaç;

Susurluk’a değer katmak olmalıdır.

Siyasette amaç;

Ayrıştırmak değil birleştirmek olmalıdır…

Neticede geriye kalan; yapılan tartışmalar değil, şehre bırakılan hizmetlerdir…